Denizli’de yaşanan ve 8 kişinin hayatını kaybettiği otobüs faciası, sıradan bir trafik kazası olmanın ötesinde, derin ihmalleri ve denetim yetersizliklerini gözler önüne serdi. Prof. Dr. Cevdet Erdöl, kaleme aldığı yazısında, bu trajedinin yıllardır süregelen “bir şey olmaz” anlayışının acı bir sonucu olduğunu vurguladı.
Kazada hayatını kaybeden 8 kişi, geride yarım kalan hikayeler bıraktı. Kayıplardan biri, yanında küçük bebeğiyle evine dönmekte olan bir babaydı. Umutlar ve hayaller, birkaç saniye içinde karanlığa gömülürken, geriye yalnızca derin bir acı ve özlem kaldı.
Prof. Dr. Erdöl, kamuoyuna yansıyan iddialara dikkat çekerek, kazada hayatını kaybeden otobüs şoförünün geçmişinde alkollü araç kullanmak da dahil olmak üzere tam 36 trafik cezası bulunduğunu belirtti. Bu durum, akıllara şu soruları getirdi: Bir sürücünün yolcu taşımaya devam edebilmesi için kaç ceza alması gerekiyordu? Sistem, uyarıları dikkate almayıp yaptırıma dönüştürmeyerek riskli sürücülerin trafikte kalmasına izin mi veriyor? Trafik cezalarının sadece para cezası değil, aynı zamanda bir uyarı niteliği taşıdığına dikkat çeken Erdöl, bu uyarıların sonuç vermediği noktada meselenin bireysel hatadan çıkıp sistem sorununa dönüştüğünü ifade etti.
Ticari araç sürücülüğünün, yolcuların canını ve geleceğini emanet almak anlamına geldiğini belirten Prof. Dr. Erdöl, bu sorumluluğun sıradan bir ehliyetin ötesinde olduğunu vurguladı. Psikoteknik yeterlilik, sağlık kontrolleri, trafik sicili ve mesleki disiplin gibi unsurların düzenli olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. 36 trafik cezası aldığı iddia edilen bir sürücünün hala yolcu taşımaya devam edebildiği bir sistemde, yolcuların güvenliğini kimin sağlayacağı sorusu ise cevabını bekliyor.