Su Krizi: Halkın Suçu Değil, Devletin ve Sermayenin Sorumluluğu
Türkiye’de yıllardır aynı cümle tekrar ediliyor:
“Musluğu kapatın, duşta fazla kalmayın, tarımda israf etmeyin.”
Elbette bireysel tasarruf önemlidir. Ancak, gerçek tabloya bakıldığında su kıtlığının asıl sorumlusu halk değil, büyük endüstriler, yanlış politikalar ve rant projeleridir.
Su Kıtlığının Temel Nedenleri
Uluslararası Boyut: İklim ve Teknoloji Müdahaleleri
Küresel ölçekte kullanılan iklim mühendisliği teknolojileri, chemtrail iddiaları ve yapay yağış rejimleri tartışma konusudur. Bu uygulamalar, doğal iklim döngüsünü bozarak kuraklık ve aşırı yağış döngülerine yol açmaktadır. Türkiye gibi su kaynakları kırılgan ülkeler, bu manipülasyonların sonuçlarını daha ağır hissetmektedir.
Halkın Değil, Devletin Sorumluluğu
Unutulmamalıdır ki; suyun korunması ve adil dağıtımı bireysel tasarruf çağrılarıyla değil, devlet politikalarıyla sağlanabilir.
Devlet, sanayinin kontrolsüz su tüketimine sınırlama getirmelidir.
Tarımsal sulamada modern teknolojiler desteklenmeli, üretici yalnız bırakılmamalıdır.
Yeraltı suları için kota ve denetim mekanizması oluşturulmalıdır.
Su kaynakları üzerinde rant değil, kamu yararı esas alınmalıdır.
Vatandaşa sürekli “musluğu kapat” demek çözüm değil, suyun yönetimini şeffaf ve adil hale getirmek gerçek çözümdür.
Sonuç: Suyu Yöneten, İnsanı da Yönetir
Su bir insan hakkıdır; ticaretin, rantın ve siyasetin oyuncağı olamaz. Eğer suyu küresel şirketler, rant grupları ve çıkar çevreleri yönetirse; yarın sadece susuzluk değil, bağımsızlık da kaybedilir.
Bu nedenle çağrımız nettir:
Türk vatandaşını mağdur etmeyin. Devlet, ister savaşsın ister müzakere etsin, ister kazansın ister kaybetsin… Su meselesi vatandaşın değil, devletin çözmesi gereken bir sorundur.