İstanbul’un simgelerinden Ayasofya’nın cami olarak yeniden ibadete açılmasının üzerinden 6 yıl geçti. Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından 532-537 yılları arasında inşa edilen ve kilise olarak hizmet veren yapı, 1453’te Fatih Sultan Mehmed tarafından camiye çevrilmişti. Fetihten sonra şehrin en büyük mabedi olan Ayasofya, Osmanlı döneminde de cami olarak kullanılmaya devam etti.
1934 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye dönüştürülen Ayasofya, 1935-2020 yılları arasında müze olarak hizmet verdi. Ancak 2020 yılında müze statüsünün iptaliyle yeniden cami statüsü kazandı.
Ayasofya’nın tekrar cami olma süreci ilk olarak 2005 yılında başladı. Bu süreçte çeşitli hukuki yollara başvuruldu ve Danıştay’ın kararlarıyla şekillendi. 2016 yılından itibaren yapının Hünkar Kasrı bölümünde vakit namazları kılınmaya başlandı ve minarelerinden Sultanahmet Camii ile birlikte çifte ezan okunmaya başlandı. Bu gelişmelerin ardından Ayasofya’nın cami olma süreci tekrar gündeme geldi.
2 Temmuz 2020’de Danıştay’da görülen davada, Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının iptali istendi. 10 Temmuz 2020’de Danıştay 10. Dairesi, Ayasofya’nın vakıf senedindeki cami vasfı dışında kullanımının ve başka bir amaca özgülenmesinin hukuken mümkün olmadığını belirterek kararı iptal etti.
Bunun üzerine 2729 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Ayasofya, Diyanet İşleri Başkanlığına devredilerek tekrar cami statüsüne kavuştu. 86 yıl müze olarak hizmet veren Ayasofya, 24 Temmuz 2020 tarihinde kılınan cuma namazının ardından yeniden cami olarak ibadete açıldı.
Ayasofya, 916 yıl boyunca kilise, 481 yıl boyunca cami olarak hizmet vermiş, hem Hristiyanlığın hem de İslam’ın önemli bir merkezi olmuştur. 1984 yılından itibaren UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Ayasofya, tarihi ve kültürel zenginliğiyle dünya çapında ilgi çekmeye devam etmektedir.