Prof. Dr. Zakir Avşar’dan CHP’ye Sert Eleştiri: Hukuk ve Ahlak Sınavında Güven Kaybı

Prof. Dr. Zakir Avşar’dan CHP’ye Sert Eleştiri: Hukuk ve Ahlak Sınavında Güven Kaybı
Yayınlama: 23.04.2026
A+
A-

Akademisyen ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, kaleme aldığı köşe yazısında, hukukun ve ahlakın toplumsal dengeyi sağlama rolüne dikkat çekerek, bu sınırların zayıflatılmasının güvensizlik ürettiğini belirtti. Avşar, siyasi rekabetin sertliğinin dilin keskinleşmesine yol açabileceğini ancak bunun hukuki ve ahlaki ölçütlerin esnetilmesine gerekçe olamayacağını vurguladı.

Son dönemde CHP etrafında yoğunlaşan yolsuzluk, ahlaki yozlaşma ve etik ihlal iddialarının, parti tabanında dahi huzursuzluk ve güvensizlik yarattığını ifade eden Avşar, bu tür durumlarda kurumsal tepkilerin niteliğinin kritik önem taşıdığını söyledi. Kurumların karakterinin kriz anlarında belirginleştiğini ve sergilenen tavrın, anlatılan hikâyeden daha kalıcı izler bıraktığını belirtti.

İddialar karşısında geliştirilen reflekslerin siyasal aklın derinliğini ortaya koyduğunu kaydeden Avşar, meseleyi siyasallaştırma, görmezden gelme veya gündem değiştirme çabalarının kısa vadede işlevsel görünse de inandırıcılığı aşındırarak daha geniş bir güven kaybına yol açtığını belirtti. Mevcut durumda CHP’nin bu süreci yaşadığını, her geçen gün yeni skandalların ortaya çıktığını ve somut delillerle kamuoyuna intikal eden olaylar karşısında önceki argümanların geçersizleştiğini savundu.

Günümüz seçmeninin söylenenlere ek olarak yapılanlara ve yapılma biçimine de baktığını belirten Avşar, bir iddianın hangi süreçlerden geçtiği, kimlerin sorumluluk üstlendiği ve hangi sonuçların üretildiği gibi faktörlerin siyasi meşruiyetin belirleyicileri haline geldiğini ifade etti. Şeffaflığın soyut bir ilke değil, somut bir yönetim pratiği olması gerektiğini, her ciddî iddianın bağımsız ve tarafsız mekanizmalarca, kamuoyuna açık şekilde ele alınması gerektiğini vurguladı.

Kurumsal itibarın kapalı kapılar ardında korunamayacağını belirten Avşar, hesap verebilirliğin hukuki sorumlulukla sınırlı kalmayan, çok katmanlı bir ahlaki yükümlülük olduğunu, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin kurumsal güvenin çözülmesi gibi daha büyük sorunlara yol açtığını ifade etti.

Siyaset dilinin niteliğinin de bu çözülmenin hızını belirlediğini söyleyen Avşar, sürekli savunma ve karşı saldırı üzerine kurulu bir söylemin zamanla gerçeklikten koptuğunu ve belirli bir tabanı konsolide etse de geniş toplum kesimlerinde yorgunluk ve mesafe duygusu yarattığını belirtti. Günümüz insanının daha seçici, dikkatli ve sorgulayıcı olduğunu, sloganların ötesine geçen, tutarlılık sergileyen ve gerektiğinde öz eleştiri yapabilen bir siyasal duruş beklediğini ifade etti.

CHP’nin, Genel Başkanı ve yönetim kademelerinin skandallar ortaya çıktıkça ölçüyü kaçırıp, gerçeklikten koparak yalan, iftira, hakaret ve sözel şiddete başvurmasının durumu düzeltmediğini belirten Avşar, her olayı hukuki ve ahlaki bağlamından çıkarıp siyasal rekabet içerisinde izaha kalkışmanın güneşi balçıkla sıvamaya benzediğini söyledi.

Siyasette kadro politikaları ve “bizden” yaklaşımının sorunun en yapısal boyutunu oluşturduğunu belirten Avşar, liyakat ilkesinin zayıfladığı her durumda performans sorunlarının ve etik zafiyetlerin kaçınılmaz hale geldiğini, bu nedenle kamuoyuna yansıyan olumsuzlukların bireysel hatalar olarak izole edilemeyeceğini savundu. Şeffaf ve objektif kriterlere dayanmayan sistemlerin tekrar eden krizlerin zeminini hazırladığını ekledi.

Eleştiriye yaklaşım biçiminin kurumsal olgunluğun göstergelerinden biri olduğunu belirten Avşar, eleştiriyi tehdit olarak görmenin öğrenme kapasitesini zayıflattığını, doğru değerlendirildiğinde ise yapısal sorunların tespitine ve giderilmesine imkân tanıdığını ifade etti. Kurumların eleştiriye açık oldukları ölçüde dayanıklılık kazandığını, aksi durumda sorunların daha karmaşık bir hâl aldığını belirtti. CHP’nin kendi içinden gelen samimi eleştirileri ihraçla bastırma çabasının çürüme ve yok olma hızını artırmaktan başka sonuç vermeyeceğini vurguladı.

Avşar, bir il belediye başkanının pavyon işletmesi, çalışanlarını belediyede sigortalı göstermesi ve kişisel bilgisayarlarından çıkan mahrem görüntüler gibi skandallara rağmen partinin bu kişi hakkında ihraç kararı alamadığını, başka bir il başkanının ise burs ve kurban parası gibi yardımlaşma fonlarını suiistimal ettiğini ancak yine ses çıkmadığını örnek gösterdi. Sözde Cumhurbaşkanı adayının tavırlarına da değindi.

Bu türden yolsuzluk ve yozlaşmaların başka partilerde örtbas edilmediğini, görmezden gelinmediğini savunan Avşar, AK Parti ve MHP’nin en küçük bir yolsuzluk emaresinde dahi ilgili kişileri partiyle yollarını ayırıp yargıya havale ettiğini belirtti. CHP’nin bu tür hadiselerde diğer partiler gibi sağlıklı olanı tercih etmediği için eleştirilerin oradan yöneltildiğini ifade etti.

Toplumun siyaset kurumuna yönelik güveninin kırılgan bir dengede olduğunu ve bu dengenin sarsılmasının tüm sistemi etkileyeceğini belirten Avşar, etik standartların korunmasının bir imaj meselesi değil, sistemin sürdürülebilirliğiyle ilgili bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Türkiye’nin yüksek standartlar tesis etmeye odaklanmış bir siyaset anlayışına ihtiyaç duyduğunu, şeffaflık, hesap verebilirlik, liyakat ve hukuka bağlılığın bu anlayışın temel sütunları olduğunu, bu sütunlar zayıfladığında siyasal rekabetin daha yıpratıcı bir hâl aldığını sözlerine ekledi.

Reindeer Medya İzopoint Yalıtım Sıvası - Isı, Ses, Su ve Yangın Yalıtımı