Prof. Dr. Zakir Avşar’dan Kritik Analiz: ABD NATO’dan Çekilir mi, Çıkarsa Ne Olur?

Prof. Dr. Zakir Avşar’dan Kritik Analiz: ABD NATO’dan Çekilir mi, Çıkarsa Ne Olur?
Yayınlama: 09.04.2026
A+
A-

Ankara, 7-8 Temmuz’da ev sahipliği yapacağı NATO Zirvesi öncesinde, ittifakın geleceğine dair önemli tartışmalar gündemdeki yerini koruyor. Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, köşe yazısında ABD’nin NATO’dan olası bir çekilme ihtimalini ve bunun sonuçlarını detaylı bir şekilde ele aldı. Özellikle Donald Trump’ın ikinci kez başkan seçilmesiyle birlikte ABD-İsrail ve İran arasındaki gerilimde istediği desteği bulamayan ABD’nin NATO’ya yönelik tutumu daha fazla sorgulanır hale geldi.

ABD’nin NATO’dan Çekilme İhtimali ve Hukuki Süreçler

Prof. Dr. Avşar, ABD’nin NATO’dan çekilme konusundaki tartışmaların ciddiyetine dikkat çekerek, bu meselenin kurumsal, hukuki ve stratejik boyutlarıyla ele alınması gerektiğini vurguluyor. NATO’nun, yüksek derecede kurumsallaşmış yapısı, entegre komuta sistemi, standartizasyon protokolleri ve kolektif savunma ilkesi (Washington Antlaşması Madde 5) ile basit bir ittifakın ötesinde bir “kurumsal ekosistem” olduğunu belirtiyor. Bu yapının, üyelerin büyük çoğunluğunun eş zamanlı çekilmesi veya işlevsel kapasitesinin çökertilmesi gibi olağanüstü durumlar haricinde dağılmasını zorlaştırdığını ifade ediyor. Mevcut jeopolitik konjonktürde, özellikle Rusya kaynaklı tehdit algısı devam ederken, böyle bir çözülmenin rasyonel bir stratejik tercih olmadığını ekliyor.

Yazıda, uluslararası hukuk açısından Washington Antlaşması’nın 13. maddesinin üye devletlere çekilme hakkı tanıdığına işaret ediliyor. Teknik olarak süreç, ABD hükümetine bir yıllık bekleme süresiyle birlikte çekilme bildiriminde bulunulmasıyla mümkün. Ancak, çekilme kararının iç hukukta nasıl alınacağına dair antlaşmada bir düzenleme bulunmuyor. Bu durum, ABD iç hukukunun belirleyici olacağını gösteriyor.

ABD İç Hukuku ve Kongre’nin Rolü

Amerikan anayasal düzeninde uluslararası antlaşmaların onaylanması Senato’nun üçte iki çoğunluğuna bağlıyken, çekilme konusunda anayasa açık bir hüküm içermiyor. Bu durum, geçmişte yürütme ile yasama arasında gri bir alan yaratmış durumda. Ancak, Prof. Dr. Avşar, 2023 ve 2024 yıllarında kabul edilen düzenlemelerle Kongre’nin bu alandaki iradesini ortaya koyduğunu belirtiyor. Bu düzenlemeler, başkanın NATO’dan tek taraflı çekilmesini engelleyerek, Senato’nun üçte iki çoğunluğunun onayı veya Kongre’nin her iki kanadından geçecek özel bir yasa gerekliliğini getiriyor. Bu durum, ABD’nin NATO’dan çekilmesini “hukuken mümkün ama siyaseten zor” bir hale getiriyor.

Fiili Angajman Azalması ve Avrupa Güvenlik Mimarisi

Formel bir çekilmenin zorluğuna rağmen, ABD başkanının ittifakın işleyişini etkileyebilecek önemli araçlara sahip olduğu vurgulanıyor. Savunma bütçesinin tahsisi, askeri konuşlanmaların azaltılması, ortak tatbikatların sınırlandırılması gibi adımlar, Kongre onayı gerektirmeden yürütmenin idari yetkileriyle gerçekleştirilebilir. Bu nedenle, en gerçekçi senaryonun “işlevsel aşınma” olduğu belirtiliyor. ABD’nin angajmanını azaltması, Avrupa güvenlik mimarisinde önemli bir dönüşüm baskısı yaratacaktır. Avrupa Birliği’nin stratejik özerklik ve ortak savunma kapasitesi oluşturma çabaları hızlanabilir; ancak Avrupa’nın kısa vadede ABD’nin sağladığı caydırıcılık, teknoloji ve lojistik kapasitesini ikame etmesi zor görünüyor.

Türkiye’nin Stratejik Konumu ve Gelecek Perspektifi

Bu dönüşümün Türkiye açısından anlamının çok katmanlı olduğu ifade ediliyor. ABD’nin rolünün azalması, Türkiye’nin NATO içindeki göreceli önemini artırabilir. Ancak bu durum, aynı zamanda daha karmaşık bir stratejik ortamı beraberinde getiriyor. ABD’nin güvenlik garantilerinin zayıflaması, Türkiye’yi kendi savunma kapasitesine daha fazla yatırım yapmaya ve Rusya ile ilişkilerde daha hassas bir denge politikası izlemeye zorlayabilir.

Sonuç olarak, Prof. Dr. Avşar, NATO’nun yakın vadede dağılmasının beklenmemesi gerektiğini, ancak ittifakın yapısal bir dönüşümünün kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. ABD’nin formel çekilmesinin düşük olasılıklı olduğunu, buna karşılık angajmanını azaltmasının daha gerçekçi bir ihtimal olduğunu vurguluyor. Bu durumun NATO’yu daha gevşek, daha az merkezi ve daha az öngörülebilir bir güvenlik düzenine dönüştüreceği ve Türkiye’nin de bu yeni dinamiklerin merkezinde yer alacağı öngörüsünde bulunuyor.

Reindeer Medya İzopoint Yalıtım Sıvası - Isı, Ses, Su ve Yangın Yalıtımı