AHLAK KAYBEDİLİRSE, HİÇBİR SERVET BİR MİLLETİ KURTARAMAZ

AHLAK KAYBEDİLİRSE, HİÇBİR SERVET BİR MİLLETİ KURTARAMAZ
Yayınlama: 31.07.2026
A+
A-

AHLAK KAYBEDİLİRSE, HİÇBİR SERVET BİR MİLLETİ KURTARAMAZ

Bugün bu satırları bir iş insanı olarak değil; bu ülkenin ekmeğini yemiş, suyunu içmiş, insanını seven bir vatandaş olarak yazıyorum.

Yıllardır ticaretin içindeyim. Fabrikalar kurduk, yatırımlar yaptık, üretim yaptık, istihdam sağladık. Nice insanların sevincine de hüznüne de şahit oldum. Ancak bugün geldiğimiz noktada beni en çok düşündüren şey ekonomik kriz değildir.

Çünkü ekonomik krizler gelir, geçer.

Piyasalar düzelir.

Paralar yeniden kazanılır.

Şirketler yeniden ayağa kalkar.

Fakat bir millet ahlakını ve vicdanını kaybederse, işte onu hiçbir banka, hiçbir yatırım, hiçbir servet kurtaramaz.

Ben bugün yüksek sesle haykırıyorum:

Bu devletin ve bu milletin paradan önce ahlaklı ve vicdanlı insanlara ihtiyacı vardır.

Bugün ülkemizde nice iş insanı borç yükü altında eziliyor.

İş yerini kapatanlar var.

İflas edenler var.

Çaresizlikten hayatına son veren insanlar var.

Evine ekmek götüremediği için geceleri uyuyamayan babalar, evladının ihtiyacını karşılayamadığı için gözyaşı döken anneler var.

Bir tarafta bu acılar yaşanırken diğer tarafta servet içinde yüzen, kazancına kazanç katan insanlar var.

Elbette zengin olmak suç değildir.

Helalinden kazanılan her lokma başımızın tacıdır.

Ancak başkasının çaresizliğini fırsata çevirmek, vicdanı susturup yalnızca kazancı büyütmek, ne ticarete ne insanlığa ne de inancımıza yakışır.

Pandemi dönemini unutmadık.

Birçok ev sahibi kiraları iki katına, üç katına çıkardı.

Bazıları otomobil fiyatlarını fırsat bilerek katladı.

Temel ihtiyaç ürünlerinde bile vicdan değil, fırsatçılık konuştu.

Kriz, bazıları için dayanışma zamanı olması gerekirken, maalesef birçok kişi için kazanç kapısına dönüştü.

İşte asıl yıkım burada başladı.

Çünkü ekonomik kriz değil…

Vicdan krizi yaşadık.

Bugün doğrular yanlış gibi gösteriliyor.

Yanlışlar ise normalleştiriliyor.

Dürüst olan saf görülüyor.

Kul hakkından korkan geri kafalı ilan ediliyor.

Haksız kazanç elde eden ise “başarılı iş insanı” diye alkışlanıyor.

Oysa başarı; banka hesaplarındaki rakam değildir.

Başarı; insanların arkanızdan ettiği hayır duasıdır.

Başarı; kimsenin hakkını yemeden büyüyebilmektir.

Başarı; gece başınızı yastığa koyduğunuzda vicdanınızın size hesap sormamasıdır.

Ben buradan sadece iş insanlarına seslenmiyorum.

Siyasetçilere sesleniyorum.

Bürokratlara sesleniyorum.

Esnafa sesleniyorum.

Sanayiciye sesleniyorum.

Memura sesleniyorum.

Öğretmene sesleniyorum.

Anneye, babaya, gence sesleniyorum.

Çünkü bu mesele hepimizin meselesidir.

Bir ülkeyi sadece yollar, köprüler, fabrikalar kalkındırmaz.

Bir ülkeyi ayakta tutan; adalet, merhamet, ahlak ve vicdandır.

