Geçtiğimiz günlerde orta yaşlarını geride bırakmış, 60–65 yaşlarında bir kişinin
Sohbet sırasında TikTok’ta yayın yaptığını, kazandığı parayı hiç dokunmadan ihtiyaç sahiplerine gönderdiğini söyledi. Merak ettim, sistemin nasıl işlediğini sordum. Anlattıkları aslında modern çağın en çarpıcı gerçeğini gözler önüne seriyordu.
Canlı yayın açıyor, izleyiciler ona “rozet” adı verilen sanal hediyeler gönderiyor. Bu rozetlerin para karşılığı var. Mesela bir “gül” göndermek 9 lira. Ancak TikTok bunun 5 lirasını kendine alıyor, yayıncıya yalnızca 4 lirasını veriyor. Yani milyarlarca kullanıcısı olan bu platform, sadece sanal hediyeler üzerinden günlük yüz milyonlarca dolar kazanıyor.
Kültürel ve Ahlaki Tehdit
Bu sistem yalnızca ekonomik değil, kültürel ve ahlaki bir tehdidi de beraberinde getiriyor. Çünkü kolay para, insanın hem emeğini hem de ahlakını çürütüyor. Kişinin sözleri çarpıcıydı:
“Bir akşam, sadece iki saatlik yayında 60–70 bin lira kazanan arkadaşlarım var.”
Şimdi düşünün, bu kadar para kazanabilen bir insan çalışır mı? Çalışmayı bırakın, o parayı kaybetmemek için namusunu bile gözden çıkarır. Nitekim çıkaranların da olduğunu biliyoruz. İşte asıl felaket burada başlıyor.
Küresel Güçlerin Gizli Hedefi
Unutmayalım, bu tür platformların merkezleri Çin gibi devasa güçlere ait. Amaç yalnızca eğlence ya da teknoloji üretmek değil; toplumların ahlakını, emeğe bakışını ve üretim anlayışını değiştirmek. Yani hem cebimizi boşaltıyorlar hem de kültürel değerlerimizi aşındırıyorlar.
Bir yandan gençlerimizi bağımlı hale getiriyor, diğer yandan milyarlarca doları ülkelerinden dışarıya akıtıyorlar. Böylece toplumlar “tüketen kitle” haline geliyor.
Tehlikenin Farkında Olmak
Burada sorumluluk yalnızca devletlere değil, bizlere de düşüyor. Hükümetler bu platformlara ciddi yaptırımlar uygulamazsa, bu gidişatı durdurmak çok zor. Ancak anne babaların, öğretmenlerin ve toplum büyüklerinin de çocukları bu tuzaklardan koruması şart.
Bugün edepli, ahlaklı Türk gencini korumak için uyanık olmalıyız. Çünkü bu sadece bir “uygulama meselesi” değil; gelecek nesillerin kimliği, kültürü ve ahlakı meselesidir.
Rabbim hepimizin nefsini muhafaza eylesin. Çünkü bu çağda imtihan çok ağır. Ekranlardan akan renkli hediyelerin, aslında karanlık bir geleceğin tuzakları olduğunu görmek zorundayız.
Türk vatandaşı için en büyük şeref; alın teriyle, emeğiyle, helal lokmasıyla yaşamaktır. Çocuklarımızı bu sahte cazibelerden, bu tehlikeli oyunlardan uzak tutmak hepimizin görevi olmalı.