İsrail’in son dönemdeki politik hamleleri, onun stratejik hedeflerine ulaşamadığını gösteriyor. Netanyahu’nun diplomatik anlamda yalnızlaşması ve uluslararası alanda karşılaştığı tepkiler, İsrail’in mevcut politikalarının sürdürülebilir olmadığını ortaya koyuyor.
İngiltere’nin Netanyahu’yu ülkesine kabul etmeyeceğini açıklaması, İsrail’in uluslararası arenada karşılaştığı baskının en net göstergelerinden biri. Bir dönem bölgesinde tartışmasız bir güç olarak hareket eden İsrail, bugün müttefiklerinden bile ciddi eleştiriler alıyor. Dahası, bir zamanlar “terör örgütü” olarak tanımladığı Hamas ile dolaylı da olsa masaya oturmak zorunda kalması, kendi koyduğu prensipleri bile esnetmek zorunda kaldığını gösteriyor. Bu durum, İsrail’in uzun vadeli bir stratejiye sahip olmadığını, yalnızca taktiksel başarılarını zafer gibi göstermeye çalıştığını düşündürüyor.
ABD’nin İsrail Politikası ve Siyonizmin Geleceği
İsrail’in varlığını devam ettirmesi, her ne kadar Amerika Birleşik Devletleri’nin garantörlüğü altında olsa da, Washington yönetiminin bölgedeki politikaları da dönüşüm geçiriyor. ABD’nin uzun yıllardır desteklediği “iki devletli çözüm” fikrinin İsrail hükümeti tarafından sürekli reddedilmesi, bu politikanın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.
Siyonist ideolojinin İsrail’de sonsuza kadar iktidarda kalamayacağı açık. Bugün bölgede yükselen tepkiler ve özellikle Müslüman ülkelerin seslerini giderek daha fazla yükseltmesi, İsrail’in yalnızlaşmasını hızlandırıyor. Türkiye’nin Suriye ile askeri anlaşma imzalama ihtimali, bölgedeki dengeleri tamamen değiştirebilir. Bu, İsrail’in stratejik planlarını engelleyebilecek en büyük gelişmelerden biri olabilir.
İran ve İsrail: Açık Savaş Mümkün mü?
Son yıllarda İsrail ve İran arasındaki gerilim sıkça gündeme gelse de, iki ülkenin doğrudan bir savaşa girme ihtimali oldukça düşük. Bunun en büyük sebebi, iki ülkenin kara sınırlarının olmaması. Eğer İsrail ile İran arasında büyük çaplı bir çatışma yaşanacaksa, bu ancak ABD’nin doğrudan müdahil olmasıyla mümkün olabilir. Ancak Washington yönetimi, özellikle iç politikadaki sorunlar ve jeopolitik dengeler nedeniyle böyle bir çatışmaya girmek istemeyecektir.
Öte yandan, ABD’nin İran’a yönelik sert politikalarının da bir noktada sınırlarına ulaşacağı ortada. Özellikle Trump yönetimi döneminde uygulanan baskıcı politikaların, bölgedeki istikrarsızlığı artırmaktan başka bir sonuç doğurmadığı görüldü. Bu nedenle, ABD’nin İran’a karşı doğrudan bir savaş başlatması pek olası görünmüyor.
Netanyahu Sonrası İsrail ve Yeni Dönem
Netanyahu’nun iktidarda kalması giderek zorlaşıyor. İsrail iç siyasetinde dengeler değişirken, liberal grupların ve ılımlı siyasetin daha fazla güç kazanabileceği bir döneme giriyoruz. Eğer İsrail’de sionist olmayan bir hükümet iş başına gelirse, Filistin meselesinde daha makul bir çözüm yoluna girilebilir.
Bugün Ortadoğu’daki istikrarsızlığın temelinde, İsrail’in izlediği baskıcı ve yayılmacı politikalar yatıyor. Ancak bölgedeki tansiyonun düşmesi ve barışçıl bir sürecin başlaması için tek gerçekçi yol, “iki devletli çözüm” modeli. İsrail, Filistin halkının haklarını tanımadan uzun vadeli bir güvenlik stratejisi oluşturamaz.
Önümüzdeki dönemde, Netanyahu’nun politikalarının sona ermesiyle birlikte, İsrail ve Filistin arasında yeni bir diyalog sürecinin başlaması ihtimali hiç olmadığı kadar yüksek. Ancak bunun için uluslararası aktörlerin de daha net bir tavır ortaya koyması gerekiyor. Aksi takdirde, Ortadoğu’da kalıcı barış hala bir hayal olarak kalacaktır.