Prof. Dr. Veysel Ayhan’dan Çarpıcı Analiz: Modern Savaş Doktrinleri Çöküyor mu?

Prof. Dr. Veysel Ayhan’dan Çarpıcı Analiz: Modern Savaş Doktrinleri Çöküyor mu?
Yayınlama: 04.04.2026
A+
A-

ANKARA – BHA

SESA Enstitüsü Direktörü ve TİMBİR Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Prof. Dr. Veysel Ayhan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile İran’ın karşı hamlelerinin, modern savaşın doğasında köklü bir dönüşüme işaret ettiğini belirtti. Bu dönüşümün sadece askeri teknolojilerle sınırlı kalmayıp, savaşın ekonomik, ideolojik ve kurumsal boyutlarını da yeniden şekillendirdiğini vurgulayan Ayhan, yüksek maliyetli konvansiyonel sistemlerin, düşük maliyetli asimetrik tehditler karşısında yetersiz kaldığını söyledi.

Prof. Dr. Ayhan’a göre, askeri kapasitenin yer altına taşınması, dağıtık komuta yapılarının benimsenmesi ve “mozaik savunma” gibi doktrinlerin geliştirilmesi, askeri dayanıklılığın artık merkezi yapılardan ziyade esneklik ve süreklilik üzerinden şekillendiğini gösteriyor. Sivil teknolojilerin ve açık kaynak istihbaratın yükselişi de savaş alanında bilgi üstünlüğünün devlet tekelinden çıkarak çok aktörlü bir yapıya evrilmesine neden oluyor. Bu bağlamda İran Savaşı, modern savaşın tek boyutlu bir güç mücadelesi değil, asimetrik, çok taraflı, ideolojik ve küresel etkiler üreten sistemik bir mücadeleye dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Modern Savaşın Yeni Paradigmaları

1. Uçak Gemileri Üstünlüğünün Sona Erişi

Yüksek maliyetli konvansiyonel silah sistemleri, düşük maliyetli ve asimetrik tehditler karşısında yetersiz kalabiliyor. Yaklaşık 4-5 milyar dolarlık USS Abraham Lincoln ve 13-15 milyar dolarlık USS Gerald R. Ford gibi uçak gemileri, 1-3 milyon dolarlık seyir füzeleri ve 20 bin-1 milyon dolarlık insansız hava araçları ile hedef alınabiliyor. Bu durum, Amerikan uçak gemilerinin hareket üstünlüğünü sınırlayarak operasyonel doktrinlerde dönüşümü zorunlu kılıyor.

2. Yer Altına İnmeyen Güç Ayakta Kalamaz

Yer altına entegre edilmeyen askeri kapasiteler, düşman tarafından kolayca etkisiz hale getirilebilir. ABD’nin bölgedeki üslerinin yüzeyde konumlanması onları kırılgan hale getirirken, İran’ın askeri kapasitesini yer altı tesislerine taşıması, kritik unsurlarını korumasını sağlıyor. Bu durum, ABD üslerinde güvenlik zafiyetleri yaratırken, İran’ın saldırı ve savunma kapasitesini sürdürmesine olanak tanıyor.

3. Baş Kesilse Bile Sistem Çalışmaya Devam Etmeli: Mozaik Savunma

İran’ın “mozaik savunma” doktrini, merkezi komuta yapısının parçalanmasına karşı direnç üreten, yerelleşmiş ve yarı otonom bir savaş kapasitesi anlayışına dayanıyor. Bu model, geleneksel merkezi komuta anlayışından uzaklaşarak daha esnek, dağıtık ve dayanıklı bir savaş stratejisinin öne çıktığını gösteriyor.

4. Teopolitik Askeri Yapılara Geri Dönüş

Savaş, artık sadece jeopolitik çıkarlar üzerinden değil, ideolojik ve inanç temelli bir zeminde de yürütülüyor. Netanyahu’nun Tevrat referanslı açıklamaları, İran’ın ideolojik-dini temelli askeri yapısı ve ABD’deki bazı çevrelerin savaşı kutsal bir mücadele olarak çerçevelemesi, teopolitik askeri yapıların ve söylemlerin yeniden güç kazandığını gösteriyor.

5. Gizli Olan Artık Gizli Değil: Sivil Teknoloji ve Açık Kaynak İstihbaratın Yükselişi

Ticari uydu görüntüleri, yapay zekâ destekli analizler ve açık kaynak istihbarat araçları, askeri hareketliliğin anlık olarak takip edilmesine imkân tanıyor. Bu durum, operasyonel gizliliği aşındırarak bilgi üstünlüğünün sivil teknoloji ekosistemiyle de doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.

6. Pahalı Olan Her Zaman Daha İyi Değildir: Doygunluk Savaşı ve Savunma Kapasitesinin Aşınması

Düşük maliyetli insansız hava araçları ve seyir füzelerinin yoğun kullanımı, yüksek maliyetli savunma sistemlerinin sınırlarını zorluyor. İran’ın çoklu ve yoğun füze/İHA kullanımı, savunma sistemlerinin kapasite sınırlarını görünür hale getirmiş durumda. Modern savaş, kaliteye ek olarak nicelik, süreklilik ve maliyet-etkinlik dengesine dayanıyor.

7. Ulus Devletleri Zorlayan Savaş Stratejisi

Çatışmaların doğrudan devletler arasında değil, vekil aktörler üzerinden ve farklı coğrafyalarda yürütülmesi, savaşın klasik cephe mantığından uzaklaştığını gösteriyor. Paramiliter yapılar ve yarı otonom grupların artan etkisi, merkezi otoritenin güvenlik üzerindeki tekelini zayıflatıyor.

8. Savaşın Maliyetinin Küreselleşmesi: Jeoekonomik Etki ve Sistemik Kırılganlık

Modern çatışmalar, enerji altyapıları ve deniz ticaret yolları gibi küresel sistemin kritik unsurlarını da hedef alıyor. Bu durum, savaşın etkilerinin bölgesel sınırların ötesine taşınmasına ve küresel ekonomik sistem üzerinde yaygın maliyetler üretmesine neden oluyor.

Prof. Dr. Ayhan’a göre, 2026 Ortadoğu Savaşı, modern savaşın yeni paradigmasını temsil ediyor. Bu paradigma, merkezi ve mutlak üstünlüğe dayalı klasik savaş anlayışının yerini; dağıtık, esnek, maliyet-etkin, çok aktörlü ve küresel etkiler üreten bir savaş modeline bırakıyor. Geleceğin savaşları, yalnızca silahların değil, sistemlerin, ağların ve stratejik dayanıklılığın rekabeti üzerinden şekillenecektir.

Reindeer Medya İzopoint Yalıtım Sıvası - Isı, Ses, Su ve Yangın Yalıtımı