Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bir parfüm fabrikasında meydana gelen patlamada altı işçi hayatını kaybetti.
Yine aynı tablo: yanan bedenler, sarsılan aileler ve olaydan sonra gelen gözaltılar…
Türkiye bir kez daha iş güvenliğinde sınıfta kaldı. Testi kırıldı, ama biz hâlâ “neden kırıldı” sorusuna değil, “kim kırdı” tartışmasına takıldık.
Yıllardır aynı senaryo. Olay olur, rapor tutulur, birkaç kişi gözaltına alınır, sonra unutulur.
Ama o testiler hep kırıldıktan sonra aklımız başımıza gelir. Nasrettin Hoca’nın “Testiyi kırmadan tokatlayamadım” dediği fıkrayı hatırlatıyor her seferinde bu ülke.
Biz, o tokadı zamanında atmayı hâlâ öğrenemedik.
Oysa kâğıt üstünde her şeyimiz tam. Avrupa standartlarına uygun mevzuatlar, yönetmelikler, risk analiz raporları, eğitim belgeleri…
Ama o belgeler tozlu klasörlerde kalıyor. Gerçek tehlike, üretim hattında değil; “nasıl olsa bir şey olmaz” diyen zihniyette başlıyor.
Ben bir mühendisim. Yıllar önce iş güvenliği uzmanlığı eğitimi aldım. Tehlike sınıflarını, risk analizlerini, yangın eğitimlerini bilirim.
Ama bir fabrikada yaşanan feci bir iş kazasında, eğitimsiz bir işçinin pres makinesine sıkışarak ölmesi bana her şeyi öğretti. O gün sınava girmedim.
Çünkü anladım ki; bu ülkede iş güvenliği uzmanı olmak, çoğu zaman sistemle savaşmak demek.
Patronun maaşını verdiği kişi, patronun çizdiği sınırdan öteye geçemiyor.
Yani prosedüre sadık kalmak, işsiz kalmak anlamına geliyor.
Ben işsizliği seçtim — çünkü onursuz bir suskunlukla yaşamaktansa vicdanla durmayı tercih ettim.
Bugün Dilovası’nda yitirdiğimiz canlar, işte bu sessizlik zincirinin son halkası.
Risk analizleri yapılmış mıydı? Acil durum eğitimleri gerçekten verilmiş miydi? Yoksa bir yerlerde “tamamlandı” diye imzalanan bir evrak mı vardı?
Sanayi bölgesi olmakla övündüğümüz Marmara, artık “iş cinayetleri haritası” olmamalı.
Denetim, kaza sonrası değil, kaza ihtimali doğmadan önce yapılmalı.
Yaptırımlar caydırıcı olmalı; cezalar olaydan sonra değil, olaydan önce korkutmalı.
Bir ülkenin gelişmişliği, gökdelenlerinin yüksekliğiyle değil, işçisinin eve sağ salim dönebilmesiyle ölçülür.
Biz hâlâ testiyi kırmadan önlem almayı öğrenemedik. Ama artık öğrenmek zorundayız… Çünkü o testinin içinde insan var.
Hatta, meslek odaları ve meslek erbapları da artık ellerini vicdanlarına koysunlar — cüzdanlarına değil.
Mühendis · Eğitimci · Yazar