Trabzonspor U19 ile Inter U19 karşılaşmasında açılan “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” pankartının UEFA tarafından kaldırılmak istenmesi, bir kez daha gösterdi ki mesele bir pankart değil, Türk milletinin varoluşudur.
Bu söz, bir milletin diriliş çığlığıdır. Bir dağın yamacında yankılanan ezgi gibi, tarihin içinden bugüne kadar gelen bir hakikattir: Biz Türk’üz. Bir sancak gibi dalgalanan bu söz, cephelerde can vermiş, istiklal için ayağa kalkmış bir milletin özüdür.
UEFA’nın sözde tarafsızlığı, bu talebiyle yerle bir olmuştur. Sporun siyasetten arınmış olması gerektiğini savunan bir kurum, Türk kimliğine dair en masum ifadeye dahi tahammül edememiştir. O pankartta küfür yoktu, ayrım yoktu. O pankartta sadece bir milletin kendi kimliğine duyduğu onur vardı. Ne mutlu ki Trabzonlu genç yürekler, bu müdahaleye geçit vermedi!
Ey vatan sevdalısı kardeşim!
Bu yaşadıklarımız bize şunu gösteriyor: Türk milleti ne zaman dimdik dursa, ne zaman kendi tarihine ve kimliğine sahip çıksa, birileri rahatsız olur. Çünkü Türk’ün olduğu yerde zulüm yoktur, esaret yoktur, teslimiyet yoktur.
Bil ki sen yoksan, biz bir kişi eksiğiz. Çünkü Türk olmak sadece bir ırkın adı değil, bir ahlâkın, bir törenin, bir asaletin adıdır. Türk; adaletiyle çağ kapatıp çağ açan, mazluma siper olan, zalime set çeken koca bir iradedir.
Bugün bu pankartı kaldırmak isteyenler, yarın Türk’ün sesini kısmak, izini silmek isteyebilir. Lakin unutmasınlar: Bizler sadece toprağa değil, tarihe kök saldık. Bizi pankartla değil, ancak kendilerinden vazgeçenlerin suskunluğuyla yenebilirler.
Varsın UEFA rahatsız olsun. Biz buradayız! Ayaktayız! Ve bu topraklarda her sabah “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” diyerek uyanmaya devam edeceğiz.
Unutma kardeşim;
Türk devlettir!
Ve her devletin kilidini açacak bir Türk anahtarı mutlaka vardır.
Allah Türk’ü korusun!