Eğitimci Hayat Aras, kaleme aldığı ‘Eylülün Adı Azerbaycan: Bakü’den Ganire Paşayeva’ya’ başlıklı yazısında, Azerbaycan’ın tarihi, kültürü ve yakın dönemdeki siyasi gelişmelerini derinlemesine ele aldı. Aras, Azerbaycan’ı bir orkestraya benzeterek, müziğin ve tarihin iç içe geçtiği bu topraklarda yaşanan ayrılıkların, savaşların ve kavuşmaların türkülere ve muğamlara kattığı anlamı vurguladı.
Yazıda, 15 Eylül 1918’de Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’ye girişi ve ardından Azerbaycan Halk Cumhuriyeti Hükümeti’nin Gence’den Bakü’ye taşınması gibi tarihi olaylara değinildi. Anadolu’dan gelen askerlerin bir kısmının bu topraklarda kalması ve Bakü’deki Türk Şehitliği’nin bu hatıraları yaşattığı belirtildi. O dönemden kalan, Osmanlı askerlerinin başlarındaki kırmızı feslerin lalelere benzetildiği anlatısı ve bununla ilişkilendirilen ‘Lalələr’ şarkısı da hatırlatıldı.
Kafkas İslam Ordusu’nun askerî harekâtının Karabağ’a yönelmesiyle Şuşa’nın Azerbaycan kültüründeki yeri vurgulandı. Şuşa’nın sadece askerî bir merkez olmakla kalmayıp, şairleri, bestecileri ve musiki meclisleriyle Azerbaycan musikisinin önemli merkezlerinden biri haline geldiği ifade edildi. ‘Qarabağ şikəstəsi’ gibi eserlerin bu musiki geleneğinin ürünü olduğu belirtildi. 1992’de şehrin Azerbaycan’ın kontrolünden çıkmasının ardından, Xan Şuşinski’nin yazdığı ve bestelediği ‘Şuşanın dağları’ türküsünün, özlemi dile getiren farklı bir anlam kazandığına dikkat çekildi.
27 Eylül 2020’de başlayan ve Azerbaycan’da ‘Vətən müharibəsi’ (Vatan Muharebesi) olarak anılan savaşın ardından, 8 Kasım’da Şuşa’nın Azerbaycan kuvvetlerinin kontrolüne geçmesi önemli bir dönüm noktası olarak ele alındı. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in kararıyla 27 Eylül’ün Anım Günü olarak belirlenmesi ve üç yıl sonra, 19 Eylül 2023’te başlayan ‘antiterör operasyonu’ ile devlet egemenliğinin ülkenin tüm topraklarında yeniden tesis edilmesi süreci aktarıldı. Bu tarihin ‘Dövlət Suverenliyi Günü’ (Devlet Egemenliği Günü) ilan edilmesi de vurgulandı.
Yazının odak noktalarından biri de hekim, gazeteci, milletvekili ve yazar olan Ganire Paşayeva oldu. Azerbaycan Millî Meclisi Kültür Komisyonu Başkanlığı yapan Paşayeva’nın, Türk dünyası üzerine yaptığı çalışmaları, Irak Türkmenleri meselesine verdiği önem ve farklı coğrafyalara uzanan yayınları anlatıldı. Karabağ’ın onun hayatındaki özel yeri, Hocalı katliamı ve Şuşa’ya yaptığı ziyaretler aktarıldı. 23 Eylül 2023’te hastaneye kaldırılan ve 28 Eylül 2023’te 48 yaşında hayatını kaybeden Paşayeva’nın, yaşamını ülkesinin egemenliğinin yeniden sağlanması haberleriyle aynı döneme denk getirmesi dikkat çekici bulundu.
Aras, Ganire Paşayeva’nın hayatını, VIII. yüzyılda yaşamış komutan Köl Tigin ile karşılaştırarak, her ikisinin de kısa ömürlerine sığdırdıkları mücadele ve bıraktıkları iz ile öne çıktığını belirtti. Köl Tigin’in adını bengü taşlara yazdırırken, Paşayeva’nın mirasının kitaplarda, konuşmalarda ve kendi sesinde yaşadığını ifade etti. Paşayeva’nın ardında bıraktığı, yürekleri yakan ‘Ana’ şiiri ve bu şiirdeki derin duygulara da yer verildi.
Son olarak, Paşayeva’nın ömrünün son Eylül’ünün, Karabağ’ın yeniden Azerbaycan’a bağlanmasının ve egemenliğin tam olarak sağlanmasının Eylül’ü olduğu belirtilerek, onun mücadelesinin ve mirasının bu topraklara olan bağlılığıyla anıldığı vurgulandı.