Türkiye Cumhuriyeti bir devlettir. Hem de sıradan bir devlet değil; bin yıllık devlet geleneğinin mirasını taşıyan, egemenliğini kimsenin tartışamayacağı bir devlettir.
Ne yazık ki son günlerde yaşanan bir görüntü, bu köklü devlet geleneğine gölge düşürecek kadar vahimdir: Mesud Barzani’nin uzun namlulu silahlı korumalarla Türkiye’ye girmiş olması.
İçişleri Bakanlığı’nın olaya ilişkin soruşturma başlatması elbette gereklidir; fakat asıl mesele soruşturmadan çok daha derindir. Bu hadise, ülkemizin egemenlik haklarına meydan okuyan, kamu güvenliği açısından kabul edilemez bir tabloyu gözler önüne sermektedir.
Türkiye Cumhuriyeti “Yol Geçen Hanı” Değildir
Her şeyden önce, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içine elini kolunu sallayarak, üstelik uzun namlulu korumalarla girmek kimsenin hakkı değildir. Bu ülke bir yol geçen hanı değildir.
Kim olursa olsun, unvanı ne olursa olsun Barzani de dahil Türkiye sınırına adım atan herkes, bu devletin kanunlarına tabidir.
Bu ülkede yabancı bir heyet isterse gelsin, isterse gitmesin, silahlı koruma statüsünü belirleme yetkisi sadece ve sadece Türk makamlarındadır.
Yabancı bir kişinin silahlı korumayla Türkiye’ye girip giremeyeceğine MİT, Emniyet ve İçişleri Bakanlığı karar verir.
Türkiye’de silah taşımak, hele ki uzun namlulu silah taşımak, kanunla çizilmiş sınırlar içinde mümkündür.
Bunların dışına çıkılamaz, çıkılmasına izin verilemez.
Barzani Kimdir de Türkiye’ye Uzun Namlulu Korumayla Giriyor?
Barzani, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin eski başkanı olabilir; kendi bölgesinin yerel siyaseti içinde bir ağırlığı olabilir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin üstünde bir konumu yoktur.
Bir devlet adamı gibi ağırlanmak isteniyorsa bunun yolu bellidir:
Diplomatik protokole uymak, Türkiye’nin egemenliğine saygı göstermek, silahlı güç göstermeye kalkmamak.
Ancak bugün görüyoruz ki bazı çevreler Barzani’ye “özel imtiyazlar” verildiğini düşünüyor. Bu algının oluşması bile Türkiye açısından bir zafiyettir. Biz Türk milleti olarak bunu kabul etmeyiz.
Silahlı Gövde Gösterisi, Egemenliğimize Açık Bir Müdahaledir
Uzun namlulu silah, bir “koruma donanımı” değil, askeri güç gösterisidir. Bu unsurlar Türkiye içinde dolaşabiliyorsa bunun adı protokol değil, egemenlik ihlali olur.
Barzani’nin Türkiye’ye silahlı korumalarla girmesi şunları ifade eder:
Hiçbir devlet buna izin vermez; Türkiye de vermemelidir.
Soruşturma Yeterli Değil; Devlet Gelenekleri Hatırlatılmalıdır
İçişleri Bakanlığı’nın soruşturma başlatmış olması olumlu bir adımdır. Ancak mesele sadece birkaç görevlinin ihmali meselesi değildir. Mesele, devlet ciddiyetinin yeniden, güçlü bir şekilde ortaya konmasıdır.
Bu olay açık bir şekilde göstermektedir ki:
Protokol düzenlemeleri yeniden ele alınmalıdır.
Misafir heyetlerin güvenlik prosedürleri sıkılaştırılmalıdır.
Hiç kimseye, hiçbir koşulda “silahlı şov” imkânı tanınmamalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, misafirini ağırlamasını bilir ama kuralını da uygulamasını bilir.
Türk Devleti Herkese Ağırlığını Hatırlatmalıdır
Türkiye’nin millî çıkarları söz konusu olduğunda, ülkemiz hiçbir kişinin, grubun, örgütün gölgesinde kalamaz.
Bu nedenle yapılması gereken açıktır:
Barzani’ye açık ve net şekilde “Bu davranış kabul edilemez” mesajı verilmelidir.
Bir daha asla benzer bir görüntünün oluşmaması için gerekli talimatlar titizlikle uygulanmalıdır.
Türkiye’nin egemenliği ve devlet ciddiyeti konusunda hiçbir merkeze tereddüt bırakılmamalıdır.
Devlet dediğin irade gösterir, tavır koyar ve kurallarını uygulatır.
Türkiye Büyük Devlettir, Gölgesinde Geri Adım Atmaz
Barzani’nin uzun namlulu silahlı korumalarla Türkiye’ye girmesi sadece bir protokol hatası değildir;
devlet egemenliğine yönelmiş saygısız bir davranıştır.
Türk milleti bu görüntüleri unutmaz. Çünkü biz bu topraklarda bedel ödeyerek duruyoruz.
Bu ülkeye horozlanamazlar, güç gösterisi yapamazlar, bizim kurallarımızı yok sayamazlar.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti büyük devlettir.
Misafirini ağırlar, dostuna vefalıdır, ama kurallarını çiğnetmez.
Barzani’nin bu girişinin ardında kim varsa, kim izin verdiyse, kim göz yumduysa hesabını vermelidir.
Bu ülke yol geçen hanı değildir; olmayacaktır da.