Bölgedeki artan gerilim, Basra Körfezi ve çevresindeki Hürmüz Boğazı’nda ticari deniz trafiğini felç etti. Yaklaşık 1900 ticari geminin hareket edemediği ve güvenlik endişeleri nedeniyle açıkta demirlediği bildiriliyor. Bu durum, küresel enerji ve lojistik piyasalarında önemli dalgalanmalara yol açma potansiyeli taşıyor.
ABD ve İsrail kaynaklı saldırılara İran’ın misilleme adımları, Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş kurallarını radikal bir şekilde değiştirdi. İran yönetimi, saldırılara destek veren ülke bağlantılı gemilerin boğazı kullanamayacağını duyurdu. Bu kararın ardından, boğazdan geçiş yapmak üzere bölgede bulunan yüzlerce gemi ilerleyemedi. Denizcilik takip verilerine göre, 20-22 Mart tarihleri arasında boğaz çevresinde yaklaşık 1900 gemi bekleme durumunda kaldı.
Bekleyen gemilerin önemli bir kısmını enerji ve ham madde taşıyan tankerler oluşturuyor. Verilere göre, bu gemiler arasında 324 dökme yük gemisi, 315 petrol ve kimyasal ürün tankeri, 211 ham petrol tankeri ve 98 LPG gemisi bulunuyor. Sadece tankerlerdeki ham petrol ve petrol ürünlerinin yaklaşık 190 milyon varil olduğu tahmin ediliyor. Bu rakam, küresel enerji arzı için kritik bir rezervi temsil ediyor.
Yaşanan gelişmeler sadece bölgesel şirketleri değil, aynı zamanda uluslararası lojistik devlerini de doğrudan etkiliyor. Almanya merkezli önde gelen konteyner taşımacılığı şirketlerinden biri, güvenlik gerekçesiyle Basra Körfezi’ndeki 6 gemisinin hareket edemediğini açıkladı.
Deniz taşımacılığı piyasasında gerilimin etkisi hızla fiyatlara yansıdı. Özellikle tanker taşımacılığında navlun ücretlerinde dikkat çekici artışlar yaşandı. Son haftalarda kirli tanker taşımacılığı endeksi yaklaşık %49, temiz tanker taşımacılığı endeksi ise %78 oranında yükseldi. Uzmanlar, bu artışın temel nedenleri arasında artan yakıt maliyetleri, güvenlik riskleri ve şirketlerin uyguladığı ek ücretleri gösteriyor.
Hürmüz Boğazı, dünya genelinde deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık %30’unun geçtiği kritik bir güzergahtır. Bu nedenle bölgede yaşanan her türlü aksama, küresel enerji piyasaları ve lojistik ağları üzerinde doğrudan ve önemli etkilere neden olmaktadır. Mevcut yük hacmini karşılayabilecek alternatif kara ve deniz güzergahlarının kapasitesinin yetersiz olduğu belirtiliyor.