Su Krizi: Halkın Suçu Değil, Devletin ve Sermayenin Sorumluluğu

Su Krizi: Halkın Suçu Değil, Devletin ve Sermayenin Sorumluluğu
İzopoint Yalıtım Sıvası - Isı, Ses, Su ve Yangın Yalıtımı

Su Krizi: Halkın Suçu Değil, Devletin ve Sermayenin Sorumluluğu

Türkiye’de yıllardır aynı cümle tekrar ediliyor:
“Musluğu kapatın, duşta fazla kalmayın, tarımda israf etmeyin.”

Elbette bireysel tasarruf önemlidir. Ancak, gerçek tabloya bakıldığında su kıtlığının asıl sorumlusu halk değil, büyük endüstriler, yanlış politikalar ve rant projeleridir.

Su Kıtlığının Temel Nedenleri

  1. Sanayi ve Madencilik Baskısı
    Devasa fabrikalar ve maden işletmeleri milyonlarca ton suyu hem tüketmekte hem de kirletmektedir. Tek bir maden ocağının yıllık su tüketimi, küçük bir ilçenin ihtiyacını karşılayacak düzeydedir. Buna rağmen faturayı vatandaşa kesmek kolay bir yol haline gelmiştir.
  2. Rant Odaklı Projeler
    Barajlar, HES’ler ve kontrolsüz madencilik faaliyetleri doğal su döngüsünü bozmakta, yeraltı sularını tüketmekte ve tarım alanlarını çoraklaştırmaktadır. Bu projeler çoğu zaman yerel halkın rızası alınmadan, sadece kısa vadeli ekonomik kazanç uğruna yürütülmektedir.
  3. İklim Kanunu ve Meclis Kararları
    Meclisten geçen iklim kanunu, uluslararası anlaşmalara uyum sağlama amacı taşısa da, uygulamada su krizinin yükünü yine halka yıkmaktadır. Tarımsal destekler yerine kısıtlamalar getirilmektedir. Oysa tarım, Türkiye’nin hem gıda güvenliği hem de stratejik bağımsızlığı için vazgeçilmezdir.
  4. Sabotaj ve Algı Yönetimi
    Bazı bölgelerde bilinçli kesintiler ve sabotajlar, suyun kıt ve zor ulaşılan bir kaynak olduğu algısını pekiştirmektedir. Bu da suyun kamusal bir hak olmaktan çıkarılıp, ticarileştirilmesinin önünü açmaktadır.

Uluslararası Boyut: İklim ve Teknoloji Müdahaleleri

Küresel ölçekte kullanılan iklim mühendisliği teknolojileri, chemtrail iddiaları ve yapay yağış rejimleri tartışma konusudur. Bu uygulamalar, doğal iklim döngüsünü bozarak kuraklık ve aşırı yağış döngülerine yol açmaktadır. Türkiye gibi su kaynakları kırılgan ülkeler, bu manipülasyonların sonuçlarını daha ağır hissetmektedir.

Halkın Değil, Devletin Sorumluluğu

Unutulmamalıdır ki; suyun korunması ve adil dağıtımı bireysel tasarruf çağrılarıyla değil, devlet politikalarıyla sağlanabilir.

Devlet, sanayinin kontrolsüz su tüketimine sınırlama getirmelidir.

Tarımsal sulamada modern teknolojiler desteklenmeli, üretici yalnız bırakılmamalıdır.

Yeraltı suları için kota ve denetim mekanizması oluşturulmalıdır.

Su kaynakları üzerinde rant değil, kamu yararı esas alınmalıdır.

Vatandaşa sürekli “musluğu kapat” demek çözüm değil, suyun yönetimini şeffaf ve adil hale getirmek gerçek çözümdür.

Sonuç: Suyu Yöneten, İnsanı da Yönetir

Su bir insan hakkıdır; ticaretin, rantın ve siyasetin oyuncağı olamaz. Eğer suyu küresel şirketler, rant grupları ve çıkar çevreleri yönetirse; yarın sadece susuzluk değil, bağımsızlık da kaybedilir.

Bu nedenle çağrımız nettir:
Türk vatandaşını mağdur etmeyin. Devlet, ister savaşsın ister müzakere etsin, ister kazansın ister kaybetsin… Su meselesi vatandaşın değil, devletin çözmesi gereken bir sorundur.

İzopoint Yalıtım Sıvası - Isı, Ses, Su ve Yangın Yalıtımı
Gazeteci, Yazar,