AKP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekçi’nin “Türkiye’de emeklilik yaşı çok düşük, bu bir gelecek nesillere ihanet” tespiti ve “Anayasa değişikliğiyle emeklilik yaşının yükseltilmesi gerekir” önerisi, kamuoyunda geniş yankı buldu. Bu iddiayı doğru kabul ederek değil; aksine, Türkiye’nin demografik, ekonomik ve sosyal yapısını dikkate alarak, Avrupa’daki sistemlerle karşılaştırmalı biçimde eleştirel açıdan değerlendirmek istiyorum. Çünkü “Avrupa öyle yapıyor” demek tek başına ikna edici değildir; asıl soru, bizim kapasitemiz, hedeflerimiz, adalet ilkeleri ve sürdürülebilirlik koşullarımızdır.
Karşılaştırmalı analizde özellikle Almanya, İngiltere, Belçika, Fransa gibi Batı Avrupa modellerine bakacağım; ayrıca “seçilmişler ömür boyu emekli olur mu?” sorusuna da değineceğim.
Avrupa’da emeklilik yaşları: genel eğilim ve örnekler
Avrupa’da kamu emeklilik sistemleri genellikle “çalışma süresi + yaş + prim ödeme koşulu” üçlüsüne bağlıdır. Son yıllarda pek çok ülkede demografik baskı, nüfusun yaşlanması ve işleyen-emekli oranının düşmesi nedeniyle emeklilik yaşlarının artırılması yönünde reformlar yapılmaktadır.
Örnek ülkelere bakarsak:
Ülke Mevcut veya planlanan emeklilik yaşı Özel şartlar / reform eğilimi
Almanya Yasal emeklilik yaşı kademeli olarak 67’ye çıkarılıyor; 2031 itibarıyla 67 olacak. 35 yıl prim ödemiş bazı kişilerin daha erken emekli olma hakları mevcut; erken emeklilikte “kesinti” uygulanıyor
İngiltere (Birleşik Krallık) Şu anda devlet emekliliği yaşı 66; 2026–2028 arasında 67’ye çıkması planlanıyor; uzun vadede 68’e kadar çıkabileceği konuşuluyor Emeklilik yaşı doğum yılına bağlı olarak ayarlanıyor; sistemin sürdürülebilirliği ve sağlık durumu gibi kriterler tartışılıyor
Belçika Mevcut olarak emeklilik yaşı 65; 2025’te 66’ya, 2030’da 67’ye çıkması planlanıyor Parlamentoda milletvekilleri için emeklilik rejiminde reform önerileri — örneğin, avantajlı formüllerin sadeleştirilmesi gibi — gündemde
Fransa 2023 reformuyla emeklilik yaşı 62’den 64’e çıkarılması kararlaştırıldı; tam emekli aylığı için katkı süresi şartı (örneğin 43 yıl) getirildi. Reform çok tartışmalı oldu; grevler, toplumsal muhalefet yoğun şekilde gündeme geldi.
Bu tablodan çıkarılabilecek bazı genel gözlemler:
Avrupa’da “emeklilik yaşı yükseltilmeli” yönünde bir eğilim vardır ama bu yükseltme, genellikle kademeli, prim-süreye bağlı ve istisnaları olan koşullarla yapılmaktadır.
Emeklilik yaşının tek başına yükseltilmesi, eğer çalışma şartları, sağlık durumu, iş piyasası koşulları, prim kazanılabilirliği gibi faktörler dikkate alınmazsa adaletsizlik yaratabilir.
Reformlar, toplumsal mutabakat, geçiş düzenlemeleri, istisnai meslekler (riskli işler, ağır işler) gibi özel alanlara kolaylıklar tanıma çabalarını içerir.
Dolayısıyla Avrupa’da sistem, salt “yaşı artırma”dan ibaret değil — yüksek yaş + yeterli prim + yapısal denge + istisnalar şeklinde karma bir modeldir.
Türkiye bağlamında eleştirel değerlendirme
Zeybekçi’nin “çok düşük emeklilik yaşı” teşhisi ve “Anayasa ile artırılmalı” önerisi, salt teorik olarak makul görünse de uygulamada ciddi sorunlarla karşılaşabilir. Aşağıda başlıca itiraz ve risk noktalarını sıralıyorum:
Türkiye bir “Avrupa modeli” taklit etmeden önce kendi demografik yapısını, iş piyasasını, sağlık altyapısını, çalışma kültürünü hesaba katmalı.
Milletvekilleri / seçilmişler ömür boyu emekli mi olur? (“Seçkinler için ayrıcalık” meselesi)
Bu konu, Türkiye kamuoyunda sıkça gündeme gelen bir itiraz: “Milletvekilleri, bakanlar vs. emeklilik yaşını aşsa bile ömür boyu maaş/emekli maaşı alır mı?” Avrupa’da bu konuda da farklı uygulamalar vardır; ancak genellikle “tam ayrıcalık” modelinden ziyade “özelleştirilmiş maaş / emeklilik planları” biçiminde düzenlenmiş avantajlar vardır, fakat bunlar da genellikle denetim, katkı payı, sınırlandırmalarla sınırlandırılmıştır.
Aşağıda bazı örnek yaklaşımlar:
İngiltere (UK): Milletvekilleri için bir “Parliamentary Contributory Pension Fund (PCPF)” sistemi vardır. Bu sistemde vekillerin maaşları ve katkıları üzerinden bir emeklilik sistemi yürür. Bu, “ömür boyu maaş” değildir; katkı-prim esaslıdır.
Belçika: Son yıllarda parlamenterlerin emeklilik rejiminde reform önerileri gündemdedir; bazı avantajlı formüller sadeleştirilecek, emeklilik hesaplamaları daha “ortalama yıllar” üzerinden yapılacak şekilde değiştirilmeye çalışılıyor.
Avrupa Parlamentosu / MEP’ler: Avrupalı milletvekilleri (MEP’ler) için, 2009’dan beri yürürlükte olan ortak bir statü vardır; emeklilik hakkı 63 yaşında doğar ve MEP’lik süresine göre maaşlarının %3,5’i kadar katkı verilir; maksimum %70’e kadar çıkabilir.
Ancak, bu sistem de eleştirilere maruz kalmıştır; örneğin “MEP’ler sadece birkaç yıl katkıda bulunuyor ama uzun süre emekli maaşı alabiliyor” suçlamaları olmuştur.
Dolayısıyla, Avrupa’da bile seçilmişler için “ömür boyu emeklilik hakkı” modeli değildir; katkılı, sınırlandırılmış ve reform baskısına açık sistemlerdir.
Mesaj ve öneriler: Türkiye için dikkat edilmesi gereken ilke ve öncelikler
Değerli bakanlar, milletvekilleri,
Karşılaştırmalı analizde gördüğümüz gibi, Avrupa’da “emeklilik yaşını artırma” eğilimi vardır; fakat bu eğilim, tek başına yaş artışı demek değildir. Aşağıda Türkiye için önerilebilecek bazı prensipler ve tedbirler yer alıyor:
Zeybekçi’nin “Yaşı artırmak” tezi, yalnızca teorik bir öneri olmaktan çıkarılıp, adil, dengeli, geçişli ve sürdürülebilir bir reform programı haline dönüştürülmelidir. Avrupa modelleri, “ne yapıyorlar” anlatısı için ilham verici olabilir; ama o modelleri doğrudan “kopyala-yapıştır” uygulamak yerinde olmaz.