Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Başkanvekili ve Star gazetesi yazarı Avukat Cüneyd Altıparmak, medyanın etik sorumluluklarına dair önemli bir çağrıda bulundu. Star gazetesindeki köşe yazısında, Millî Güvenlik Kurulu Eski Genel Sekreteri Vali Seyfullah Hacımüftüoğlu’nun Türk İnternet Medya Birliği Genel Kurulu’ndaki konuşmasına atıfta bulunan Altıparmak, gazetecilik mesleğinin sadece haber verme işleviyle sınırlı olmadığını vurguladı.
Hacımüftüoğlu’nun, “lekelenmeme hakkı”nın yanına “lekelememe görevini” de ekleme önerisi, Altıparmak tarafından insan onurunu merkeze alan yeni bir bakış açısı olarak değerlendirildi. Bu ilkenin, her bireyin itibarının korunması gerektiğini ve doğruluğu teyit edilmemiş bilgilerle kimsenin onurunun zedelenmemesi gerektiğini belirtti.
Konuşmadan öne çıkan tespitler arasında, gazeteciliğin insan onurunu koruma sorumluluğu olduğu, haberciliğin merkezinde olayın değil, insanın yer aldığı ve her türlü paylaşımın muhatabının bir insan olduğu hatırlatıldı. Altıparmak, kurumların büyüklüğünün unvanlarla değil, temsil ettikleri ilkeler ve etik değerlerle ölçüldüğünü, güven kazanan kurumların uzun ömürlü olacağını ifade etti.
Ayrıca, bir haberin hukuken doğru olmasının tek başına yeterli olmadığı, vicdani olarak da adil olması gerektiği ve gazeteciliğin adalet duygusunu koruyabilme sorumluluğu taşıdığı belirtildi. Teknolojinin ve iletişim araçlarının değişebileceği ancak değişmeyen tek gerçeğin, iletişimin insana yönelik olduğu ve insan odaklı olmayan modellerin sürdürülebilir olmadığı vurgulandı.
TİMBİR Başkanı Dr. Süleyman Basa’nın, dijital dünyanın bilgi hızının getirdiği tehlikelere dikkat çekmesi de kongrede öne çıkan konulardandı. Basa, bilginin hızla yayıldığı bu çağda, yanlış bilginin de aynı hızla yayıldığını belirterek, güvenilir medyanın öneminin altını çizdi. Medya temsilcileri, bu sorunun çözümünün medya mensupluğunun belirli şartlara bağlanması ve gazeteciliğin gerçek bir meslek olarak tanımlanmasıyla mümkün olacağını dile getirdi.
Altıparmak, daha önceki yazılarında bahsettiği İstanbul Aile Vakfı’nın sosyal medya şirketlerine açtığı davaya da değindi. Dava dilekçesinde, ABD’de sosyal medya şirketlerinin zararlı algoritmalar nedeniyle sorumlu tutulduğu yargı kararlarına atıfta bulunulmasına rağmen, X’in avukatının cevap dilekçesinde “Bu düzenlemelerin Türk hukukunda karşılığı bulunmamaktadır.” ifadesini kullanması dikkat çekiciydi. Altıparmak, bu durumun Türkiye’de sosyal medya algoritmalarını denetleyecek özel bir hukuki zeminin eksikliğini ortaya koyduğunu ve bu eksikliğin, özellikle çocukların dijital dünyada güvenliği açısından ciddi endişeler yarattığını belirtti.