Fon Koordinasyon Kurulu, bugün ikinci kez bir araya gelerek sorunlu fonlara yönelik yürütülen çalışmaları ve atılacak ilave adımları değerlendirecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla oluşturulan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında faaliyet gösteren Kurul, fon piyasasındaki gelişmeleri yakından takip ediyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, toplantının gündemine ilişkin yaptığı açıklamada, “İlave neler yapılabilir, hangi alanlarda ilave çalışma ihtiyacı var, onları Kurulumuzla birlikte değerlendireceğiz. Ardından bir basın açıklaması yapacağız.” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, fon piyasasındaki sorunların çözümü ve yatırımcıların korunmasına yönelik atılacak somut adımların sinyallerini veriyor.
Kurulun ikinci toplantısı öncesinde önemli bilgiler paylaşan Yılmaz, fon piyasasına ilişkin yol haritasının belirlendiğini ve ilgili kurumların eşgüdüm içerisinde çalıştığını belirtti. BDDK ve SPK gibi kurumların aldığı kararların yanı sıra, TMSF bünyesinde haksız kazançların iadesi amacıyla sorunlu her fon için özel hesaplar açıldığı bilgisi paylaşıldı. Ayrıca, bu süreçlerle ilgili adli işlemlerin de yürütüldüğü ve Devlet Denetleme Kurulunun görevlendirildiği ifade edildi.
Yılmaz, sürecin hukuk kuralları çerçevesinde ve yatırımcı hassasiyetleri göz önünde bulundurularak yürütüleceğini vurguladı. Kurulun temel yaklaşımını şu sözlerle özetledi: “Temel yaklaşımımız kamunun ve yatırımcıların haklarını korumak, hukuka aykırı işlemlerle haksız kazanç elde eden manipülatörlere ve spekülatörlere karşı ise en etkili tedbirleri almaktır.” Bu çerçevede, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve dezenformasyonla mücadele edilmesi gerektiği çağrısı yapıldı.
Ekonominin temellerinin ve sermaye piyasalarının yapısının sağlam olduğunu belirten Yılmaz, “Sistemik risk söz konusu değildir. Fon piyasalarının sınırlı bir kesiminde ortaya çıkan sorunların çözülmesiyle sermaye piyasalarımız çok daha güçlü bir yapıyla yoluna devam edecektir.” değerlendirmesinde bulundu. Bu açıklama, finansal piyasalarda genel bir istikrarın olduğu ve yaşanan sorunların münferit olduğu yönündeki görüşü pekiştirdi.