Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturmada, ölümünden yaklaşık 15 yıl sonra yapılan adli tıp incelemesi dikkat çekici bulgular ortaya koydu. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla mezarı açılan Kozinoğlu’nun naaşından alınan örneklerde, zehirli etkileri bilinen antimon maddesinin tespit edildiği bildirildi. Sabah gazetesinin ulaştığı 19 Ekim 2026 tarihli otopsi ve laboratuvar raporuna göre, Kozinoğlu’nun saç, tırnak, kemik ve doku örneklerinde antimon bulunurken, incelenen mezar toprağı örneklerinde bu maddeye rastlanmadı. Bu bulgular, Kozinoğlu’nun ölümünde zehirlenme ihtimalinin araştırılması açısından büyük önem taşıyor. Ancak mevcut inceleme sonuçları, ölümün kesin olarak zehirlenmeden kaynaklandığını veya üçüncü bir kişinin müdahalesi olduğunu henüz kanıtlamıyor.
Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan rapora göre, Kozinoğlu’nun mezarından alınan 36 ayrı numune üzerinde inceleme yapıldı. Kimya İhtisas Dairesi Toksikoloji Şubesinin analizlerinde antimon miktarının tırnak örneklerinde gram başına 7 bin 2 nanogram, saç örneklerinde ise 548 nanogram olduğu belirlendi. Sabunlaşmış dokularda gram başına 720 nanogram, kemik örneklerinde ise 175 nanogram seviyesinde antimon saptandı. İncelenen yedi farklı mezar toprağı örneğinde antimon tespit edilmemesi, soruşturmadaki önemli bulgulardan biri olarak kayıtlara geçti. Ayrıca, örneklerde kurşun, nikel, arsenik ve kadmiyum gibi ağır metallerin de bulunduğu, ancak siyanür gibi diğer toksik maddelere yönelik incelemelerin negatif sonuçlandığı aktarıldı. Antimon, yüksek miktarlarda maruz kalındığında kalp ve dolaşım sistemi başta olmak üzere çeşitli organlarda toksik etkilere neden olabilen bir elementtir. Ölümden uzun süre sonra alınan örneklerde tespit edilen maddelerin kaynağının ve ölümle olası ilişkisinin belirlenmesi için ayrıntılı adli değerlendirme gerekiyor.
Kaşif Kozinoğlu’nun kesin ölüm nedeninin belirlenmesi ve olayda üçüncü kişilerin dahli olup olmadığının araştırılması amacıyla soruşturma yeniden ele alındı. Kozinoğlu’nun Ümraniye’deki mezarı, 12 Eylül 2026’da adli tıp uzmanlarının gözetiminde açıldı ve kemik, saç, doku ile toprak örnekleri alındı. Yapılan DNA incelemesiyle naaşın kimliği yüzde 99,99 oranında doğrulandı. Soruşturma kapsamında cezaevi kamera kayıtları, acil çağrı merkezi görüşmeleri ve hastane belgeleri de incelendi. 2011 yılında yapılan ilk açıklamalarda Kozinoğlu’nun ölüm nedeni kalp krizi olarak bildirilmişti. Ancak zamanla ortaya çıkan iddialar üzerine 2026 yılında başlatılan yeni soruşturmada, cezaevindeki müdahale süreci ve olay öncesi gelişmeler mercek altına alındı. Son adli tıp bulguları, ölüm nedenine ilişkin değerlendirmelerin yeniden yapılmasını gündeme getirdi.
Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili daha önceki soruşturmalarda, aralarında dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı ve cezaevi savcısının da bulunduğu 9 şüpheli tutuklanmıştı. Eski MİT mensubu Enver Altaylı ve olay tarihinde cezaevinde görevli bazı kişiler hakkında da adli işlemler yapılmıştı. Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşları Hasan Atilla Uğur ve Hasan Ataman Yıldırım hakkında ise adli kontrol tedbirleri uygulanmıştı. Soruşturma sürecinde, ölümünden önce kahve içtiği ve sonrasında kahve bardağının yıkandığına dair iddialar da gündeme gelmiş, ancak bu iddiaların ölümle bağlantısı konusunda kesinleşmiş bir adli tıp tespiti bulunmamaktadır.
Saç ve tırnak örneklerinde antimon tespit edilmesiyle birlikte, Kozinoğlu’nun ölümünde zehirlenme ihtimali üzerindeki incelemeler devam ediyor. Antimonun vücuda ne zaman ve nasıl girdiği, tespit edilen miktarların ölümle ilişkisi ve olayda üçüncü kişilerin rolü olup olmadığı gibi sorular henüz netlik kazanmadı. Adli Tıp Kurumu’nun ilgili ihtisas kurulunca hazırlanacak nihai raporun, diğer delillerle birlikte değerlendirilerek soruşturmayı yürüten Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulması bekleniyor.