Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşmayla küresel siyasetin gündemine oturan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası sistemin mevcut yapısına dair eleştirel bir analiz sundu. Forum, 17-19 Nisan 2026 tarihleri arasında küresel siyasetin en kritik başlıklarının tartışıldığı önemli bir platform olarak öne çıktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılış konuşması, sadece diplomatik bir açılış olmanın ötesinde, uluslararası sistemdeki dönüşüme dair derin bir çerçeve çizdi.
Erdoğan, küresel sistemdeki değişimi ‘güç bunalımı’ ve ‘istikamet buhranı’ kavramlarıyla açıklarken, bölgesel krizler, normatif düzenin aşınması ve jeopolitik rekabetin sertleşmesi gibi unsurları bütüncül bir bakış açısıyla ele aldı. Konuşma, uluslararası ilişkiler literatüründe ‘küresel sistem krizi’ olarak tanımlanabilecek bir döneme işaret ederek, mevcut düzenin sürdürülebilirliğine dair önemli soruları gündeme getirdi. Erdoğan, barış, istikrar ve adaletin yalnızca güçle değil, aynı zamanda dayanışmayla sağlandığını vurgulayarak, gücün normatif değerlerden arındırılmış bir şekilde salt belirleyici faktör olarak sunulmasına karşı çıktı. Bu durumun, sistemin sadece işlevsel değil, aynı zamanda derin bir meşruiyet ve istikamet krizi yaşadığını gösterdiğini belirtti.
‘Kural temelli uluslararası sistem’ anlayışına yönelik eleştirilerde bulunan Erdoğan, mevcut düzenin pratikte güç ilişkilerine göre şekillendiğini ve bunun da uluslararası hukukun ve insan hakları normlarının seçici işletilmesine yol açtığını ifade etti. Gazze’de yaşanan insanlık dramını, uluslararası sistem eleştirisinin en somut örneği olarak gösteren Erdoğan, mevcut düzenin İsrail saldırganlığı karşısındaki yetersizliğini ve ahlaki meşruiyetini sorguladı. Konuşmada, Gazze’de hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı ve insani krizin boyutları rakamlarla ortaya konuldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hürmüz Boğazı’na ilişkin açıklamalarıyla Körfez ülkeleriyle dayanışma mesajı verirken, seyrüsefer serbestisinin korunması gerektiğini vurguladı. Bu yaklaşım, küresel enerji arz güvenliği ve Körfez ülkelerinin enerji ihracat kapasitesinin korunmasına yönelik güçlü bir destek olarak değerlendirildi. Konuşmada ayrıca, Afrika ve Balkanlar’daki barış ve istikrarın sürdürülmesi yönündeki Türkiye’nin proaktif rolüne de dikkat çekildi. Türkiye’nin, NATO’nun geleceğine yönelik Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak olması da hatırlatıldı.
Avrupa Birliği ile ilişkilerde tam üyelik hedefini yineleyen Erdoğan, Türkiye’nin Avrupa güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti. AB’nin ‘istikamet sorunu’ yaşadığına dair eleştirisiyle birlikte, Türkiye’nin hem tam üyelik iradesini sürdüren hem de eleştirel bir perspektif geliştiren çift yönlü yaklaşımı vurgulandı. Konuşmanın genelinde, diplomasinin yeniden tanımlanması, barış, istikrar, adalet ve ortak dayanışma üzerinden küresel sistemin daha adil ve kapsayıcı bir şekilde yeniden inşa edilmesi gerektiği mesajı verildi.