Rize’nin unutulmuş bir köyünden gelip gazetecilik ve bürokrasinin zirvesine tırmanan Rizeli gazeteci Osman Yazıcı, meslek hayatının 45. yılında samimi bir öz eleştiri ve helalleşme çağrısı yaptı. Meslek büyüğü Uğur Dündar’dan esinlenerek bu adımı attığını belirten Yazıcı, hayatın zorluklarına karşı verdiği mücadeleyi ve bu süreçteki kendi hatalarını açık yüreklilikle dile getirdi.
Okuma yazma bilmeyen bir ailenin on iki çocuğundan biri olarak Kaçkar Dağları’nın eteklerinde çobanlık ve inşaat işçiliği yaparak büyüyen Yazıcı, hayata tutunmak için hem çalışıp hem okuduğunu anlattı. İlkokulu tek sınıflı bir okulda tamamladığını, ortaokula büyüklerinin eski kıyafetleriyle başladığını belirten Yazıcı, köyden ilçeye ilk kez çay kamyonunun kasasında gittiğini söyledi. Annesinin sırtında odun ve yağ taşıyarak gönderdiği paralarla okuduğunu, bu mücadelenin kendisine büyük bir sorumluluk duygusu yüklediğini ifade etti.
Trabzon’a Veli Teknik Lisesi’ni okumak için gittiğinde hiç tanıdığı kimsenin olmadığını, okula kayıt için tanımadığı birini veli olarak ikna etmek zorunda kaldığını anlattı. Gazetecilik tutkusunun erken yaşlarda başladığını, İşletme Fakültesi’ni bu nedenle geç bitirdiğini, Yüksek Lisanslarını ise 45 ve 50 yaşlarından sonra tamamladığını dile getirdi. Bu zorlu yolculukta tırnaklarıyla kazıyarak ilerlediğini vurguladı.
Gazeteciliğe muhabir olarak başladığı Karadeniz Gazetesi’nden Sorumlu Yazı İşleri Müdürü ve Başyazar olarak ayrılan Yazıcı, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti yönetiminde de yer aldı. 1978’de kimseyi tanımadan geldiği Trabzon’dan, 1992’de saygı duyulan biri olarak ayrıldığını belirtti. Ankara yıllarında Flaş TV muhabirliği, Parlamento Dergisi editörlüğü, milletvekili danışmanlığı, ANAP yayın yönetmenliği ve parti danışmanlığı gibi görevlerde bulundu. İki Başbakana ve sekiz bakana danışmanlık yapan Yazıcı, TRT, Anadolu Ajansı, Basın-Yayın ve Özelleştirmeden sorumlu Başdanışmanlık görevlerini üstlendi. Anadolu Ajansı ve Tekel’de Genel Müdürlük yapan Yazıcı, ayrıca birçok şirkette Yönetim Kurulu üyeliği yaptı.
Bilgisini genç nesillere aktarmak amacıyla 2009 yılından beri çeşitli üniversitelerin iletişim fakültelerinde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak ders verdiğini söyledi.
45 yıllık meslek hayatında binlerce habere imza attığını, hiçbir gücün önünde eğilmediğini ve kalemini satmadığını belirten Yazıcı, bürokrasideki görevlerinde de namus hassasiyeti gösterdiğini, devletin her kuruşunu koruduğunu ifade etti. Toplumun gerçekleri öğrenme hakkı için evrensel meslek ilkelerine bağlı kalarak çalıştığını, kişisel husumet peşinde koşmadığını ve kamu yararı olmadıkça kimsenin özel hayatına girmediğini vurguladı. Mesleğine aşık olduğunu ve gücü yettiğince yazmaya devam edeceğini söyledi.
Vicdanen çok rahat olduğunu dile getiren Yazıcı, yine de farkında olmadan üzdüğü, kalbini kırdığı herkesten tüm samimiyetiyle özür diledi. Kendi hataları ve eksikleri olduğunu kabul eden Yazıcı, bilerek ve isteyerek kimseye kötülük veya haksızlık yapmadığını belirtti. Kırılanların ve gücenenlerin bu yazıyı içten bir “helalleşme” olarak kabul etmelerini dileyerek haklarını helal etmelerini istedi.