Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ait kadın istatistiklerini kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan veriler, Türkiye’de kadınların yaşam süresi, eğitim durumu, işgücüne katılımı, yönetimdeki temsil oranları ve karşılaştıkları şiddet deneyimleri gibi birçok alanda önemli bilgiler sunuyor. Kadınlar, erkeklere kıyasla ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşarken, ilk evlenme yaşının 26 olduğu belirtildi. Ayrıca, üretken yapay zekayı kullanan kadınların…
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ait kadın istatistiklerini kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan veriler, Türkiye’de kadınların yaşam süresi, eğitim durumu, işgücüne katılımı, yönetimdeki temsil oranları ve karşılaştıkları şiddet deneyimleri gibi birçok alanda önemli bilgiler sunuyor. Kadınlar, erkeklere kıyasla ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşarken, ilk evlenme yaşının 26 olduğu belirtildi. Ayrıca, üretken yapay zekayı kullanan kadınların oranının yüzde 18,8’e ulaştığı görüldü.
TÜİK’in 31 Aralık 2025 itibarıyla açıkladığı Kadın İstatistikleri Raporu’na göre, Türkiye’nin toplam nüfusu içinde kadınların oranı %49,98 (43 milyon 32 bin 734 kişi), erkeklerin oranı ise %50,02 (43 milyon 59 bin 434 kişi) olarak kaydedildi. Yaş gruplarına bakıldığında, 60 yaş ve üzeri kadın nüfusunda erkeklere göre bir üstünlük söz konusu. 60-74 yaş aralığında kadınların oranı %51,9 iken, 90 yaş ve üzeri grupta bu oran %69,7’ye yükseliyor.
2022-2024 dönemini kapsayan verilere göre, doğuşta beklenen yaşam süresi kadınlarda 80,7 yıl olarak belirlenirken, erkeklerde bu süre 75,5 yıl olarak ölçüldü. Bu durum, kadınların erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşadığını gösteriyor. Sağlıklı yaşam süresi ise kadınlarda 56,3 yıl, erkeklerde ise 58,9 yıl olarak hesaplandı.
25 yaş ve üzeri kadınların ortalama eğitim süresi 8,8 yıl olarak tespit edildi. En az bir eğitim düzeyini tamamlamış kadınların oranı %88,3’e ulaşırken, yükseköğretim mezunu kadınların oranı %23,6 oldu. Annesi yükseköğretim mezunu olan kadınların %84,4’ünün de yükseköğretim mezunu olması, eğitimde nesiller arası bir aktarımın olduğunu gösteriyor.
2024 yılı verilerine göre, kadınların işgücüne katılım oranı %36,8, istihdam oranı ise %32,5 olarak gerçekleşti. Eğitim seviyesi arttıkça kadınların işgücüne katılımında da bir artış gözlemlendi; özellikle yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı %68,7’ye ulaştı. Hanesinde 3 yaş altı çocuğu bulunan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı ise %26,9 olarak kaydedildi.
Kadınların karar alma mekanizmalarındaki temsiliyetine bakıldığında, kadın büyükelçi oranı %28,4, kadın milletvekili oranı %19,9 oldu. Akademik alanda kadın profesörlerin oranı %34,9, doçentlerin oranı ise %43,3 olarak belirlendi. Üst ve orta düzey yöneticilik pozisyonlarındaki kadınların oranı %21,5’i bulurken, BİST 50 şirketlerinde kadın yönetim kurulu üyesi oranı %18,3 olarak saptandı.
Kadın Ar-Ge personelinin toplam içindeki oranı %34,2 olarak ölçüldü. Bu oran yükseköğretimde %47,9’a çıkarken, mali ve mali olmayan şirketlerde %28,2 olarak gerçekleşti. 2025 verilerine göre, kadınların ortalama ilk evlenme yaşı 26,0 olarak kaydedilirken, erkeklerde bu yaş 28,5 oldu. Kadınların %17,0’ı eşlerinden daha yüksek eğitim seviyesine sahip.
Yapılan araştırmada, kadınların %28,2’sinin psikolojik, %18,3’ünün ekonomik, %12,8’inin fiziksel, %10,9’unun ısrarlı takip, %8,3’ünün dijital ve %5,4’ünün cinsel şiddete maruz kaldığı ortaya çıktı. Bu şiddet türlerinin çoğunun eş veya birlikte yaşanılan kişiler tarafından uygulandığı belirtildi. 2025 yılında kadınların %30,1’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındayken, erkeklerde bu oran %25,6 olarak gerçekleşti.
Kadınların %18,8’i üretken yapay zekayı kullanırken, yükseköğretim mezunu kadınların beyin göçü oranı %1,6 olarak saptandı.