Dijital Şiddet ve Siber Zorbalıkla Mücadelede Medyanın Rolü Ankara’da Masaya Yatırıldı

Dijital Şiddet ve Siber Zorbalıkla Mücadelede Medyanın Rolü Ankara’da Masaya Yatırıldı
Yayınlama: 26.06.2026
A+
A-

Ankara Kent Konseyi’nde, Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) tarafından ‘Dijital Şiddet: Gençler Arasında Siber Zorbalığı Önlemede Medyanın Sorumluluğu’ başlıklı önemli bir panel düzenlendi. Panele, TİMBİR yöneticileri, akademisyenler, medya temsilcileri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri yoğun ilgi gösterdi.

Siber Zorbalık Toplumsal Bir Sorun Haline Geldi

Panelin açılış konuşmasını yapan TİMBİR Genel Başkanı Dr. Süleyman Basa, siber zorbalığın artık sadece bireysel bir sorun olmaktan çıkıp toplumsal bir boyut kazandığını belirtti. Dijital dünyanın gençlerin eğitimden sosyalleşmeye kadar hayatlarının her alanında aktif bir rol oynadığını vurgulayan Basa, medyanın bu alanda doğru, etik ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla hareket etmesinin altını çizdi. Basa, “Dijitalleşmenin hayatımızın her alanını kuşattığı bir çağda yaşıyoruz. Artık gençlerimiz sadece sokaklarda değil, ekranların arkasında da bir hayat kuruyor; eğitim alıyor, sosyalleşiyor, fikir üretiyor ve kendilerini ifade ediyorlar. Ancak ne yazık ki dijital dünyanın sunduğu bu büyük fırsatlar, beraberinde ciddi riskleri de getiriyor.” dedi.

TİMBİR Yüksek İstişare Kurulu Genel Sekreteri Prof. Dr. Zakir Avşar ise iletişim teknolojilerinin dönüştürücü gücüne dikkat çekerek, bu dönüşümün sunduğu fırsatlar kadar yeni risk ve tehditleri de beraberinde getirdiğini ifade etti. Avşar, “Biliyorsunuz ki iletişim teknolojileri sürekli gelişiyor, değişiyor. Bütün hayatımızı, hayatımızın bütün süreçlerini değiştiriyor ve dönüştürüyor. Bu dönüşümün bazen çok müspet neticeleri oluyor ama bazen de hiç ummadığımız şekilde başka başka risk ve tehditleri de karşımıza çıkarıyor. Doğal olarak teknolojiden vazgeçemeyeceğimize veya onu durduramayacağımıza göre, onun bize sunacağı nimetlerden faydalanırken, sorunlara yönelik olarak da elbette kafamızı yormamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Dijital Şiddetin Kapsamı ve Etkileri

Panelin ilk oturumunda, Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ceyda Kuloğlu dijital şiddetin tanımı, türleri ve mücadele yöntemleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Kuloğlu, dijital şiddetin gerçek hayattaki şiddet biçimlerinin dijital ortama taşınmasıyla ortaya çıktığını ve fiziksel temas içermese de mağdurlar üzerinde ciddi etkiler bıraktığını belirtti. “Yalnızca kötü bir yorumdan ya da rahatsız edici bir mesajdan bahsetmiyoruz burada. Taciz, tehdit, takip, mahremiyet ihlali, şantaj, kimlik hırsızlığı, ekonomik kontrol ya da organize linç gibi aslında birçok yeni alandan bahsediyoruz. Burada önemli olan nokta şu; şiddetin ekran üzerinden gerçekleşiyor olması, onun etkisini azaltmıyor. Bir kişiye fiziksel olarak herhangi bir şekilde dokunulmamış olması onun zarar görmediği anlamına gelmiyor. Dijital şiddet de gerçek bir şiddet biçimi olarak değerlendiriliyor.” dedi.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Nazif Kutay Erden, dijital şiddetin görünmez olmasına rağmen bireyler üzerinde ağır sonuçlar doğurabildiğini vurgulayarak, dijital dünyanın yeni bir mücadele alanına dönüştüğünü ifade etti. “Gelişen teknolojiyle birlikte artık insanoğlu hiç olmadığı kadar büyük bir meydanda yaşıyor ve bu meydanda da adeta bir savaş veriyor. Bu meydanın adı dijital dünya.” diye konuştu.

