Spor yorumcusu ve hakem Bahadır Bulut, ‘Hakemin Aklıyla Oynayan Futbolcu!’ başlıklı yazısında Türk futbolundaki adaletsizlik ve hakemlerin karar mekanizmalarının manipülasyonu üzerine çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Bulut, adaletin, güvenin ve liyakatin olmadığı yerlerde rekabetin, marka değerinin ve başarının kalıcı olamayacağını vurgulayarak, sahadaki mücadelenin sadece futbolcuların yetenekleriyle değil, aynı zamanda hakemin psikolojisi, baskı altında aldığı kararlar ve oluşturulan algılarla da şekillendiğini belirtti.
Büyük takımların futbolcularının Türkiye Ligi’nde risk almaktan çekinmediğini ifade eden Bulut, bunun nedeninin hakemin hata yapma ihtimalinin yüksekliği olduğunu söyledi. Bazı futbolcuların ise bu durumu avantaja çevirerek, hakemle mücadele etmek yerine karar mekanizmasını etkilemeye çalıştıklarını dile getirdi. Bir itiraz, küçük bir temas veya doğru zamanda verilen bir tepkiyle hakemin kararını manipüle etme çabalarının yaygınlaştığını belirtti.
Bulut, medyada oluşturulan algıların, verilen çifte standartlı kararların ve takıma göre değişen düdüklerin futbolcular tarafından fark edildiğini ve bazılarının sadece rakibiyle değil, hakemle de mücadele ettiğini söyledi. Hatta kimi zaman futbolcunun yaptığı bir hamleyle hakemin farkında olmadan yanlış bir karara sürüklendiğini ve bunun sonucunda kartlar, cezalar ve tartışmaların yaşandığını ifade etti. Bu durumda oyunu doğru oynayanın mı, yoksa hakemin zihnini daha iyi yönetenin mi kazandığı sorusunu ortaya attı.
Akıllı futbolcuların artık sadece rakibin zaaflarını değil, hakemin psikolojisini, baskı altındaki karar verme süreçlerini ve tereddüt ettiği pozisyonları da hesapladığını belirten Bulut, bunların oyunun bir parçası haline geldiğini söyledi. Bu durumun, cesaretli olamamanın, karamsar kalmanın, baskıyı kaldıramamanın, MHK’nin hakemin arkasında durmamasının ve pozisyonu çözememenin bir cezası olduğunu savundu. Bu cezaların futbolcular tarafından sahada kesildiğini ve yorumculara konuşmanın kaldığını ekledi.
Asıl sorunun, hakemin sahaya çıktığında kararından emin olamaması, baskı altında kalması, verdiği kararın arkasında duramaması ve kurumunun desteğini hissetmemesi durumunda başladığını vurgulayan Bulut, bu şartlarda otoriteyi kimin belirlediğini sorguladı. Hakemin mi, futbolcu mu? Ve gerçekten hakemin futbolu yönetip yönetmediğini, yoksa bazı futbolcuların hakemi oyunun bir parçası haline getirip onu mu oynadığını sordu. Asıl mücadelenin bazen hakemin zihninde yaşandığını belirtti.
Son olarak Bulut, futbolun sadece adil olmasının yetmediğini, adaletin hissedilmesi gerektiğini vurguladı. Hakemin kararının arkasında durabilmesi, futbolcunun karar mekanizmasını yönlendiremeyeceğini bilmesi ve kurumun kendi hakemine güven vermesi gerektiğini söyledi. Çünkü adaletin olmadığı yerde rekabetin, güvenin olmadığı yerde marka değerinin, liyakatin olmadığı yerde ise başarının kalıcı olmayacağını belirterek yazısını noktaladı.