Ankara Kent Konseyi’nde Din-Devlet İlişkileri Paneli: Birlikte Yaşama Kültürü Vurgulandı

Ankara Kent Konseyi’nde Din-Devlet İlişkileri Paneli: Birlikte Yaşama Kültürü Vurgulandı
Yayınlama: 13.06.2026
A+
A-

Ankara Kent Konseyi (AKK), Türk Demokrasi Vakfı (TDV) ve Siyasi Düşünce Enstitüsü Derneği (SDED) işbirliğiyle Başkent’te ‘Din-Devlet İlişkisi’ konulu önemli bir panel düzenledi. Ankara’nın farklı kültürleri ve etkinlikleri buluşturan ev sahipliği rolüne vurgu yapan panelde, din, siyaset ve devlet arasındaki ilişkiler farklı perspektiflerden ele alındı.

Toplumsal Uzlaşı ve Birlikte Yaşamın Önemi

Moderatörlüğünü Vali ve Eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Seyfullah Hacımüftüoğlu’nun üstlendiği programda; Anayasa Hukuku Profesörü ve TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Serap Yazıcı Özbudun, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhami Güler, Sosyolog Prof. Dr. Mustafa Şen ve Araştırmacı Yazar Ümit Aktaş konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, toplumsal uzlaşı ve birlikte yaşama kültürünün güçlendirilmesinin önemi de vurgulandı.

‘Nuh’un Gemisi’ Metaforuyla Ortak Akıl Vurgusu

AKK Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, açılış konuşmasında ‘Nuh’un Gemisi’ metaforunu kullanarak Ankara’nın ruhuyla bağdaştırdı. Yılmaz, ‘Bizim hayatın içerisinde, küçük dünyamızda mutluluk oyunları oynarken; kendilerine değer veren, kent müştereklerine, kentin rantına, kentin insan kaynaklarına sahip olmak isteyen girişimciler, bizim geminin içerisinde küçük bir konteyner içerisinde oyalandığımız bir yerde, onlar gemiyi kendi istikametlerine doğru götürmüşler. Ondan dolayı bu gemideki 3108 Sivil Toplum Kuruluşunun her birini bu seyirde kaptan ilan ettik ki, liderimin doğrusu benim doğrumdan daha doğrudur diyen hangi dine ait olduğunu bilmediğimiz, davranış bozukluğuna itiraz edelim, bileni öne geçirelim, bilmeyen bilenden dinlesin, herkes bildiğini konuşsun ve birbirimize zarar vermeden hayatı paylaşalım. Ondan dolayı bu hayatın içerisinde hepimizi birbirimizden haberdar edecek, bir gemi içerisinde olduğumuzu düşünürsek gemiyi doğru yöne doğru götürebilmemiz için ortak akla ve hepimizin aynı kilimin desenleri olduğumuza dair bir inanca ihtiyacımız var, umudumuzu kaybetmedik, umudun adıdır “Nuh’un Gemisi”. Ankara 3000 yıl önce dünyada tarımın ilk yapıldığı kent olmanın ötesinde, Doğu Roma’nın merkezi olma vasfı olmasının ötesinde, Sezar’ın adımladığı sokaklardan Mustafa Kemal Atatürk’ün adımlayarak yeniden dirilmemizi sağladığı sokaklara, burada 100 km ötede Sakarya Meydan Muharebesi ile 238 yıl sonra yeniden Cumhuriyet’le yeniden Milli Mücadeleyle yeniden Demokrasinin kan dolaşımını sağladığımız bu coğrafya “Nuh’un Gemisi”ni doğru yöne götürmek için de doğru yerdir. Ankara çünkü bir vilayetin adı değildir, Ankara bir ruhun adıdır.’ ifadelerini kullandı.

Yeni Dünya Düzeni ve Türkiye’nin Konumu

SDED Başkanı Ahmet Karaduman, Türkiye’nin ana konularını kültürel medeniyet, siyasi partiler ve ideolojiler ile din ve devlet ilişkisi olarak üçe indirgediklerini belirtti. Karaduman, ‘Ana sorunlarımızdan bir tanesi; merdiven altı ya da eksik, yetersiz, yanlı, ideolojik ve başkalarını kötülemek amacıyla kurulan bir din eğitimi var. Bunun yanında, bazı insanlar dini yaptıkları bütün işlere; siyasi alanda, sosyal alanda, yaptıkları işlerin üstlerine bir din örtüsü örtüp, bütün kötülüklerini o örtünün altında yapabiliyorlar ve buna dokunamıyorsunuz. Bugün yeni bir dünya düzeni kurulmak üzere, yakın bir gelecekte, benim görüşüm 10 yıl içerisinde dünyada çok ütopik yeni bir dünya düzeni kurulacak. Türkiye bunun neresinde? Biz neresindeyiz? Ne yapabiliriz? Benim gördüğüm bugün günlük siyasi çekişmelerin dışında kalabilirsek, fikri üretime daha fazla önem verebilirsek, siyasi alandaki niteliği yükseltebilirsek Türkiye’yi yeni dünya düzeninde hak ettiği yerde konumlandırabiliriz. Daha önce ıskaladığımız aydınlanmayı, Sanayi Devrimi’ni, interneti, bunu da artık ıskalarsak 3. Dünya ülkesi olma yolunda gideriz.’ şeklinde konuştu.

Türk Demokrasi Vakfı Başkanı Abdülbaki Mert ise küresel savaşların herkesi etkileyeceği bir döneme girildiğini belirterek, ‘Biz bir süredir “Nuh’un Gemisi” metaforunu kullanıyoruz. Bundan kastımız ne? Hepimiz birlikte yaşıyoruz, her halükarda bir Anayasa yapım süreci geliyor, bu Anayasa yapım süreci Türkiye’yi kökünden etkileyecek. Geçmişten beri yaptığımız, Tanzimat’tan beri yaptığımız Anayasa süreçleri Türkiye’de çok etkili ve köklü bir takım değişikliklerin oluşmasına sebep oldu. Şimdi durum çok daha farklı, şimdi durum ne? 1. Dünya Savaşı, 2. Dünya Savaşı bunların sonucunda ortaya konan yeni küresel organizasyonlar… artık Türkiye’nin de, dünyanın da önüne yeni bir küresel organizasyon süreci geliyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti her halde ve her şartta bu küresel organizasyonun tam da merkezinde olması gereken bir konumda. İşte “Nuh’un Gemisi”nden kastımız şu ki; küresel savaşlar haline dönüşme eğilimi gösteren bu bölgesel savaşlar, herkesi, sadece bizim bölgemizi değil dünyadaki herkesi etkileyecek bir konuma doğru gidiyor. Bütün ezilmişlerin, bütün mazlumların ve Türkiye’de başta bu milletin bu devletin egemenliğini temsil eden herkesin yaşayabileceği, öznesi Türkiye olan bir devlette yaşayabileceği tek yer Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.’ dedi.

Dört Farklı Başlıkta Din-Devlet İlişkisi

İlgiyle takip edilen panelde, Prof. Dr. Serap Yazıcı Özbudun ‘Türkiye’de Din-Devlet İlişkilerinin Sorun Boyutları’, Prof. Dr. İlhami Güler ‘Rahmani Siyaset’, Prof. Dr. Mustafa Şen ‘Türkiye’de Laikliğin Kurumsallaşması’ ve Araştırmacı Yazar Ümit Aktaş ise ‘Pastoral Yönetimden Neoliberal Devlete’ başlıklı sunumlarını gerçekleştirdiler.

Reindeer Medya İzopoint Yalıtım Sıvası - Isı, Ses, Su ve Yangın Yalıtımı