Türkiye’nin en zengin orman varlığına sahip ili olan Antalya, 11 milyon 772 bin 410 dönümlük ormanlık alanıyla ‘orman başkenti’ unvanını gururla taşıyor. Kentin yüzölçümünün yaklaşık yüzde 53’ünü oluşturan bu yeşil örtü, hem doğal güzelliği hem de ülkenin oksijen kaynağı olması açısından büyük önem taşıyor.
Yaz aylarında artan sıcaklıklar, düşük nem ve kuvvetli rüzgarlar nedeniyle orman yangını riski en üst seviyeye çıkarken, Antalya Valiliği 1 Mayıs itibarıyla ormanlara girişi yasaklayarak önleyici tedbirlerini artırdı. Belirlenen mesire alanları dışındaki ormanlık bölgelere girişler izne tabi tutuluyor.
Yapılan araştırmalar, orman yangınlarının yaklaşık yüzde 95’inin dikkatsizlik ve ihmalden kaynaklandığını ortaya koyuyor. Anız yakılması, ormanlık alanlarda ateş yakılması, sigara izmaritlerinin atılması ve kontrolsüz piknikler, bu tehlikenin başlıca nedenleri arasında yer alıyor.
Yangın sezonu boyunca Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri, kara ve hava unsurlarıyla 7/24 görev başında. Riskli bölgeler, gözetleme kuleleri, drone’lar ve kamera sistemleriyle anbean izlenirken, ilk müdahale ekipleri de stratejik noktalarda hazır bekletiliyor. Ayrıca, orman işçileri, arazözler, iş makineleri ve gönüllü ekipler, olası yangınlara hızla müdahale edebilmek için koordineli bir şekilde çalışıyor.
Yetkililer, orman yangınlarının önlenmesinde vatandaşların duyarlılığının kritik önem taşıdığını vurguluyor. Özellikle sıcak ve rüzgarlı havalarda ormanlık alanlarda ateş yakılmaması, sigara izmaritlerinin doğaya atılmaması ve en ufak bir dumanın dahi vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi büyük önem arz ediyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkileriyle yangın sezonunun uzadığını ve risklerin arttığını belirterek, alınan tüm tedbirlerin ancak halkın bilinçli katılımıyla başarıya ulaşabileceğini ifade ediyor.
Antalya’nın milyonlarca dönümlük yeşil mirasının korunması, hem kamu kurumlarının hem de tüm vatandaşların ortak sorumluluğudur.