Spor yazarı Ömer Gürsoy, köşe yazısında Türk futbolunda yaşanan son gelişmeleri değerlendirerek, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) yönetimindeki sarsıntıyı ve ‘dokunulmazlık zırhı’nın çatırdayışını kaleme aldı. Gürsoy, üç-dört ay önce dile getirdiği endişelerin haklı çıktığını belirterek, yaşananların sadece sahadaki teknik direktör değişiklikleriyle sınırlı olmadığını vurguladı.
A Milli Takım’ın UEFA Uluslar Ligi’nde aldığı kötü sonuçlar ve Vincenzo Montella ile yolların ayrılmasına değinen Gürsoy, bunun en basit değişiklik olduğunu ifade etti. Asıl büyük tablonun federasyon koridorlarında yaşandığını belirtti. Bu kapsamda, MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu’nun tutuklanması ve TFF yönetimi ile kulüp yöneticilerinin bahis soruşturması kapsamında PFDK’ya sevk edilmesi gibi önemli gelişmeler yaşandı.
Yaşananlar üzerine TFF Genel Sekreteri Abdullah Ayaz’ın görevinden ayrılmasının ardından, TFF 1. Başkan Vekili Mecnun Otyakmaz ile birlikte Mustafa Temel Bozbağ, Zafer Bahadır Saraç, Bilal Arslan ve Murat Şahin de istifa etti. Otyakmaz, olağanüstü genel kurul taleplerinin reddedilmesi üzerine görüş ayrılıkları nedeniyle istifa ettiklerini açıkladı. Bu istifalar, 2024 seçimlerinde Hacıosmanoğlu’nun başkanlık yolculuğunun önemli isimlerinden olan Otyakmaz’ın da ayrılmasıyla dikkat çekti.
Gürsoy, 2024’te 28 asıl ve yedek üyeyle yola çıkan yönetim kurulundan önemli bir bölümün ayrıldığını rakamlarla ortaya koydu. Son toplantıda beş yöneticinin istifa ettiğini, yedi yöneticinin görevde kalma kararı aldığını ve iki yedek üyenin boşalan üyeliklere getirildiğini belirtti. Bu durumun, bir buçuk yıl önce birlikte yola çıkılan kadronun ne kadarının bugün aynı şekilde görevde olduğunu sorgulanır hale getirdiğini ifade etti.
Çinli savaş stratejisti Sun Tzu’nun ‘önce kendi mevzini sağlam tut’ prensibine atıfta bulunan Gürsoy, TFF’deki tablonun bu stratejiyi hatırlattığını söyledi. Başkanın etrafındaki kilit isimlerin ayrılmasının, dışarıdan gelen eleştirilerden çok, içerideki güvenin sorgulanması anlamına geldiğini belirtti.
Gürsoy, Hacıosmanoğlu’nun MHK Başkanı Gündoğdu’ya verdiği desteği hatırlatarak, ‘Ben burada olduğum sürece MHK Başkanı da kalacaktır’ şeklindeki ifadesini gündeme getirdi. Gündoğdu’nun tutuklanmasıyla birlikte Hacıosmanoğlu’nun sorumluluğunun sadece ‘güvendim’ demekle aşılamayacağını savundu. Kurumun geçmişinden sorumlu olunmasa da bugününden sorumlu olunduğunu vurgulayan Gürsoy, başkanın geçmişi işaret etmek yerine bugünün hesabını vermesi gerektiğini söyledi.
Geçtiğimiz hafta TRT Spor’da katıldığı programda Hacıosmanoğlu’nun güvenoyu istemesi gerektiğini savunduğunu belirten Gürsoy, olağanüstü genel kurul önerisinin yönetim kurulunda kabul edilmemesi ve TFF’nin seçime kadar görevine devam etme kararının hukuken doğru olsa da yönetim gücü ve kamuoyu güvenini koruyarak görevde kalmanın farklı olduğunu ifade etti.
Gürsoy, üç-dört ay önce ‘dokunulmazlık zırhı’ dediği yapının artık çatırdadığını, bunun için okların gelmesini beklemeye gerek olmadığını dile getirdi. MHK Başkanı’nın tutuklanması, yönetim kurulu istifaları, genel sekreterin ayrılması, Montella dönemi, bahis soruşturmaları ve yönetim yapısındaki ciddi değişimler bu durumu net bir şekilde ortaya koyuyor. Gürsoy, başkanın önünde sadece görevde kalmak ya da yeniden güven tesis ederek yönetmek seçeneklerinin bulunduğunu, meselenin koltuğun korunması değil, o koltuğun arkasındaki iradenin gücü olduğunu belirtti. Bazen bir zırhı parçalamak için dışarıdan ok atmaya gerek kalmadığını, içeriden gelen çatlakların sesinin yeterli olduğunu sözlerine ekledi.