Eğer bunları kaybedersek geriye yalnızca beton yığınları kalır.

Bugün birbirimize yeniden güvenmeyi öğrenmek zorundayız.

Paylaşmayı öğrenmek zorundayız.

Komşumuz açken tok yatmamayı yeniden hatırlamak zorundayız.

Çünkü aç bir insanın olduğu yerde bizim bolluğumuzun bereketi olmaz.

Yetimin hakkının olduğu sofrada huzur olmaz.

Kul hakkıyla büyüyen servetin bereketi olmaz.

Belki bugün çok para kazanabilirsiniz.

Belki büyük makamlar elde edebilirsiniz.

Belki herkes size imrenebilir.

Ama bir gün geriye dönüp baktığınızda çocuklarınıza bırakacağınız en büyük miras banka hesabınız değil, karakteriniz olacaktır.

Özellikle genç kardeşlerime seslenmek istiyorum.

Sakın kolay para peşinde koşmayın.

Kısa yoldan zengin olma hayalleri kurmayın.

Emek verin.

Üretin.

Çalışın.

Alın terinizle kazanın.

Çünkü haramın üzerine kurulan hiçbir gelecek uzun ömürlü olmaz.

Bizler sizleri yetiştirmeye hazırız.

Tecrübemizi paylaşmaya hazırız.

Bilgimizi aktarmaya hazırız.

Yeter ki siz doğru yoldan ayrılmayın.

Çünkü bugünün yanlış kazançları, yarının karanlık geleceğini hazırlar.

Bugün hepimizin kendimize şu soruyu sorması gerekiyor:

Ben gerçekten helal kazanıyor muyum?

Ben kimsenin hakkına giriyor muyum?

Ben fırsatçılık yapıyor muyum?

Ben vicdanımla baş başa kaldığımda huzurlu muyum?

Eğer bu soruların cevabı bizi rahatsız ediyorsa, hâlâ geç değil.

Gelin yeniden başlayalım.

Gelin sıfırlanalım.

Haramı hayatımızdan çıkaralım.

Kul hakkından uzak duralım.

Doğruluğu yeniden hayatımızın merkezine koyalım.

Çünkü tövbe etmek yalnızca bireysel bir ibadet değildir; bazen bir milletin yeniden ayağa kalkmasının da başlangıcıdır.

İş insanı tövbe ederse piyasalar değişir.

Esnaf tövbe ederse sokaklar değişir.

Siyasetçi tövbe ederse devlet güçlenir.

Vatandaş tövbe ederse toplum huzur bulur.

Bugün en büyük ihtiyacımız yeni servetler değil…

Yeni vicdanlardır.

Yeni makamlar değil…

Yeni ahlaktır.

Yeni binalar değil…

Yeni nesillerdir.

Unutmayalım;

Para kaybedilir, yeniden kazanılır.

Şirket batar, yeniden kurulur.

Makam gider, yenisi gelir.

Ama ahlak kaybedildiğinde, güven yıkıldığında ve vicdan sustuğunda; geriye enkaz kalır.

Ben bu ülkeye inanıyorum.

Bu milletin mayasında iyilik olduğuna inanıyorum.

Yeter ki birbirimizi kandırmayı bırakalım.

Yeter ki birbirimizin hakkını yemeyelim.

Yeter ki yeniden “önce insan” diyebilelim.

Çünkü güçlü devlet, güçlü ekonomiyle değil; güçlü karakterli insanlarla kurulur.

Ve ben bugün bütün kalbimle haykırıyorum:

Ey güzel ülkem! Gel yeniden vicdanımızda buluşalım. Gel yeniden ahlakta birleşelim. Gel yeniden helal kazancın, paylaşmanın ve kardeşliğin ülkesini birlikte inşa edelim. Çünkü bu devlet de bu millet de buna fazlasıyla layıktır.

Reindeer Medya İzopoint Yalıtım Sıvası - Isı, Ses, Su ve Yangın Yalıtımı