Vicdana Aykırıdır!

Vicdana Aykırıdır!
İzopoint Yalıtım Sıvası - Isı, Ses, Su ve Yangın Yalıtımı

Milletin güzel evlatları, analarımızın elleri kurusun, şehitlerimiz güneş gibi doğdu, karanlığı aydınlattı… Göğüslerimizde yara var, acılarımız hâlâ kanıyor. Ve bugün, memleketin bir karar eşiğindeyiz. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, MGK’nın PKK’nın silahlı örgüt kategorisinden çıkarılması hâlinde “hukuki sürecin başlatılabileceğini” ifade etti.

Bu açıklama sadece bir siyasi ifade değildir; bu, şehitlerimizin canına, gazilerimizin alın terine, milletimizin huzur duygusuna yönelen bir meydan okumadır. Şöyle düşünelim:

O kara dağlarda, sınır çizgilerinde, hain pusularda can verenlerimiz var.

“Vatan için can verdim, toprağa düştüm, geride ailem kaldı” diyenler var.

Terörün gölgesinde yıllar geçiren, yaralarını saran, barış umutları yeşertmeye çalışan bizler varız.

Ve şimdi, “bu örgüt silahlı örgüt olmaktan çıkmıştır” gibi bir aşamaya geliyorsak elbette her şey usulüne uygun yapılmalıdır ama bu kararın anlamı, milletin ruhunda hâlâ yarası dururken tartışılması gereken bir meseledir.

Ne demek “silahlı örgüt olmaktan çıktığına karar verilmesi”?

Kurtulmuş’un ifadesiyle:

“Milli Güvenlik Kurulu PKK’nın silahlı örgüt olmaktan çıktığı yönünde karar alırsa bu meselenin hukuki zemini tahkim edilmiş olur.”

Yani süreç şöyle işlemektedir: Örgütün silah bırakması, tasfiye açıklaması yapması MİT, Milli Savunma Bakanlığı gibi kurumların tespiti MGK kararı Yasama organında düzenleme.

Görülüyor ki bu, yalnızca bir tasfiye değil; siyasî, hukuki ve toplumsal yapıyı değiştirecek bir eşik anlamı taşıyor.

Neden vicdana aykırı?

Şehitlerin hatırası
Her karış toprakta şehit kanı var. Bu kanın karşılığında “silahlı örgüt olmaktan çıktı” demek, bazılarına göre bu emeği, bu fedakârlığı “sonlandırmak” gibi algılanabilir.

Hukuk & Şeffaflık meselesi
Eğer bu tür adımlar atılacaksa, sadece resmî kurumların kararıyla değil, milletin bilgilendirilmesiyle, mağdur yakınlarının sürece dahil edilmesiyle yapılmalıdır. Sadece kurumların “teknik tespiti” yeterli değildir.

Toplumsal güvenlik ve siyaset ilişkisi
Bu tür kararlar, bölgedeki güvenlik dinamiklerini, terörün toplumsal algısını, siyaset ile kamuoyunun ilişkisinin temelini etkiler. “600 vekil bu yasayı onaylarsanız vebâli boynunuzdadır” sözü, tam da bu sorumluluğu işaret ediyor.

Algı yönetimi ve mesajlar
“Örgütle devlet arasında pazarlık yoktur” denmiş olsa da , kamuoyunda “şimdi anlaşılıyor mu?”, “ne değişiyor?” gibi sorular oluşuyor. Netlik ve güven olmadan yapılan açıklamalar, “ya hep ya hiç” duygusunu besleyebilir.

Bu durumda ne yapılmalı?

Milletvekilleri, bu tür yasa önerilerini değerlendirirken sadece parlamentoda oy kullanmamalı; sahadaki gerçekliği, mağdurların sesini, güvenlik birimlerinin raporlarını dikkate almalı.

Hukukî düzenlemeler yapılacaksa, mağdur yakınlarının görüşü alınmalı, şehit aileleri ve gaziler süreçten dışlanmamalı.

Siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri, “terörsüz Türkiye” hedefiyle birleştirici adımlar atmalı; bu hedef kolay değil, yarım yamalak konulamaz. Kaldı ki Kurtulmuş’un da vurguladığı gibi “Artık Türkiye için hayat-memat meselesi mesabesinde bir zarûrettir.”

Kamuoyuna şeffaf şekilde bilgi verilmeli: “Silah bırakıldı mı?”, “Örgüt tamamen fesih mi etti?”, “Kontrol mekanizması ne olacak?”, “Sonraki aşama ne?” gibi sorular açıkça cevaplanmalı.

Bu toprakların evladı olarak bizler, anaların gözyaşlarına, babaların sessiz bekleyişine borçluyuz. Şehit yakınlarına, gazilerimize ve milletimize karşı sorumluyuz. Ve bugün “600 vekil bu yasayı onaylarsa vebâli boynunuzdadır” sözleri ile imâ edilen mesele şudur: Bu kadar ağır bedel ödenmiş bir konuda, alınan kararlar, üzerinde düşünülmeden, toplumsal desteği alınmadan, vicdanlarla helalleşmeden yürütülürse yanlış yönlere sapılır.

Vicdana aykırıdır bu sürecin, eğer adalet, şeffaflık, güvenlik ve milletin iradesi göz ardı edilirse. Ve her şeyin sonunda tek kazanan barış, huzur ve milletin birliği olmalıdır.

İzopoint Yalıtım Sıvası - Isı, Ses, Su ve Yangın Yalıtımı
Gazeteci, Yazar,