KUDÜS’ÜN SAHİBİ TARİHTİR, TARİHİ DEĞİŞTİREMEZSİNİZ!
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz’ın Türkiye’ye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e atıfta bulunarak yaptığı açıklamalar, sadece siyasi bir değerlendirme değil; aynı zamanda tarihî gerçekleri görmezden gelen bir zihniyetin yansımasıdır.
Öncelikle bilinmelidir ki Kudüs, herhangi bir devletin son birkaç on yılda sahip olduğu bir şehir değildir. Kudüs; üç semavi dinin kutsal kabul ettiği, insanlık tarihinin en önemli merkezlerinden biridir.
Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk kıblesidir. Miraç hadisesinin gerçekleştiği mukaddes topraktır. Bu nedenle Kudüs, yalnızca bir coğrafya değil; milyarlarca Müslümanın gönlünde yaşayan bir inanç meselesidir.
Katz, Osmanlı İmparatorluğu’ndan söz ederken unutuyor ki Kudüs, tam 401 yıl boyunca Osmanlı idaresinde kaldı. Bu dört asırlık dönemde şehirde farklı dinler ve topluluklar huzur içinde yaşayabildi. Osmanlı ne mabetleri yıktı ne de inançları yok etmeye çalıştı. Kudüs’ün sokaklarında barışın hüküm sürdüğü dönemlerden biri Osmanlı dönemidir.
Bugün tarih konuşulacaksa, Osmanlı’nın Kudüs’teki vakıfları, çeşmeleri, medreseleri, surları ve eserleri hâlâ ayaktadır. Çünkü Osmanlı, fethettiği yerlere sadece bayrak değil; adalet de götürmüştür.
Türkiye Cumhuriyeti ise Osmanlı’nın mirasını inkâr eden değil, onun tarihî birikiminden güç alan büyük bir devlettir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk de Türk milletinin bağımsızlık iradesinin sembolüdür. Atatürk’ü Türkiye’ye karşı siyasi bir argüman olarak kullanmaya çalışmak, hem Atatürk’ü hem de Türk milletini yanlış anlamaktır.
Türk milleti tarih boyunca hiçbir zaman başka milletlerin düşmanı olmamış, ancak kendi değerlerine ve kutsallarına uzanan ellere karşı da sessiz kalmamıştır.
Kudüs konusunda da gerçek değişmeyecektir:
Kudüs sadece taşlardan oluşan bir şehir değildir. Kudüs; duaların, gözyaşlarının, inancın ve insanlık vicdanının adıdır.
Kim ne söylerse söylesin, Mescid-i Aksa Müslümanların kalbindeki yerini koruyacaktır.
Tarih boyunca nice imparatorluklar, nice devletler, nice yöneticiler gelip geçti. Ancak Kudüs’ün manevi değeri değişmedi.
Bugün de değişmeyecektir.
Kudüs, barışın şehri olmalıdır.
Kudüs, çatışmaların değil vicdanın merkezi olmalıdır.
Ve bilinmelidir ki; tarih, güce güvenenleri değil, adaleti savunanları hatırlar.
Kudüs dün de insanlığın ortak mirasıydı, bugün de öyledir, yarın da öyle kalacaktır.