ANKARA – BHA Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Yüksek İstişare Kurulu Başkan Vekili ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, kaleme aldığı “Ponzi’den Saadet Zincirlerine, Dolandırıcılığın Değişmeyen Tekerrürü” başlıklı yazısında, güncel finansal çalkantıların ortasında insanların devletten medet umduğunu ancak bu tür dolandırıcılıkların ilk kez yaşanmadığını ve önlem alınmasına rağmen insanların hala mağdur olabildiğini belirtti.
Prof. Dr. Avşar, Ponzi sistemi, saadet zinciri ve piramit satış modellerinin isimleri ve kullandıkları araçlar değişse de insan davranışının bazı kalıcı zaaflarından beslenen aldatma düzenekleri olduğunu vurguladı. Bu sistemlerin finansal bir teknikten çok, güven, beklenti, sosyal etki ve insan psikolojisi üzerinden işlediğini ifade etti.
Ponzi sisteminde temel mekanizmanın, yeni katılımcılardan alınan paranın önceki katılımcılara kazanç gibi ödenmesi olduğunu belirten Avşar, gerçek bir yatırım getirisi şartı olmadığını, sistemin yeni para girişi sürdüğü müddetçe başarılıymış gibi göründüğünü ve yeni girişler yavaşladığında veya çok sayıda kişi parasını geri istediğinde çöktüğünü açıkladı. 1920’lerde Charles Ponzi tarafından ABD’de kurulan sistemin, yüksek ve kısa sürede elde edilebilir kârlar vaadiyle yatırımcıları çektiğini, ilk yatırımcılara yapılan ödemelerin gerçekte yeni katılımcılardan gelen paralarla karşılandığını dile getirdi.
Piramit veya saadet zincirlerinde ise kazancın yeni katılımcılar getirmeye bağlanıldığını, ürün veya hizmet olsa da sistemin asıl motorunun gerçek müşterilere yapılan satış değil, yeni insanların sisteme dahil edilmesi olduğunu belirtti. Ponzi ile piramit satış arasındaki temel farkın, Ponzi’de yeni girenlerin parasının önceki katılımcılara aktarılması, piramit satışta ise yeni katılımcı kazandırmanın kazanç mekanizmasının bir parçası olması olduğunu söyledi.
1996-1997 Arnavutluk piramit krizinin bireysel dolandırıcılığın çok ötesine geçerek ülke GSYH’sinin yarısına ulaştığını ve nüfusun büyük bir kısmının sisteme para yatırdığını, çöküşün ağır toplumsal ve siyasal sonuçlar doğurduğunu hatırlattı. İnternet teknolojilerinin bu mekanizmalara yeni bir görünüm kazandırdığını, OneCoin, BitConnect, TelexFree gibi örneklerde sosyal medya, çevrim içi toplantılar, referans ağları, sahte başarı hikayeleri ve dijital ödeme araçlarının kullanıldığını, ancak dolandırıcılığın temel denkleminin değişmediğini ifade etti.
Avşar, mağdurları sadece “açgözlü” veya “kolay para peşinde koşan” olarak açıklamanın ciddi bir yanılgı olduğunu vurgulayarak, bu sistemlerin gücünün insanların irrasyonel olmasından çok, normal insan psikolojisinin bazı özelliklerini sistematik biçimde kullanmalarından kaynaklandığını belirtti. Bu özellikler arasında şunlar yer alıyor:
Prof. Dr. Avşar, bu tür dolandırıcılıklara karşı korunmanın bireysel bilinç, kurumsal denetim ve hızlı müdahalenin birlikte çalışmasını gerektirdiğini belirtti. Etkili korunma için şu adımların önemine dikkat çekti:
Sonuç olarak Prof. Dr. Avşar, Ponzi ve benzeri saadet zincirlerinin yeni icatlar olmadığını, eski güven istismarının yeni teknolojilerle yeniden üretilmiş biçimleri olduğunu vurgulayarak, değişen araçlara rağmen insanların güvenme, ait olma, başarılı olma ve fırsatı kaçırmama arzularının istismar edildiğini söyledi. Bu tür yapılarda en büyük hatanın çöküşü başladığı anda fark etmek değil, sistem büyürken ürettiği sahte başarı görüntüsünü gerçek başarı zannetmek olduğunu sözlerine ekledi.