Prof. Dr. Avşar’dan Provokasyon Uyarısı: Terörsüz Türkiye Yolunda Dikkatli Olmalıyız

Prof. Dr. Avşar’dan Provokasyon Uyarısı: Terörsüz Türkiye Yolunda Dikkatli Olmalıyız
Yayınlama: 10.09.2026
A+
A-

Akademisyen ve Haber7 yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, “Terörsüz Türkiye Yolunda Provokasyonlara Dikkat” başlıklı yazısıyla önemli uyarılarda bulundu. Avşar, terörle mücadelenin sadece örgütsel kapasiteyi kırmakla kalmayıp, terörün toplumsal ve siyasal etkilerinin yeniden üretilmesini engelleyecek bir ortam yaratmaya da bağlı olduğunu vurguladı. “Terörsüz Türkiye” hedefinin, güvenlik politikaları kadar siyasal istikrar ve kamu düzeni açısından da stratejik bir öneme sahip olduğunu belirtti.

Terörün Siyasal ve Toplumsal Etkileri

Terör örgütlerinin temel amacının şiddet kapasiteleri üzerinden siyasal sonuç üretmek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Avşar, mücadele yöntemlerinin doğrudan terör eylemlerini önlemekle sınırlı kalamayacağını söyledi. Terörün propaganda, semboller, toplumsal gerilim ve siyasal kutuplaşma yoluyla yeniden görünürlük kazanmasını engelleyecek mekanizmaların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu çerçevede, çeşitli açıklamalar, törenler, taziyeler ve sportif faaliyetler etrafındaki tartışmaların ele alınması gerektiğini söyledi. Burada amaç herhangi bir toplumsal faaliyeti kategorik olarak sınırlamak değil, belirli davranışların terör propagandasına, şiddetin meşrulaştırılmasına veya toplumsal kutuplaşmanın derinleşmesine zemin hazırlayıp hazırlamadığını değerlendirmektir. Demokratik hukuk devletlerinde bu tür değerlendirmelerin varsayılan niyetlerden ziyade somut eylemler, kullanılan semboller, ortaya çıkan sonuçlar ve hukuki karşılıkları üzerinden yapılması gerektiğini vurguladı.

Provokasyonlara Karşı Ölçülü Tepki

Terörsüz Türkiye sürecinin sürdürülebilirliği için provokasyonların toplumsal ölçekte büyütülmemesinin ikinci önemli husus olduğunu belirten Avşar, yüksek gerilim dönemlerinde sınırlı sayıdaki olayın karşılıklı tepkilerle geniş kitleleri etkileyebileceğini hatırlattı. Bir eylemin toplumsal etkisinin, eylemin niteliği kadar ona verilen siyasal ve toplumsal tepkinin niteliğiyle de belirlendiğini söyledi. Bu nedenle provokatif davranışlara karşı devletin, siyaset kurumunun ve vatandaşların vereceği tepkinin ölçülü olması gerektiğini belirtti. Hukuka aykırı fiiller için gerekli hukuki süreçlerin işletilmesi ve terör propagandası veya şiddet teşviki durumunda hukuk düzeninin öngördüğü mekanizmaların uygulanması gerektiğini ifade etti. Ancak hukuken suç teşkil etmeyen davranışların siyasal bir krize dönüştürülmesinin toplumsal gerilimi artırabileceğini vurguladı.