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Nimet Özgül Ünsal ise dijital şiddet ve siber zorbalığın teknik yönlerine değinerek, internet ve sosyal medyanın dönüştürücü etkisine karşın kişisel verilerin korunmasının önemini vurguladı. Ünsal, “İnternetin hayatımıza girmesiyle birlikte bizim bütün yapılarımız değişmeye başladı. Ahlaki yapılarımız değişmeye başladı, alışkanlıklarımız değişmeye başladı, toplumsal yapımız değişmeye başladı. İlk dönemlerde ‘Ben bundan önce bilgisayar mı kullanıyordum?’ diyerek direnen yetişkin kesimin yerini artık ‘Ben her şeyi biliyorum.’ diyen bir genç kesim aldı. Bugün yetişkinlerin de bu dönüşüme hızla uyum sağladığını görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eyüp Sabri Erbiçer, siber zorbalıkla mücadelede çocuk ve gençlerin ihtiyaçlarına yönelik önleme ve müdahale programlarının geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Erbiçer, “İşin tamamen toplumsal bir olguya dönüştüğü bu noktada, özellikle risk grubunda yer alan çocuklarımızı ve gençlerimizi bu problemle başa çıkabilmeleri için nasıl koruyabiliriz veya onlara ne gibi önleme ve müdahale hizmetleri sunabiliriz? Biraz aslında bu konulara değinmek istiyorum.” dedi.

Medyanın ve Ailenin Rolü

Panelin ikinci oturumunda, TİMBİR Başkanvekili ve GİMER Başkanı Av. Cüneyd Altıparmak, dijital şiddetle mücadelede akademik çalışmaların saha deneyimleriyle desteklenmesi gerektiğini söyledi. Kent Sosyoloğu Dr. Halil Ecer ise dijital şiddetin artık yalnızca teknolojik değil, toplumsal bir mesele haline geldiğini vurgulayarak, dijital alanların bireylerin yaşamını şekillendiren yeni bir sosyal mekâna dönüştüğünü belirtti. Dr. Ecer, “Artık dijital alanları yalnızca bir araç olarak değil, başlı başına bir ‘mekân’ olarak ele almak zorundayız. Çoğu zaman kontrol edemediğimiz bu alanları, gidişatın nereye evrileceğini öngörebilmek adına göç ettiğimiz yeni bir ‘şehir’ olarak tanımlamalıyız.” dedi.

KKTC Genç TV İmtiyaz Sahibi Ertan Birinci, teknolojinin gelişimiyle medyanın büyük bir dönüşüm geçirdiğini ve dijitalleşmenin medya alışkanlıklarını köklü şekilde değiştirdiğini ifade etti. Edirne Ahval Gazetesi İmtiyaz Sahibi Nevser Eraslan, dijital şiddetin toplumsal ve psikolojik bir sorun olduğuna dikkat çekerek, ailelerin yasaklayıcı değil yol gösterici bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini söyledi. Eraslan, “Çocuklarımızı dijital dünyadan tamamen uzaklaştırmak artık ne yazık ki mümkün değil. Hatta doğru da değil. Bizim görevimiz yasaklamaktan çok rehberlik etmektir. Çocuğumuzun elindeki telefonu almak kolaydır; zor olan ise onun dijital dünyasını anlamaya çalışmaktır.” ifadelerini kullandı.

TİMBİR Şanlıurfa Bölge Başkanı Mustafa Arısüt, dijitalleşmeyle birlikte gazetecilikte haber doğrulama süreçlerinin kritik hale geldiğini belirterek, medyanın en önemli sorumluluğunun haberleri yayımlamadan önce doğrulamak olduğunu vurguladı. Arısüt, “Gazetecilikte en önemli konu haber etiğidir. Dijitalleşmeyle birlikte haberin doğrulanması artık sadece mesleki bir gereklilik değil, toplumsal güvenliği ilgilendiren bir sorumluluk haline gelmiştir.” dedi.

Program, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

Reindeer Medya İzopoint Yalıtım Sıvası - Isı, Ses, Su ve Yangın Yalıtımı