Türkiye Yeşilay Cemiyeti tarafından hazırlanan ve alkol kullanımının bireysel, toplumsal ve ekonomik etkilerini detaylı bir şekilde inceleyen yeni rapor, dikkat çekici bulgularla kamuoyunun gündemine oturdu. Raporda, Türkiye’de 15 yaş ve üzeri nüfusun %20,8’inin hayatında en az bir kez alkol kullandığı, bu oranın dünya genelindeki alkol kullanım bozukluğu yaygınlığı ile karşılaştırıldığında önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, alkol kullanmaya başlama yaşının ortalama 19,4 olarak belirlenmesi. Ancak, alkol deneyimi yaşayan katılımcıların yarısının ilk alkol deneyimini 18 yaş veya daha erken yaşta yaşadığına dikkat çekildi. Özellikle erkeklerin alkole başlama yaşının kadınlara göre daha düşük olması, bu konuda acil önlemler alınması gerektiğini gösteriyor.
Alkol kullanımına başlamada en etkili faktörler ise şöyle sıralanıyor:
Bu bulgular, gençlerin sosyal çevrelerinin ve eğlence anlayışlarının alkol kullanımındaki rolünü vurguluyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, alkol kullanımı dünya genelinde her yıl 2,5 milyondan fazla ölüme neden oluyor. Alkol, karaciğer hastalıkları, kanser, kalp ve damar hastalıkları, beyin işlevlerinde bozulma ve psikolojik sorunlar gibi 200’den fazla hastalık ve sağlık sorunuyla doğrudan ilişkili. Türkiye’de alkol kullanım bozukluğu yaygınlığı ise %4,8 olarak ölçüldü.
Raporda ayrıca, toplumun alkolle mücadelede koruyucu politikalara olan desteğinin yüksek olduğu belirtildi. Katılımcılar, öğrenci yurtları, spor kulüpleri ve kafelerde alkol satışının yasaklanması, alkol reklam ve promosyon faaliyetlerinin sınırlandırılması, benzin istasyonlarında satış yapılmaması ve satış saatlerine yönelik düzenlemeler gibi uygulamalara önemli ölçüde destek verdiklerini ifade ettiler.
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, bağımlılıkların günümüzün en büyük toplumsal risklerinden biri olduğunu vurgulayarak, alkolün sosyalleşme ve eğlenceyle ilişkilendirilmesinin yanlış bir algı yarattığını belirtti. Dinç, “Hiçbir insanımızın zarar görmesini, sağlığını, geleceğini ve sevdiklerini kaybetmesini istemiyoruz. Dünya Sağlık Örgütü, alkol kullanımında güvenli bir alt sınır bulunmadığını ifade ediyor. Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon 600 bin insan alkol nedeniyle hayatını kaybediyor.” dedi.
Dinç, alkolün trafik kazaları, şiddet olayları, suç davranışları ve aile içi sorunlarla da yakından ilişkili olduğunu hatırlatarak, toplumun daha dikkatli ve koruyucu bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini söyledi. Yeşilay’ın 81 ilde hizmet veren Yeşilay Danışmanlık Merkezleri (YEDAM) aracılığıyla ücretsiz ve gizlilik esasına dayalı destek sunduğunu belirten Dinç, geçen yıl alkol nedeniyle 1.500’ün üzerinde başvuru aldıklarını ve bağımlılıkta tedavinin mümkün olduğunu vurguladı.
Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Rabia Bilici, alkol kullanımına başlama yaşının geciktirilmesinin bağımlılıkla mücadelede kritik öneme sahip olduğunu ve gençlerde farkındalık oluşturmanın önemini belirtti. Beynin karar verme ve dürtü kontrolünden sorumlu bölgelerinin gelişiminin genç yetişkinlik dönemine kadar devam ettiğini hatırlatarak, yaş sınırlamalarının koruyucu bir işlev gördüğünü vurguladı.
Prof. Dr. Ayşe Nurdan Tözün, alkolün karaciğer yağlanmasından siroza kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarına neden olabildiğini belirterek, “Alkol bilinçli bir çılgınlıktır.” dedi ve sağlığa zarar verecek maddelerden uzak durulması gerektiğini ifade etti.
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tülay Eren ise alkolün kanserin başlıca risk faktörlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, “Birçok kişi düşük veya ara sıra alkol kullanımının herhangi bir zarara yol açmadığını düşünüyor. Oysa bilimsel veriler, alkolün güvenli bir kullanım düzeyi olmadığını ve kanser riskini artırabildiğini gösteriyor. Bu sebeple biz bir kadehten bir şey olmaz diyenlerin aksine bir kadehten bir şey olur diyoruz.” şeklinde konuştu.