Hukuk Devleti ve Siyasal İletişim

Hukuk devleti ilkesinin belirleyici bir ölçüt olduğunu söyleyen Prof. Dr. Avşar, devlet otoritesinin gücü ile hukuki sınırlar içinde hareket etmesinin birbirine alternatif olmadığını, aksine sürdürülebilir güvenlik politikasının temel şartlarından birinin kamu gücünün öngörülebilir, ölçülü ve hukuka bağlı kullanılması olduğunu belirtti. Aynı ölçütün siyasal iletişim için de geçerli olduğunu ekledi. Terör meselesinin siyasal rekabetin gündemine geldiğinde kullanılan dilin toplumsal sonuçlarının dikkatle hesaplanması gerektiğini söyledi. Siyasi aktörlerin açıklamalarının, özellikle hassas dönemlerde olayların algılanışını ve toplumsal tepkilerin yönünü etkileyebileceğini belirtti. Bu nedenle siyasi aktörlerin temel sorumluluğunun her gelişmeye en yüksek düzeyde tepki vermek değil, hangi gelişmenin hukuk çerçevesinde ele alınması, hangisinin siyasi polemik konusu yapılmaması gerektiğini ayırt edebilmek olduğunu vurguladı. Bu yaklaşımın teröre taviz vermek anlamına gelmediğini, tam tersine terör konusunda kavramsal netliği koruduğunu ifade etti. Terör örgütlerinin eylemleri ve propagandası ile toplumun meşru siyasal faaliyetlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini, terör örgütüne meşruiyet kazandıran veya şiddeti haklılaştıran tutumlara karşı açık bir hukuki ve siyasal mesafe korunması gerektiğini söyledi.

Terörsüz Türkiye’nin Maliyeti ve Fırsatları

Uzun süreli terör ortamlarının doğrudan güvenlik kayıplarıyla sınırlı kalmayıp, kamu kaynaklarının kullanımı, bölgesel ekonomik gelişme, yatırım kararları ve toplumsal güven duygusu gibi geniş bir alanda maliyet oluşturduğunu belirten Avşar, terör tehdidinin ortadan kaldırılmasının bu maliyetleri azaltma ve ülkenin kaynaklarını kalkınma hedeflerine yönlendirme imkânı doğuracağını ifade etti. Bu nedenle sürecin günlük tartışmalarla daraltılmaması gerektiğini söyledi. Törenler, açıklamalar, sosyal medya tartışmaları veya sportif faaliyetler üzerinden ortaya çıkan olayların, Türkiye’nin uzun vadeli güvenlik hedefinin önüne geçirilmemesi gerektiğini vurguladı. Bu noktada kamu görevlileri kadar siyasi partilerin, medya kuruluşlarının, spor kurumlarının, sivil toplum yöneticilerinin ve kamuoyunda etkili kişilerin de kullandıkları dilin sonuçlarını düşünmeleri gerektiğini belirtti. Özellikle bilgi dolaşımının hızlandığı günümüzde bağlamından koparılmış tek bir görüntünün veya ifadenin gerilimi kısa sürede büyütebileceğini söyledi.

Sağduyu ve Kalıcı Çözüm

Bu şartlar altında sağduyunun, siyasetin dışında kalan pasif bir tutum olmadığını, güvenlik ve hukuk arasındaki doğru ayrımları yapabilen, münferit olaylarla toplumsal grupları ayırt edebilen, hukuka aykırı fiillere karşı kararlı ancak toplumsal gerilimi gereksiz yere artırmayan bir kamu ve siyaset yaklaşımı olduğunu belirtti. Türkiye’nin önündeki temel meselenin, terörle mücadelede elde edilen kazanımların kalıcı hale getirilmesi olduğunu söyleyen Avşar, bunun için teröre karşı açık bir tutumun korunması, terör propagandasına meşruiyet alanı açılmaması, hukuk devletinin ölçütlerinden uzaklaşılmaması ve provokatif olayların toplumsal çatışmaya dönüşmesine izin verilmemesi gerektiğini vurguladı. Terörsüz Türkiye’nin başarısının, terör eylemlerinin sona ermesiyle birlikte terörün siyasal ve toplumsal etkilerini yeniden üretecek ortamın da ortadan kaldırılmasıyla ölçüleceğini ifade etti. Bu nedenle bugün ihtiyaç duyulan yaklaşımın teröre karşı kararlılık, hukukta titizlik, siyasal iletişimde sorumluluk ve provokasyonlar karşısında ölçülülük olduğunu söyledi. Türkiye’nin uzun vadeli çıkarının geçici gündemlerin ürettiği gerilimlere teslim olmakta değil, terör sorununu kalıcı olarak geride bırakabilecek siyasal ve toplumsal zemini korumakta yattığını belirtti.

Reindeer Medya İzopoint Yalıtım Sıvası - Isı, Ses, Su ve Yangın Yalıtımı