Yangınlara Teslim Olmayalım: Uçak Alın, Filo Kurun, Ormanlarımızı Korumaya Alın!
Her yaz aynı acıyı yaşıyoruz.
Her yıl ciğerlerimiz yanıyor, ormanlarımız yok oluyor, köyler tahliye ediliyor, hayvanlar can veriyor… Türkiye yangınlara teslim. Devletin refleksi ise ya geç ya da yetersiz kalıyor. Oysa bu bir kader değil. Bu, tedbirsizliğin, ilgisizliğin, önceliklerin yanlış belirlendiği bir yangın politikasıdır.
“Yangın Uçağımız Yok” Sözü Artık Bahane Değil
İçimizi yakan yangınların ardından halkın en çok sorduğu sorulardan biri bu:
“Türkiye Cumhuriyeti yangın uçağı alamıyor mu? Hadi alamıyor, neden üretemiyor?”
Dünyada insansız hava araçları (İHA), savaş uçağı (KAAN), helikopter (ATAK) gibi birçok teknolojik ürünü üreten, savunma sanayisinde büyük atılımlar yapan bir ülke olarak yangın söndürme uçağı üretmememiz kabul edilemez. Hatta üretmenin ötesinde, bu ülkenin artık bir yangın uçak filosu kurması zorunluluktur.
Her ile beş uçak çok mu? Hayır, bu bir lüks değil, gelecek nesillere borcumuzdur.
Felaketlere Siyaset Karıştırılmaz
Yangınlar olurken ekranlara çıkan yetkililer ya sessiz kalıyor ya da suçu başka yerlere atıyor. Her felakette olduğu gibi sorumluluk almak yerine açıklamalar yarışına giriliyor.
Oysa felaketlerin siyaseti olmaz.
Yangınlara müdahalede “kim daha erken konuştu, kim daha çok tweet attı” değil; kim daha çok ağaç kurtardı, kim daha çok vatandaşın yardımına koştu bu önemlidir.
Devlet, afet bölgesinde ilk dakikadan itibaren görünür olmalıdır. Sadece bakanlar değil, kurumlar, valilikler, belediyeler, hatta orman köylüsüyle birlikte sivil toplum bile bir bütün olarak hareket etmelidir.
Köylünün, Sanayicinin, Madencinin Feryadı
Uşak’ın Sivaslı ilçesindeki köylüler canlı yayında haykırıyordu:
“Demkaya, Oktaş Beton firmaları gelsin, biz köyü terk ediyoruz!”
Bu haykırış aslında çaresizliğin değil, hâlâ umudu olan insanların çığlığıydı.
Köylü, sanayici, madenci el ele vermeye hazır. Yeter ki devlet önderlik etsin. Çünkü bu ülkenin insanı, vatanı için her türlü mücadeleyi verir. Vermiştir de… Depremlerde, sellerde, yangınlarda hep önce halk koşmuştur olay yerine.
Devletin yapması gereken halkı yalnız bırakmamak, onlarla saf tutmak, birlikte söndürmektir yangını.
İklim Yasası Mazeret Olamaz
Bazıları “iklim yasası var”, “küresel ısınma arttı”, “iklim değişti” diyor.
Evet, doğru. Ama bu gerçekler yangına müdahalesizliği meşrulaştıramaz. Tam tersine bu gerçekler karşısında daha çok önlem almayı, daha çok araç, daha çok uçak, daha çok koordinasyonu zorunlu kılar.
Ormanları korumak sadece yangın çıktıktan sonra değil, yangın çıkmadan önce de başlar.
Yangına Müdahale Ulusal Seferberlik Konusu Olmalı
Bugün bir yangın çıkıyor, günlerce sürüyor. Saatlerce müdahale gelmiyor. Vatandaş çaresizlik içinde telefonuna sarılıyor. Yangını söndürecek helikopter beklerken, sosyal medya üzerinden yardım çağrısı yapıyor. Bu, devlet refleksinin zaafıdır.
Yangınlara karşı artık Ulusal Yangın Seferberlik Planı oluşturulmalıdır. Tüm illerde organize edilecek bir Yangın Mücadele Timi, hava filosu, insansız hava gözetim sistemleri, yangın erken uyarı merkezleri ve gönüllü ekipler bu planın parçası olmalıdır.
Çocuklarımız İçin Yeşil Bir Gelecek
Orman sadece ağaç değildir. Hayattır. Nefestir. Su kaynaklarının sigortasıdır. Geleceğimizdir.
Yangınlarda yok olan her ağaç, geleceğimizden bir sayfa eksiltir. O nedenle orman yangınlarına “olağan bir yaz olayı” gibi değil, ulusal güvenlik ve gelecek politikası meselesi olarak bakmalıyız.
Uçak Alın, Filo Kurun, Bu Yangına Müdahale Edin!
Sayın yetkililer; lütfen birbiriyle değil, milletle birlikte olun. Sadece seçim zamanı değil, yangın zamanı da halkın yanında olun.
Felaketlere karşı hazırlıklı bir devletin vatandaşı olmak istiyoruz. Sadece ağlayan değil, eylem yapan bir devlet görmek istiyoruz.
Köylüyle, sanayiciyle, madenciyle, gazeteciyle, halkla beraber; omuz omuza mücadele veren, müdahale eden, refleks gösteren bir Türkiye için…
Her ile 5 uçak çok değil; umut için, gelecek için, orman için, vatan için az bile!