ANKARA – BHA’nın haberine göre, Prof. Dr. Zakir Avşar, kaleme aldığı “Siyasette isnadın sınırı, özrün erdemi” başlıklı yazısında, siyasi eleştiri hakkı, kişilik hakları, masumiyet karinesi ve kamuoyu önünde özür dilemenin taşıdığı öneme dikkat çekti. Avşar, siyasi rekabetin demokratik yaşamın vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurgulayarak, kamu görevlilerinin kararlarının sorgulanmasının doğal olduğunu ancak eleştiri ile kanıtsız suçlama arasındaki çizgiyi korumanın gerekliliğini belirtti.
Fon işlemleri üzerinden iki bakan hakkında ortaya atılan iddialara değinen Avşar, bu iddiaların doğruluğu araştırılmadan kişilerin usulsüzlükle ilişkilendirilmesinin ciddi bir itibar kaybına yol açabileceği uyarısında bulundu. Avşar, şunları kaydetti: “Eleştiri ile isnat arasındaki sınır korunmalı.” Siyasi tartışmalarda iddiaların dayandığı kanıtların hayati önem taşıdığını ifade eden Avşar, gerçeğe dayanmayan suçlamaların hem hedef alınan kişileri hem de genel olarak siyaset kurumuna olan güveni zedeleyebileceğini belirtti. Dijital platformlarda doğrulanmamış bilgilerin hızla yayıldığına işaret eden Avşar, bu tür bilgilerin sonradan düzeltilse bile kamuoyunda kalıcı olumsuz algılar oluşturabileceğini sözlerine ekledi.
Avşar, yazısında demokratik siyasette asıl önemli olanın bir iddianın ne kadar çarpıcı olduğu değil, hangi kanıtlara dayandığı olduğunu vurguladı. Masumiyet karinesinin kamusal tartışmalarda da gözetilmesi gerektiğini belirten Avşar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesine atıfta bulundu. Kamu yararını ilgilendiren konularda soru sormanın ve şeffaflık talep etmenin meşru olduğunu ancak araştırma talebiyle bir kişiyi suçlu ilan etmenin farklı şeyler olduğunu ifade etti.
Yanlış bir iddianın ortaya çıkması durumunda özür dilemenin önemini vurgulayan Avşar, bir hatanın kabul edilmesinin siyasi bir zayıflık olarak görülmemesi gerektiğini savundu. Özür dilemenin sadece yanlışlığın kabulüyle sınırlı kalmaması, yanlış bilginin yayıldığı mecralarda düzeltme yapılması ve ilgili kişilerin itibarının korunması gerektiğini belirtti. Avşar, “Özür dilemek siyasi rekabette yenilgiyi kabul etmek değildir. Gerçek karşısında sorumluluk üstlenmektir.” dedi. Siyasi mücadelenin kişilerin itibarını zedelemeye yönelik bir yarışa dönüşmemesi gerektiğini belirten Avşar, kamuoyuna aktarılan iddiaların doğruluğuna gösterilecek özenin, demokratik tartışmanın kalitesini koruyacağını söyledi.
Yazısının son bölümünde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in fon işlemleriyle ilgili iddialarını değerlendiren Avşar, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’tan açıkça özür dilenmesi gerektiğini savundu. Avşar, “Şimdi iddia sahibinin ve partisinin çok açık, anlaşılır, net bir şekilde Bakanlar Ömer Bolat ve Mahinur Göktaş’tan özür dilemeleri gerekmektedir. Bu öyle yarım ağız olmaz. Dilemiş gibi yapılarak geçiştirilemez.” ifadelerini kullandı.
Özel’in, iddialarda adı geçen Mahinur Öztaş’ın babasından özür dilediğine dair açıklamasını da değerlendiren Avşar, bu adımı önemli bulmakla birlikte yetersiz gördüğünü belirtti. İddiaların sadece iki bakanı değil, AK Parti’yi de hedef aldığını ileri süren Avşar, özrün kapsamının daha geniş tutulması gerektiğini savundu. Avşar, yazısını şu sözlerle tamamladı: “Siyaseti çirkinleştirmemek için özür şarttır. Ama dar kapsamlı bir özür olmaz. Açıktır ki iftira ve isnat iki bakan üzerinden ama tüm AK Parti camiasına yapılmıştır. Özür çerçevesi de bu şekilde olmalıdır.”