Eğitimci Hayat Aras’tan ‘Altay’dan Anadolu’ya Bitikler’: Zamanın Ötesinde Bir Yolculuk

Eğitimci Hayat Aras’tan ‘Altay’dan Anadolu’ya Bitikler’: Zamanın Ötesinde Bir Yolculuk
Yayınlama: 20.07.2026
A+
A-

Eğitimci ve Türkolog Hayat Aras, kaleme aldığı ‘Altay’dan Anadolu’ya Bitikler 1: Az Gittim, Uz Gittim’ başlıklı yazısında, masalsı bir dille zamanın ve mekanın ötesine uzanan bir yolculuğu anlatıyor. Aras, geleneksel masal anlatımının öğelerini kullanarak, Sibirya’nın ayazından Altay Dağları’nın gizemli atmosferine uzanan bu derin yolculuğun izlerini sürüyor.

Zamanın Döndüğü Bilinmez Bir Devirde Yolculuk

Aras, yazısına zamansız bir başlangıç yaparak okuyucuyu bilinmez bir diyara davet ediyor: “Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; zamanın tersine döndüğü, buzun ateşe büründüğü bilinmez bir devirde… Az gittim, uz gittim. Dere tepe düz gittim.” Bu girişle birlikte, anlatılanın sıradan bir yolculuktan çok daha fazlası olduğunu hissettiriyor. Sibirya’nın dondurucu soğuğunda ilerleyen Aras, yolculuğunun sonunda aslında sadece bir arpa boyu mesafe kat ettiğini fark eder. Ancak bu küçük mesafenin bile, tren ve uçak yolculuklarını kapsayan binlerce kilometreye denk geldiğini metaforik bir dille ifade ediyor.

Novosibirsk’ten Altay Dağları’na: Gizemin İzinde

Aras’ın yolu önce Sibirya’nın kalbi Novosibirsk‘e düşüyor. Destanlar ile gerçeğin iç içe geçtiği bu şehirde, Ob Nehri’nin görkemi ve şehrin bilimsel atmosferi tasvir ediliyor. Tayganın (Sibirya ormanları) davetkar yeşilliğine kapılan Aras, yolculuğuna devam ederek Altay Dağları’nın eteklerine ulaşıyor. Burası, masal güzelliğindeki gerçeklerin ve şamanların mistik seslerinin yankılandığı, ataların ruhlarının hissedildiği büyülü bir coğrafya. Aras, bu vahşi ve el değmemiş doğada ruhuna ebedi bir yuva bulduğunu belirtiyor.

Altaylı Teyzenin Anlattığı Kadim Sırlar ve Beluha Dağı Efsanesi

Yolculuğun doruk noktası, Altay Dağları’nın kutsallığı ve yerel halkın doğayla olan derin bağı. Aras, gecenin karanlığında kutsal bir ateşin başında tanıştığı Altaylı bir teyzenin anlattığı kadim sırları dinliyor. Özellikle, yerel dilde ‘Kutsal Ak Dağ’ olarak bilinen ve yeryüzü ile gökyüzünün birleştiği nokta olduğuna inanılan Beluha Dağı efsanesini aktarıyor. Efsaneye göre bu dağın koruyucusu olan ‘Dağ Ruhu’, doğaya saygısızlık edenleri cezalandırır. Altaylı teyzenin, “Biz bu dağlara tırmanmayız yabancı, biz sadece onun eteğinde eğiliriz” sözleri, doğaya duyulan derin saygıyı ve teslimiyeti vurguluyor. Aras’ın, “Ben yabancı değilim ana, ruhum dağların tepesinde, bedenim emanet bende” yanıtı ise onun bu topraklara olan manevi bağını ortaya koyuyor. Teyzenin “Evine hoş geldin kızım…” sözleriyle Aras, aradığı aidiyeti ve anlayışı buluyor.

Yazı, Aras’ın Beluha Dağı’na bakarken hissettiği derin manevi bağ ile son buluyor. İnsanın doğa karşısındaki küçüklüğü ve doğanın kutsallığı üzerine bir farkındalıkla, bu kadim topraklara duyulan hayranlık dile getiriliyor.

Reindeer Medya İzopoint Yalıtım Sıvası - Isı, Ses, Su ve Yangın Yalıtımı