Modern tüketim kültüründe bireylerin satın aldıkları ürünlerle kimliklerini ve toplumsal konumlarını ifade etme eğiliminde olduğunu belirten Prof. Dr. Zakir Avşar, bu durumun uzun vadeli ekonomik güvenliği zayıflattığına dikkat çekti. Özellikle marka ürünler, lüks otomobiller ve pahalı teknolojik aletlerin bir statü sembolü haline geldiğini vurgulayan Avşar, sosyal medyanın bu gösterişçi tüketim eğilimini daha da güçlendirdiğini ifade etti. İnsanların artık sadece yakın çevreleriyle değil, küresel ölçekte milyonlarca insanla kendilerini kıyasladığını belirtti.
Gösterişçi tüketimin, bireylerin gelir düzeylerinin üzerinde harcamalar yapmasına yol açabileceğini dile getiren Avşar, bunun en önemli sonuçlarından birinin tasarruf kapasitesinin azalması olduğunu söyledi. Tüketim odaklı yaşam biçimlerinin, kişilerin gelecekte elde etmeyi bekledikleri gelirleri dahi bugünden harcamalarına neden olduğunu ve bu durumun birikim yapmayı engellediğini belirtti. Avşar, birikim oluşturamayan bireylerin ilerleyen dönemlerde ciddi ekonomik kırılganlıklarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.
Yazısında “hayat tarzı enflasyonu” kavramına da değinen Prof. Dr. Avşar, gelir artışıyla birlikte harcamaların da artmasının, sermaye birikimini engelleyen önemli bir faktör olduğunu ifade etti. Gerçek refahın sadece tüketimle değil, aynı zamanda üretim, yatırım, verimlilik artışı ve uzun vadeli sermaye oluşumuyla sağlanabileceğini vurguladı. Avşar, “Gerçek refahın ölçütü insanın ne kadar harcanabildiğinden ziyade ne kadar sürdürülebilir bir hayat kurulabildiğidir.” diyerek, daha az tüketim ve daha yüksek tasarruf eğiliminin uzun vadeli ekonomik güvenlik için kritik önem taşıdığını sözlerine ekledi.