Sanayiciler için yeni bir dönem başladı. Üretim gücünü birleştirmek, ihracat potansiyelini artırmak, devlet desteklerine ulaşmak ya da uluslararası pazarlara açılmak artık yalnızca büyük sermayeli şirketlerin ayrıcalığı değil. TÜM Sanayiciler Derneği (TÜMSANDER), bu vizyonla kuruldu. Sadece sanayiyi değil, birlikte hareket etmenin getireceği sinerjiyi yeniden tarif etmek için…
Bugün Türkiye’de binlerce sanayici, üretici, girişimci var. Kimi organize sanayi bölgelerinde, kimi atölyesinde, kimi ise küçük bir tesisle hayalini gerçekleştirmeye çalışıyor. Ancak ortak sorunlar belli: Pazara ulaşmak zor, maliyetler yüksek, finansman kaynakları kısıtlı, tanıtım desteği neredeyse yok. Üstelik her üretici kendi alanında yalnız kalmış, sesi yeterince duyulamıyor.
İşte TÜMSANDER tam da bu noktada bir ihtiyaca cevap veriyor: Üreticinin, girişimcinin, yatırımcının sesi olmak.
Neden TÜMSANDER?
TÜMSANDER’in Genel Başkanlığına seçilen iş insanı Serkan Torun, uzun yıllardır üretim, ihracat ve marka oluşturma alanlarında faaliyet gösteren, iş dünyasında saygınlığıyla tanınan bir isim. Onun liderliğinde kurulan bu yapı, klasik bir dernekçilikten çok daha fazlasını hedefliyor. Bu, bir “masa başı dernekçiliği” değil; sahada, üretim hattında, fuar stantlarında, lojistik depolarında hayat bulan bir birlik modeli.
Serkan Torun’un şu sözleri aslında her şeyi özetliyor:
“Dilde, işte, fikirde birlik ilkesiyle yola çıktık. Her sektördeki üreticimize özel pazar imkânları sunacak, projelerine destek vereceğiz. Yeter ki üretim devam etsin.”
Bu söylem, yalnızca bir hedefi değil, aynı zamanda bir sorumluluğu da içinde barındırıyor. Çünkü TÜMSANDER yalnızca üyelerine değil, Türkiye’nin üretim geleceğine dair de büyük bir iddia taşıyor.
Sadece Bir Dernek Değil, Bir Dayanışma Ekosistemi
TÜMSANDER’in vizyonu net: Birlikte üreten, birlikte pazarlayan, birlikte ihracat yapan bir Türkiye sanayisi. Peki bu nasıl olacak?
Dernek bünyesinde oluşturulacak komisyonlar ve çalışma grupları sayesinde:
Üyelerin projeleri desteklenecek,
Yurt dışı pazarlarına açılmaları için ağ kurulacak,
Üreticinin ürünleri lojistik destekle doğrudan adrese teslim edilecek,
Afrika’da Gana merkezli 360° Açık Türk Ticaret Merkezi gibi yeni pazarlara erişim sağlanacak,
Fuar katılımı, tanıtım ve marka bilinirliği için güçlü teşvikler sunulacak.
Yani TÜMSANDER yalnızca sorunları dile getiren bir yapı değil, çözüm üreten bir harekettir. Bu nedenle üyelik yalnızca bir “dernek kaydı” değil, bir ticari ve vizyoner dönüşüm sözleşmesidir.
Türkiye’nin Her İlinden, Her Sektörden Katılım Mümkün
Bugüne kadar pek çok üretici “ben yalnızım” duygusuyla mücadele etti. TÜMSANDER bu yalnızlığı ortadan kaldırmak için var. Küçük bir atölyesi olan da büyük bir fabrikanın sahibi de burada aynı çatı altında eşit. Çünkü mesele güç birliği… Çünkü mesele artık tek başına değil, birlikte kazanmak.
TÜMSANDER, başta mobilya, kimya, tekstil, gıda, makina, plastik, ambalaj, inşaat, yapı malzemeleri olmak üzere onlarca sektörü kapsayacak yapısıyla, Türkiye’nin dört bir yanındaki üreticiye çağrıda bulunuyor:
“Her ürünün bir pazarı vardır. Yeter ki birlikte hareket edelim.”
Bu cümle, yalnızca bir üye çağrısı değil; aynı zamanda Türkiye sanayisinin geleceğine yapılan bir manifestodur.
Sonuç Yerine: Sanayici Kendi Yolunu Açıyor
Artık “biri gelsin de bizi desteklesin” dönemi geride kaldı. Artık sanayici kendi yolunu kendi çiziyor, kendi pazarını kendi kuruyor. TÜMSANDER, bu iradenin adı, bu hareketin kurumsal karşılığıdır. Yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin üretim umududur.
Türkiye’nin güçlü yarınları için güçlü bir birlik gerekiyordu. TÜMSANDER işte tam da bu yüzden kuruldu.