Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada küresel gelişmelerin yanı sıra Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerine dair önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli, Fransa’da düzenlenen G7 Liderler Zirvesi’nin yoğun gündemine dikkat çekerek, küresel ekonomiden Ukrayna Savaşı’na, enerji güvenliğinden düzensiz göçe kadar birçok konunun ele alındığını belirtti.
Bahçeli, G7 zirvesinde ele alınan konuların çeşitliliğini vurgulayarak, küresel ekonominin kırılganlığı, Ukrayna Savaşı’nın Avrupa güvenliğindeki etkileri, enerji yolları üzerindeki belirsizlikler ve düzensiz göç endişelerinin aynı anda değerlendirildiğini ifade etti. ABD eski Başkanı Donald Trump’ın zirve sırasındaki “Patron benim sözü.” ifadesine atıfta bulunan Bahçeli, bu sözün uluslararası güç dengelerini ve Batı’nın güvenlik bağımlılığını gözler önüne serdiğini söyledi. Bu durumun, ortak değerler perdesinin ardındaki gerçek gücü ve transatlantik ilişkilerin mahiyetini gösteren ibretlik bir itiraf olduğunu belirtti.
Avrupa Birliği’nin uzun süredir dile getirdiği “stratejik özerklik” söylemini eleştiren Bahçeli, AB’nin bu hedefe ulaşamadığını ve hala Washington’un gölgesinde kaldığını savundu. Bahçeli, AB’nin kendi zaaflarını örtmek için Türkiye’ye yönelik çifte standart uyguladığını belirterek, insan hakları söylemlerinin ardına sığınarak Türkiye’ye ders vermeye kalktığını söyledi. Bahçeli, “Türk milletine biçim verecek terzi daha anasının karnından doğmadı.” diyerek sert bir tepki gösterdi.
Türkiye’nin dış aktörlerin tehdit ve imalarıyla hizaya getirilemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, Avrupa ülkelerinin Türkiye’ye yönelik tutumunu eleştirerek, “Yıllarca kendi güvenliğini ve idaresini başkasının atına bindirenler, şimdi o atın dizginlerinin kendi ellerinde olmadığını anlamaya başlamıştır. Böyle bir Avrupa hangi yüzle Türkiye’ye ders vermeye kalkışacak?” diye sordu.
Bahçeli, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye verdiği sözleri yerine getirmediğini açıkça ifade etti. Türkiye-AB ilişkilerinin uzun bir geçmişe dayandığını hatırlatan Bahçeli, 1959’daki başvuru sürecinden bu yana birçok adım atılmasına rağmen AB’nin süreci kimi üye ülkelerin dar hesaplarına, Rum-Yunan vetolarına ve siyasi önyargılara teslim ettiğini belirtti. Vize serbestisi, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve müzakere başlıklarının bloke edilmesi gibi konularda AB’nin Türkiye’yi oyaladığını söyledi. Bahçeli, “AB haddini bilecek, eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz. Türk yargısı Brüksel raporuna göre karar vermez.” diyerek Türkiye’nin bağımsızlığına vurgu yaptı.
Avrupa Parlamentosu’nun Ülkü Ocakları’na yönelik ifadelerini de değerlendiren Bahçeli, bunun eski husumetlerin yeni bir yansıması olduğunu belirterek, “Ülkü ocakları dik başlı değil, başı dik çocukların yeridir.” dedi.
Konuşmasının sonunda uluslararası gelişmelere de değinen Bahçeli, Lübnan’da ateşkesin kalıcı hale gelmesi ve Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişin kesintisiz sağlanması gerektiğini ifade etti.