Akademisyen ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, kaleme aldığı köşe yazısında Fransa’nın Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile geliştirdiği yakınlaşmayı derinlemesine analiz etti. Avşar, bu ittifakın Türkiye karşıtlığı üzerine kurulu olduğunu ve gerçekçi bir temele dayanmadığını belirtti.
Prof. Dr. Avşar, Fransa’nın Doğu Akdeniz’deki nüfuzunu artırma ve Avrupa’daki askeri liderlik iddiasını güçlendirme çabası içinde olduğunu, ancak bu stratejinin mevcut kapasite sınırlılıkları ve jeopolitik gerçeklerle uyumlu olmadığını vurguladı. Fransa’nın askeri kaynaklarının Afrika, Hint-Pasifik ve Avrupa içindeki sorumlulukları arasında bölündüğünü belirten Avşar, bu durumun Doğu Akdeniz’e yönelik uzun vadeli ve yüksek maliyetli bir askeri taahhüdü sürdürülebilir kılmaktan uzaklaştırdığını ifade etti.
Yunanistan’ın savunma harcamalarını artırmasına rağmen, savunma kapasitesinin büyük ölçüde dışa bağımlı olması ve ekonomik kırılganlıkların bu durumu daha da zorlaştırdığına dikkat çekildi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ise demografik, ekonomik ve askeri ölçekte sınırlı bir aktör olduğu ve güvenlik ihtiyacının dış desteğe bağlı olduğu belirtildi.
Avşar, Türkiye’nin askeri kapasitesinin, yerli savunma sanayiinin gelişimi, entegre sistem mimarisi ve saha deneyimiyle beslendiğini söyledi. Bu durumun, klasik platform bazlı üstünlük arayışlarının ötesinde bir sistemik avantaj sağladığını belirtti. Yunanistan’ın modernizasyon hamlelerinin taktiksel iyileşmeler getirebileceğini, ancak uzun vadeli stratejik dengeyi kökten değiştirmeyeceğini savundu.
Yunanistan’ın, bölgesel sorunları Avrupa veya küresel güçler aracılığıyla çözebileceği varsayımının uluslararası sistemin gerçekleriyle örtüşmediğini ifade eden Avşar, ABD ve Avrupa için Türkiye’nin dışlanabilecek değil, dengelenmesi gereken kritik bir ülke olduğunu vurguladı. Türkiye’nin jeopolitik öneminin, Yunanistan lehine bir stratejinin benimsenmesini engellediğini belirtti.
Prof. Dr. Avşar, Fransa ile Yunanistan arasındaki yakınlaşmanın, güvenliği artırmak yerine Türkiye ile karşılıklı silahlanma dinamiklerini tetikleyerek bölgesel gerilimi yükselttiğini dile getirdi. Dış aktörlere dayalı güvenlik arayışının paradoksal olarak güvenliği azaltabileceğini gösterdiğini söyledi. Avşar, rasyonel bir stratejik yaklaşımın, Türkiye ile rekabet yerine işbirliği alanlarını genişletmeyi gerektirdiğini savundu. Enerji projelerinde ortaklık, deniz yetki alanlarında müzakere ve güven artırıcı askeri önlemlerin bu işbirliğinin temel unsurları olabileceğini ekledi.
Sonuç olarak, Prof. Dr. Avşar, Fransa-Yunanistan-Güney Kıbrıs hattında şekillenen mevcut stratejinin, kapasite sınırlılıkları, jeopolitik uyumsuzluklar ve ekonomik gerçeklerle çelişen yönleri nedeniyle kırılgan bir yapı sergilediğini ve gerçek bir güç dengesi kurmaktan ziyade algısal bir güvenlik ürettiğini belirtti. Buna karşılık, Türkiye ile geliştirilecek daha dengeli ve rasyonel ilişkilerin bölgesel istikrar ve ekonomik verimlilik açısından daha sağlam bir zemin sunduğunu vurguladı.