Eğitimci ve yazar Murat Anar, kaleme aldığı “Ah Batı Trakya’m Ah!!!” başlıklı yazısında, 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması sonrası Batı Trakya Türklerinin karşı karşıya kaldığı hak ihlallerini ve asimilasyon politikalarını detaylı bir şekilde ele aldı. Anar, antlaşma ile bölgede yaşayan Türk nüfusunun “Müslüman azınlık” statüsüyle korunduğunu ve eğitim, din, kültürel haklarının uluslararası güvence altına alındığını hatırlattı.
Lozan Antlaşması’nın ilgili maddelerine (Madde 37-44) göre Yunanistan’ın azınlık haklarını güvence altına aldığını belirten Anar, ne yazık ki günümüzde bu hakların sistematik olarak ihlal edildiğini vurguladı. 1923’te 129 bin olan Batı Trakya’daki Müslüman-Türk nüfusunun günümüzde 150 bin civarında olduğunu ve İskeçe, Gümülcine ve Dedeağaç’ta yoğunlaştığını ifade etti.
Yunanistan’ın Lozan İhlalleri ve Asimilasyon Politikaları
Murat Anar, Yunanistan’ın son 30-35 yıldır Lozan Antlaşması’nın Müslüman-Türk azınlığa yönelik maddelerini açıkça ihlal ettiğini belirtti. Bu ihlaller arasında:
- 1985’ten beri Türklerin kendi müftüsünü seçme hakkının engellenmesi ve Yunanistan’ın kendi atadığı müftüleri görevlendirmesi.
- Öğrenci yetersizliği bahanesiyle Türk okullarının kapatılması ve mevcut okullardaki Türkçe ders kitaplarının eski olması, yeni kitapların basılmasına izin verilmemesi. Türkçe derslerinin sayısının sistematik olarak azaltılması.
- Demokrasinin beşiği olarak lanse edilen Yunanistan’da “Türk Azınlık” ifadesinin kullanılmasının suç sayılması.
- 1980’den itibaren Türk azınlık tarafından seçilen Vakıf yöneticilerinin tasfiye edilerek Yunanistan tarafından atanan yöneticilerin getirilmesi ve vakıf mallarının satılması veya kamulaştırılması.
Tüm bu ihlallerin, Yunanistan hükümetinin Batı Trakya’daki Müslüman-Türk nüfusunu asimile etme çabasının bir parçası olduğunu söyledi.
Çözüm Önerileri ve Türkiye’nin Rolü
Anar, Yunanistan’ın ihlallerine karşı çözüm önerileri sundu:
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) Türkiye’nin hukuksal desteğiyle bireysel ve kurumsal hak ihlali davaları açılmalıdır.
- Türkiye, yapılan her ihlale şiddetle kınamanın ötesinde daha etkili bir karşılık vermelidir. Batı Trakya’daki Türkler, Kıbrıs meselesi kadar Türkiye’nin milli meselesi olmalıdır.
- Yunanistan’ın anlaşma maddeleri ihlalleri, Türkiye kamuoyu ve medyasında her platformda dile getirilmeli, etkili bir Türk diasporası oluşturulmalıdır.
- Türk Devletleri Teşkilatı da azınlık hakları ihlallerini görmeli ve üye ülkeler soydaşların asimilasyon çalışmalarına karşı kamuoyu oluşturmalı, medya kuruluşları ihlalleri sık sık gündeme getirmelidir.
Son olarak Anar, Türk Devletleri’nin ortak hareket etmesinin önemine vurgu yaparak, “Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın bir Türk’ün sorunu tüm Türk’ün sorunu olmadığı sürece Türk Birliği hayalden öteye geçemez” dedi.