UEFA Başkanı Aleksander Ceferin, Türkiye’nin futbol alanındaki gelişimini takdirle karşılayarak, ülkenin artık “gelişmekte olan” bir ülke olmadığını, doğrudan büyük bir futbol ülkesi statüsüne ulaştığını belirtti. Ceferin, Türkiye’deki statlar, taraftar kültürü, kulüp yapıları ve genel futbol atmosferinin Avrupa’nın önde gelen ülkeleriyle rekabet edebilecek düzeyde olduğunu vurguladı. UEFA Başkanı, “Türkiye’de futbol sadece maç günlerinde değil, her gün önem taşıyor. Bu, ülkenin en büyük gücü” ifadeleriyle Türk futbolunun dinamizmine dikkat çekti.
Ceferin, İstanbul’a verilen 2019 UEFA Süper Kupa, 2023 UEFA Şampiyonlar Ligi finali ve 2026 UEFA Avrupa Ligi finali gibi önemli organizasyonların tesadüf olmadığını söyledi. Bu kararların temelinde, Türkiye Futbol Federasyonu’na ve İstanbul’a duyulan güvenin yattığını belirtti. Beşiktaş Park’ta oynanacak 2026 Avrupa Ligi finaline özel olarak değinen Ceferin, “İstanbul, Avrupa’nın en büyük futbol şehirlerinden biri. Buraya dönmek her zaman bir zevk” diyerek şehrin futbol kimliğini övdü.
2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’na İtalya ile birlikte ev sahipliği yapacak olan Türkiye’nin tesisleşme konusundaki ilerlemesine de dikkat çeken Ceferin, bu alanda Avrupa’nın önüne geçtiğini ifade etti. Pek çok Avrupa ülkesinin stat yatırımları konusunda somut adımlar atamamasını örnek gösteren Ceferin, Türkiye’nin modern tesisler inşa ederek büyük bir fark yarattığını kaydetti.
Türk Milli Takımı’nın potansiyeline vurgu yapan Ceferin, Türkiye’nin 2026 FIFA Dünya Kupası’na katılması gerektiğini savundu. Türkiye gibi bir ülkenin Dünya Kupası’nda 24 yıl beklemesinin doğru olmadığını belirten Ceferin, ay-yıldızlı ekipten cesur ve rekabetçi bir performans beklediğini dile getirdi. Rakiplerin eşleşmekten kaçınacağı bir milli takım görmek istediğini sözlerine ekledi.
Türk Milli Takımı’nın orta saha kalitesini Avrupa’nın en iyileri arasında gösteren Ceferin, Arda Güler ve Kenan Yıldız gibi genç oyuncuları “olağanüstü yetenekler” olarak tanımladı. Hakan Çalhanoğlu’nun ise takıma liderlik ve tecrübe kattığını belirterek, Türkiye’nin asıl gücünün takım ruhunda yattığını söyledi.
Ceferin, Türk kulüplerinin Avrupa’daki başarılarının istikrarlı bir şekilde devam etmesi gerektiğine dikkat çekti. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Başakşehir ve Sivasspor gibi kulüplerin Avrupa’daki performanslarının önemini vurgulayan Ceferin, kulüplerin duygusal kararlar yerine uzun vadeli planlamaya odaklanması gerektiğini belirtti. Ayrıca altyapı, hakemlik, mali disiplin ve kadın futboluna yatırım yapılması çağrısında bulundu. Ceferin, İbrahim Hacıosmanoğlu ile olan profesyonel ve yapıcı ilişkisine de değinerek, Türk futbolunda şeffaflık ve güven ortamının yeniden tesis edilmesi adına yürütülen çalışmaları değerli bulduğunu sözlerine ekledi.