Balıkesir’de 1974 yılından bu yana elektronik tamirciliği yaparak meslek hayatına devam eden 65 yaşındaki Nevzat Baygül, yarım asırdan fazla süren kariyerinde en büyük yorgunluğun mesleki vicdanından kaynaklandığını dile getirdi. Radyo, pikap, teyp ve ekolayzır gibi cihazların tamiriyle geçen uzun yılların ardından, Baygül hala dükkanının kapısını aralıyor ancak mesleğin kendisinde bıraktığı en derin etkinin ‘vicdan yorgunluğu’ olduğunu ifade ediyor.
Tamirat sırasında harcadığı emeği, müşteriden talep edeceği ücretle dengelemekte zorlandığını belirten Baygül, yaşadığı ikilemi şu sözlerle anlattı: “Bir parçayı değiştiriyorum, belki bir dakikalık bir iş. Bunun için 50 lira mı almalıyım, yoksa hiç mi almamalıyım? Ücreti az tutsam vicdanım rahat etmiyor, çok tutsam kendimi sorguluyorum. Gelen her cihazda bir muhakeme yapıyordum. Her mesleğin bir karşılığı var ama benim vicdan yorgunluğum bu süreçte daha ağır bastı.”
Mesleğe babasının teşvikiyle 1974 yılında sömestr tatilinde başladığını söyleyen Nevzat Baygül, 1979’da kendi iş yerini açtığını ve 35 yıldır aynı dükkanda hizmet verdiğini belirtti. Elektronik tamirciliğini ustalık eğitimi almadan, tamamen kendi çabasıyla öğrendiğini anlatan Baygül, çıraklık dönemiyle ilgili şunları söyledi: “Sıfırdan başladık. Resmi bir usta eğitimi almadım, tamamen yaparak öğrendim. Yapamadığımız, çözemediğimiz durumlarda büyük ustalara danışırdık ancak çoğu zaman bilgi vermezlerdi. Mahcup olmamak, işi başarmak adına her sorunu kendimiz çözmeye çalışırdık.”
Teknolojinin sürekli gelişiminin mesleği daha da karmaşık hale getirdiğini vurgulayan Baygül, yıllar boyunca her yeni çıkan cihazın çalışma prensibini öğrenmek durumunda kaldığını ifade etti. Bu zorluklar nedeniyle kendi çocuklarının da aynı mesleği seçmesini istemediğini belirten Baygül, sözlerini şöyle tamamladı: “Üç çocuğum var ve hiçbirini bu dükkana sokmadım. Çünkü sanat, zanaat dünyanın en zor işi. Sürekli öğrenmek, adapte olmak gerekiyor.”
Geçmişteki usta-çırak ilişkilerine de değinen Baygül, Ahilik kültüründeki dürüstlüğün önemine dikkat çekti. Baygül, “Eskiden çırak için usta, babasından daha önemli bir figürdü. Çünkü günde 15 saat birlikte vakit geçiriyorsunuz. Ahilik geleneğindeki dürüstlük anlayışı da buradan besleniyordu.” dedi.
Bugün itibarıyla emekli olduğunu ve artık para kazanma zorunluluğu hissetmediğini belirten 65 yaşındaki usta, dükkanına artık vakit geçirmek için geldiğini ve mesleğin kendisini oldukça yorduğunu sözlerine ekledi.