ANKARA – BHA Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Yüksek İstişare Kurulu Başkan Vekili, Akademisyen ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, köklü bir kavram olan ‘kimsesizlerin kimsesi olmak’ ifadesinin tarihsel, tasavvufi, edebi ve siyasi boyutlarını kaleme aldığı yazısında derinlemesine inceledi. Kavramın, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılırken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerine atıfta bulunarak Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet tanımıyla ilişkilendirmesiyle yeniden gündeme geldiğini belirtti.
‘Kimsesizlerin kimsesi olmak’ ifadesinin, tasavvufi düşüncede ilahi sığınağı, edebiyatta insanın yalnızlığını, dinî ve ahlaki bağlamda korunmaya muhtaç kişiye karşı sorumluluğu, tarihsel dayanışma örneklerinde hak arayışını ve Cumhuriyet düşüncesinde devletin koruyucu niteliğini ifade ettiğini vurgulayan Avşar, bu anlamların birbirini tamamladığını söyledi. Tasavvufi gelenekte bu ifadenin, insanın dünyevi dayanaklarının sınırlılığı karşısında Allah’a yönelişini anlattığını, bu bağlamda Bâbâ Tâhir-i Uryân’a atfedilen dörtlükten ve Fatih Sultan Mehmed’in şiirlerinden örnekler verdi. Zeki Müren’in şarkısındaki kullanıma da değinerek, kavramın popüler kültürde de yer bulduğunu ekledi.
Duhâ Suresi’nin ilgili ayetlerine atıfta bulunan Prof. Dr. Avşar, yetimin gözetilmesi ve ihtiyaç sahibinin boş çevrilmemesinin bir yükümlülük olduğunu belirtti. Yardım edenin konumundan ziyade insan onurunun korunmasının esas olduğunu vurgulayan Avşar, bu sorumluluğun Hilfü’l-Fudûl gibi tarihsel örneklerle de desteklendiğini ifade etti. Hilfü’l-Fudûl’ün, mağdurun hakkını toplumsal güç ve aidiyet ayrımlarının üzerinde tutma iradesini temsil ettiğini ve Hz. Muhammed’in gençliğinde bu oluşumda yer almasının önemine dikkat çekti.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir” sözünün, bu anlayışın modern siyasi düşüncedeki en önemli yansıması olduğunu belirten Avşar, Atatürk’ün bu ifadeyi yetimlerin haklarının korunması ve Emlâk ve Eytam Bankası bağlamında kullandığını hatırlattı. Cumhuriyetin, korunmaya muhtaç insanların haklarını kurumsal düzenlemelerle güvence altına alma düşüncesiyle bu kavramı siyasal düzlemde bir mahiyet kazandırdığını söyledi. Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi söyleminde bu ifadenin, AK Parti’nin kuruluş amacını ve toplumsal tabanını tanımladığını, partinin misyonunu ve Cumhuriyet’in koruyucu devlet idealiyle ilişkisini pekiştirdiğini ekledi.
Cemil Tugay’ın, Erdoğan’ın sözünü Atatürk’ün Cumhuriyet tanımıyla ilişkilendirerek AK Parti’nin bu mirası sürdürdüğünü görmesini, “muazzam bir hak teslimi” olarak değerlendiren Avşar, bir kavramın toplumsal ve siyasi değerini belirleyecek asıl ölçütün uygulama olduğunu vurguladı. Sosyal devletin sadece yardım ulaştırmakla sınırlı olmadığını, temel hakları güvence altına almayı, yoksulluğun ve dışlanmanın yapısal nedenlerini azaltmayı gerektirdiğini belirtti. Kimsesizlerin kimsesi olmanın, kişinin hakkını elde etmek için kişisel ilişkilere veya himayeye ihtiyaç duymadığı bir düzen kurmayı içerdiğini ve AK Parti’nin son 24 yılda bu yönde adımlar attığını ifade etti.