Ankara Kent Konseyi (AKK) Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, 5-11 Haziran tarihleri arasında kutlanan “Çevre Koruma Haftası” vesilesiyle önemli bir mesaj yayımladı. Yılmaz, mesajında kent ve ülke için sağlıklı bir doğa temennisinde bulunarak, dünyanın bir miras değil, emanet olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.
“Çevre Sorunları Tüm İnsanlığın Ortak Meselesidir”
Yılmaz, çevre sorunlarının sadece aktivistlerin değil, tüm insanlığın problemi olması gerektiğini belirterek, şunları söyledi: “Çevre Koruma Haftası vesilesiyle bir kez daha hatırlıyoruz ki; insanlık tarihinin en büyük çelişkilerinden biri, yaşamını doğadan alırken doğayı tüketmeye devam etmesidir. Oysa tabiat, yalnızca üzerinde yaşadığımız bir alan değil, nefesimizin, suyumuzun, gıdamızın ve geleceğimizin kaynağıdır. Bugün çevre sorunları artık yalnızca çevrecilerin gündemi değil; şehirlerin, ekonomilerin, sağlığın ve toplumsal yaşamın en önemli meselesidir. İklim değişikliğinden kuraklığa, hava kirliliğinden biyolojik çeşitlilik kaybına kadar karşı karşıya olduğumuz her sorun, doğayla kurduğumuz ilişkinin yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.”
“Doğayla Uyum İçinde Yaşayan Toplumlar Geleceğe Daha Güçlü Yürür”
Doğası güçlü bir kent yaşamı için toplum olarak el ele mücadelenin önemine değinen AKK Başkanı, modern insanın en büyük yanılgılarından birinin doğaya hükmettiğini düşünmesi olduğunu ifade etti. Yılmaz, “Oysa kuruyan bir dere, sessiz kalan bir ağaç, kesilen bir orman ya da kirletilen bir toprak; aslında insanın kendi yaşam alanından eksilen değerdir. Doğa ile mücadele eden değil, doğa ile uyum içinde yaşayan toplumlar geleceğe daha güçlü yürüyebilecektir.” dedi.
Ankara Kent Konseyi olarak sürdürülebilir şehircilik anlayışını, çevre duyarlılığını ve doğal kaynakların korunmasını ortak bir yaşam sorumluluğu olarak gördüklerini belirten Yılmaz, daha yaşanabilir bir Ankara ve daha sağlıklı bir gelecek için çevre bilincinin toplumun her kesiminde güçlenmesi gerektiğine inandıklarını sözlerine ekledi.
“Toprağın Sabrını Tüketmeden Geleceği İnşa Etmeliyiz”
Konuşmalarını, ihtiyacımız olanın bina veya taştan ziyade yeşil alan ve doğa olduğuna vurgu yaparak sonlandıran Yılmaz, şunları kaydetti: “Toprak, insanlığın en kadim yol arkadaşıdır. Yüzyıllardır üzerindeki yükü sessizce taşımış, bize yaşam vermeye devam etmiştir. Toprağın sabrını tüketmek yalnızca doğaya değil, geleceğimize de borç yüklemektir. Çünkü toprağın kaybettiği her değer, yarının sofralarından eksilen bir lokma, çocuklarımızın nefesinden eksilen bir umut anlamına gelmektedir. Bu nedenle kalkınmayı, üretimi ve şehirleşmeyi doğayla çatışan değil, onunla uyum içinde ilerleyen bir anlayışla ele almak zorundayız.”
Yılmaz, çocuklara bırakılacak en büyük mirasın daha yüksek binalar değil, daha temiz bir hava; daha geniş yollar değil, daha sağlıklı ekosistemler; daha fazla tüketim değil, daha yaşanabilir bir dünya olduğunu unutmamak gerektiğini belirtti. “Çevre Koruma Haftası”nın, doğaya karşı sorumlulukları yeniden hatırlatmaya vesile olmasını dileyen Yılmaz, çevre için emek veren tüm kurumlara, gönüllülere, akademisyenlere ve vatandaşlara teşekkür etti.