Antalya turizminde çeşitliliği artırma hedefiyle, kentin güçlü kıyı turizminin yanı sıra Toroslar’ın zengin kültürel ve doğal değerlerinin de turizm ekonomisine entegre edilmesi planlanıyor. Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, Türkiye’nin küresel turizmdeki konumunu koruyarak, ziyaretçi sayısını artırmanın ötesinde elde edilen geliri ve yaratılan katma değeri yükseltmenin önemine dikkat çekti.
Kavaloğlu, günümüz turizm anlayışında ziyaretçilerin yalnızca tatil yapacakları yeri değil, aynı zamanda destinasyonun sunduğu benzersiz deneyimleri de önceliklendirdiğini belirtti. Türkiye’nin sahip olduğu zengin arkeolojik mirası, gastronomi kültürü, doğal güzellikleri ve kırsal yaşamı gibi unsurların, ulaşılabilir ve cazip turizm ürünlerine dönüştürülerek değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Bu kapsamda, Antalya’nın kıyı turizmini tamamlayıcı bir rol üstlenebilecek Akseki ve Toroslar bölgesinin potansiyeline işaret eden Kavaloğlu, bölgenin geleneksel mimarisi, tarihi yolları, doğal zenginlikleri ve yaşayan kültürüyle önemli fırsatlar sunduğunu dile getirdi. Amaçlarının kıyı turizmine rakip yaratmak değil, Antalya’nın sunduğu turizm deneyimini çeşitlendirerek ziyaretçilerin kentte geçirdiği süreyi uzatmak ve turizm hareketini yılın farklı dönemlerine yaymak olduğunu belirtti.
Avrupa pazarlarındaki ekonomik belirsizlikler ve artan yaşam maliyetlerinin seyahat kararlarını etkilediği göz önünde bulundurularak, Almanya, Birleşik Krallık ve Polonya gibi önemli pazarlardaki gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğini ifade eden Kavaloğlu, 2027 sezonu hazırlıklarında erken rezervasyon ve paket tatillerin önemini koruduğunu, ancak daha esnek ve bireysel seyahat modellerinin de geliştiğini belirtti. Bu nedenle, ziyaretçi sayılarının yanı sıra tüketici güveni, harcama eğilimleri ve değişen seyahat tercihlerinin de dikkate alınmasının altını çizdi.
Konaklama sektöründe sürdürülebilir büyümenin, işletmelerin finansal gücünün korunmasına bağlı olduğunu vurgulayan Kavaloğlu, doluluk oranları ve ziyaretçi sayılarının yanı sıra gelir kalitesi, maliyet yönetimi ve uzun vadeli yatırım kapasitesinin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Antalya’nın ev sahipliği yapacağı COP31’in, kentin uluslararası görünürlüğünü artırmanın yanı sıra sürdürülebilir turizm açısından da önemli bir fırsat sunduğunu belirten Kavaloğlu, iklim değişikliği, su kaynaklarının korunması, enerji verimliliği ve sürdürülebilir destinasyon yönetimi gibi konuların turizmin geleceğini doğrudan etkilediğini ifade etti. Turizmde yeni dönemin, yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, yaratılan ekonomik değer ve bu değerin gelecek nesillere aktarılmasıyla şekilleneceğine dikkat çekti.