Türkiye Eğitim Derneği’nin (TED) düşünce kuruluşu TEDMEM, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) “Bir Bakışta Eğitim 2026” raporunu Türkiye özelinde değerlendirdi. Raporda, Türkiye’nin eğitim alanındaki ilerlemeleri, öğretmenlerin durumu, erken çocukluk eğitimine erişim ve eğitime ayrılan kaynaklar gibi kritik başlıklar mercek altına alındı.
OECD’nin “Bir Bakışta Eğitim 2026: Türkiye Üzerine Değerlendirme ve Öneriler” başlıklı çalışması, Türkiye’deki gençlerin eğitim ve istihdam durumuna dair çarpıcı veriler sundu. 25-34 yaş grubunda yükseköğretim mezunlarının oranının son 10 yılda önemli ölçüde artmasına rağmen (yüzde 27,5’ten yüzde 45,5’e), 18-24 yaş grubundaki gençlerin yüzde 30,9’u, 25-29 yaş grubundakilerin ise yüzde 33,4’ü ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. Bu durum, Türkiye’yi eğitimde veya istihdamda bulunmayan gençlerin oranında OECD ülkeleri arasında son sıralara taşıyor. Özellikle genç kadınların durumu daha da endişe verici; 18-24 yaş grubundaki kadınların yüzde 42,6’sı ne eğitimde ne de istihdamda bulunuyor. Bu oran, erkeklerde yüzde 20,4 olarak kaydedildi ve Türkiye, bu alanda cinsiyetler arası en yüksek farka sahip OECD ülkesi oldu.
Raporda, Türkiye’nin arza dayalı öğretmen açığı bulunmayan iki ülkeden biri olarak gösterilmesi dikkat çekici. Ancak bu durumun, tüm okullarda ve branşlarda öğretmen ihtiyacının tam olarak karşılandığı anlamına gelmediği vurgulandı. Türkiye’nin öğretmen nüfusunun OECD ortalamasına göre daha genç olması, kısa ve orta vadede emeklilik kaynaklı öğretmen açığı riskini azaltıyor. Buna karşın, ortaokul öğretmenlerinin yalnızca yüzde 50’si çalışma koşullarından memnunken, maaş memnuniyeti oranı ise yüzde 21,3 ile OECD ortalamasının oldukça altında kalıyor. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı da bazı eğitim kademelerinde OECD ortalamasının üzerinde seyrediyor.
Türkiye, erken çocukluk eğitimine erişimde OECD ülkeleri arasında geride kalıyor. Üç yaşından zorunlu eğitime başlama yaşına kadar olan çocukların okullaşma oranı yüzde 50,9 iken, OECD ortalaması yüzde 89,7 olarak kaydedildi. Eğitim kurumlarına ayrılan kaynaklar da uluslararası standartların altında. İlkokul, ortaokul ve lise kademelerinde öğrenci başına yıllık eğitim harcaması yaklaşık 5 bin 118 dolar iken, OECD ortalaması 14 bin 436 dolar olarak hesaplandı. Bu durum, eğitimin niteliği ve fırsat eşitliği açısından önemli zorluklar teşkil ediyor.
TEDMEM, Türkiye’nin eğitim sisteminin uluslararası göstergeler üzerinden değerlendirilmesi ve politikaların geliştirilmesi amacıyla bu raporu hazırladı. Raporda, öğretmen ihtiyacının bölgesel ve branş bazında detaylı incelenmesi, erken çocukluk eğitimine erişimin artırılması, eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi ve eğitime ayrılan kaynakların niteliği artıracak şekilde kullanılması gerektiği vurgulandı. Bu adımlar, gençlerin eğitimden istihdama daha sorunsuz geçiş yapmalarını ve ülkenin genel eğitim düzeyinin yükselmesini sağlayacaktır.