“Yapay Zekâ Cezayı Kesiyor da, Meclis’i Niye Onaylamıyor?”

“Yapay Zekâ Cezayı Kesiyor da, Meclis’i Niye Onaylamıyor?”
Yayınlama: 02.06.2025
A+
A-

Türkiye’nin teknolojik hamleleri elbette gurur verici. Emniyet Genel Müdürlüğü ile Savunma Sanayi Başkanlığı’nın iş birliğinde geliştirilen yerli ve milli yapay zekâ destekli mobil hız tespit sistemi, geçtiğimiz bayram tatilinde pilot illerde devreye alındı. Her türlü hava koşulunda, gece-gündüz fark etmeksizin plaka, hız ve araç cinsini okuyabilen bu cihaz, yalnızca 9 günlük süreçte 6 bin 551 hız ihlali tespit etti.

Evet, sistem operatörsüz çalışıyor, insan hatasını sıfırlıyor ve “anında adalet” uyguluyor. Peki, soralım o zaman:

Vatandaşa ceza keserken bu kadar “anında” ve “objektif” olan yapay zekâ, neden siyasetin, adaletin, ekonominin terazisinde yer bulamıyor?

Makineler Doğruyu Görüyor, Ya Meclis?

Bugün yapay zekâ ile plaka tanınıyor, hız hesaplanıyor ve ceza kesiliyor. “Sen şu saatte şu noktada, şu hızla geçtin” diyor. İtiraz hakkın bile sınırlı. Çünkü teknolojinin gözü yanılmaz; veriye, fiziğe ve algoritmaya dayanıyor.

Peki o zaman, neden asgari ücret kararları yapay zekâya sorulmuyor?

Yapay zekâ, bölgesel fiyat ortalamalarına, enflasyona, alım gücüne, kira oranlarına, gıda fiyatlarına ve hayat pahalılığına bakarak bir “insanca yaşanabilir ücret” öneremez mi?

Neden ekonomik yatırımlar, ihale kararları, şirket kayırmaları, belediye harcamaları, hatta mecliste geçirilen torba yasalar bir yapay zekâ denetiminden geçmiyor?

Yapay Zekâ ile Adalet: Gerçekten İster Miyiz?

Şimdi çok daha kritik bir soru:

Diyelim ki, adalet sistemini de yapay zekâya teslim ettik. Delilleri topladı, görüntüleri inceledi, ifadeleri değerlendirdi. Herkese eşit, tarafsız ve şeffaf bir yargılama sundu.

Acaba o zaman “Adalet Bakanlığı” bu kararları onaylar mıydı? Yoksa sistem hemen “şaibe” yaftasıyla mı susturulurdu?

Yapay zekâ, isimlere, ideolojilere, makamlara değil; bilgiye, delile, tutarlılığa bakar.
İşte korkulan da bu değil mi?

Öcalan’ı Bile Yapay Zekâ Serbest Bırakırmış(!)

Kimi çevrelerin fısıltısıyla gündeme gelen “yapay zekâ Abdullah Öcalan’ı serbest bırakırmış” iddiası ise, bu teknolojiden nasıl korkulduğunun en çarpıcı örneğidir.

Çünkü mesele gerçekten Öcalan değil. Mesele, yapay zekânın kişilere değil, sadece verilere bakarak karar vermesi.

Bir sistemin “vicdanı” yoksa, “duygusal manipülasyona” da kapalıysa, onun karşısında ne hamaset, ne partizanlık, ne propaganda tutar.

Ve işte bu yüzden; bir kesim yapay zekâlı radarın ceza kesmesini alkışlarken, aynı zekâyı meclise, mahkemeye, saraya sokmaktan korkuyor.

Sonuç: Cezada Zekâ, Kararda Kumpas Olmaz

Eğer teknoloji bu kadar objektifse, bu kadar hatasızsa, neden yalnızca vatandaşa uygulanıyor?

Neden milletin vekili maaşına, ihale kanununa, hukuk reformuna, baraj inşaatına uygulanmıyor?

Demek ki mesele “adalet” değil, “kontrol” meselesi.

Bugün bir radar, hızını aşanı affetmiyor.
Yarın bir yapay zekâ, “kimin neyi çaldığını” affetse zaten “zekâ” olmaz.

Öyleyse çağrımız net:

Madem cezayı yapay zekâ kesiyor, o halde mecliste alınan her karar önce bu zekâya sorulsun.
Gerçekleri, kayrılmadan, saklanmadan, manipüle edilmeden sadece veriye göre değerlendirebilen bir sistem, belki de ilk defa bu ülkeye hakiki adaleti getirir.

Ya da soralım son kez:
Cezaya zekâ olur da, karara niye olmaz?

Reindeer Medya İzopoint Yalıtım Sıvası - Isı, Ses, Su ve Yangın Yalıtımı
Gazeteci, Yazar,