Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, Nisan ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, küresel gerilimlerin ekonomiye etkilerine ve Türkiye’nin yatırım potansiyeline dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Baran, vergi sisteminde sadeleşme ve tek oran uygulaması çağrısı yaparak, özellikle kurumlar vergisinin %15’e indirilmesini önerdi.
Küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimlerin enerji ve ticaret dengelerini sarstığını belirten ATO Başkanı Baran, bu durumun küresel enflasyon üzerinde de baskı oluşturduğunu söyledi. Özellikle İran, İsrail ve ABD ekseninde yaşanan gerilimlerin, denizcilik sektöründe benzeri görülmemiş bir tıkanıklığa yol açtığını ve tedarik zincirlerinin kırılganlığını gözler önüne serdiğini vurguladı. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin enerji, gübre, lojistik ve sigorta maliyetlerini etkileyerek küresel enflasyonda yükselişe neden olduğunu ifade eden Baran, “Hürmüz’deki fiili kısıtlamalar, denizcilik sektöründe benzeri görülmemiş bir tıkanıklığa yol açtı. Enerjiden gübre fiyatlarına, lojistikten sigorta maliyetlerine kadar tüm alanları etkileyen bu dar hat, küresel enflasyonda da yükselişe yol açıyor. Avrupa’dan Asya’ya kadar bütün ülkeler Hürmüz konusunda bir an önce anlaşmanın sağlanmasını bekliyor” dedi.
Küresel ekonomideki belirsizlik ortamına rağmen, Türkiye’nin “Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı” ile yatırımlar açısından güçlü bir vizyon ortaya koyduğunu dile getiren Baran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan programın Türkiye’nin güvenli liman olma özelliğini pekiştirdiğini belirtti. Program kapsamında ihracatçılara yönelik vergi avantajlarının dikkat çekici olduğunu kaydeden Baran, imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisinin %20’den %9’a, imalatçı olmayan ihracatçılar için ise %20’den %14’e düşürüleceğini hatırlattı. Transit ticaret ve yurt dışı alım-satım faaliyetlerinden elde edilen kazançlara yönelik istisnaların artırılacağı, yüksek katma değerli hizmet ihracatına yönelik kazanç istisnasının ise %100’e çıkarılacağı bilgisini paylaştı. Ayrıca, İstanbul Finans Merkezi’ne taşınan şirketlere 20 yıl boyunca kurumlar vergisi istisnası sağlanacağı ve merkezini farklı bir noktaya taşıyanlara %95 oranında istisna uygulanacağı da programda yer alıyor.
Yatırım süreçlerinin sadeleştirilmesine yönelik “Tek Durak Büro” uygulamasının önemine de değinen Baran, bu düzenlemelerin yatırımcıların en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında geldiğini ve Türkiye’nin yatırımcı dostu bir ülke olma özelliğini güçlendireceğini ifade etti. Programın girişimcilik altyapısını güçlendirmeye yönelik boyutuna da değinen Baran, start-up ekosistemine yönelik teşvikler, dijital şirket uygulamaları ve finansmana erişimi kolaylaştıran düzenlemelerin genç girişimciler için önemli fırsatlar sunduğunu belirtti.
Küresel belirsizlikler ve maliyet baskıları nedeniyle şirket karlılıklarının zayıfladığını kaydeden Baran, KOBİ’lerin vergi yükünün hafifletilmesi gerektiğini vurguladı. Farklı oranlardaki kurumlar vergisi uygulamalarının mevzuata uyumda zorluk oluşturduğunu ve vergi adaleti ile rekabet açısından sorunlara yol açtığını belirten Baran, iş dünyası olarak düşük oranlı vergi politikalarının ekonomik faaliyetleri artırarak vergi gelirlerinde de artış sağlayacağını her fırsatta dile getirdiklerini söyledi. Baran, “Vergide adalet ve rekabet için yedi ayrı oranda uygulanan kurumlar vergisinin %15 olarak tek orana indirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.” dedi.
Önerdikleri tek oranlı vergi modelinin en başarılı örneklerinden birinin İrlanda olduğunu vurgulayan Baran, İrlanda’nın yerli ve yabancı tüm şirketlere uyguladığı %12,5 kurumlar vergisi oranıyla Avrupa Birliği içinde en çok yatırım çeken ve kişi başına milli gelirini en fazla artıran ülkelerden biri haline geldiğini belirtti. Baran, “Vergi oranlarında makul ve dengeli bir iyileştirme, işletmelerimizin öz kaynaklarını güçlendirecek, yatırım iştahını artıracak ve kayıtlı ekonomiyi teşvik edecektir. Böylelikle ekonomimizin bütünü, tedarik zincirinin tamamı desteklenmiş olacaktır” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.
ATO Başkanı Baran, üretimi, ihracatı, istihdamı ve yatırımı teşvik eden, Türkiye ekonomisini güçlendirecek her türlü programı desteklediklerini de ekledi.