PISA 2025’te Yeni Dönem: Öğrenci Bilgi Mimarı mı, Bilgi Deposu mu Olmalı?

PISA 2025’te Yeni Dönem: Öğrenci Bilgi Mimarı mı, Bilgi Deposu mu Olmalı?
Yayınlama: 06.09.2026
A+
A-

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından uygulanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 döngüsünde önemli bir değişiklik yaşanıyor. İlk kez öğrencilerin dijital dünyada öğrenme becerileri yenilikçi bir alan olarak değerlendirilecek. Kastamonu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Selman Tunay Kamer, bu yeni dönemin eğitimde büyük bir dönüşüme işaret ettiğini vurguluyor.

PISA 2025’in odak noktası, öğrencinin bilgiyi ne kadar hatırladığı değil, bilgiye nasıl ulaştığı, kaynakların güvenilirliğini nasıl sorguladığı ve elde ettiği bilgiyi yeni problemler karşısında nasıl kullandığı olacak. Bu durum, geleneksel “bilgi deposu öğrenci” anlayışından, bilgiyi aktif olarak üreten ve sorgulayan “bilgi mimarı öğrenci” anlayışına geçişi temsil ediyor.

PISA’da “Bilgi Deposu” Dönemi Değişiyor

Dijitalleşmenin artmasıyla birlikte, bilginin sadece hatırlanıp uygulandığı geleneksel eğitim anlayışının tek başına yeterli olmadığı anlaşıldı. PISA 2025’te “Dijital Dünyada Öğrenme” alanı, öğrencilerin dijital araçlarla bilgi oluşturma ve problem çözme süreçlerini mercek altına alıyor. OECD’nin çerçevesine göre bu alan, öz düzenlemeli öğrenme ile hesaplamalı ve bilimsel sorgulama becerilerini kapsıyor.

Prof. Dr. Kamer, bu değişimi, öğrencilerin karşılaştığı ilk bilgiyi sorgusuz sualsiz kabul etmek yerine, farklı kaynakları karşılaştırması, filtrelemesi ve bilginin güvenilirliğini değerlendirmesi gereken bir sürece işaret ettiğini belirtiyor. Arama motorlarında karşılaşılan ilk sonucun doğru olmayabileceği gerçeği, kaynak değerlendirme ve doğrulama becerilerini eğitimin ayrılmaz bir parçası haline getiriyor.

Yapay Zeka ve Dijital Yeterlilik

Yapay zekanın öğrenme süreçlerindeki rolü de PISA 2025’te önemli bir yer tutuyor. Öğrenciler yapay zeka araçlarıyla hızlıca içerik üretebilse de, bu bilginin doğruluğunu ve eksikliğini sorgulama sorumluluğu onlara ait. Yapay zekanın, öğrencinin yerine düşünmek yerine, düşünme sürecini destekleyen bir araç olarak kullanılması gerektiği vurgulanıyor. Bu bağlamda, yapay zekadan alınan bilginin akademik kaynaklarla karşılaştırılması büyük önem taşıyor.

PISA’nın yeni dijital yeterlilik anlayışı, sadece bilgisayar kullanımını değil, karmaşık problemleri çözebilme, öğrenme süreçlerini yönetebilme ve dijital araçlarla bilgi üretebilme gibi becerileri de içeriyor. Teknolojik imkanlar aynı olsa bile, bu araçların ne amaçla ve ne kadar etkili kullanıldığı dijital uçurumu yeniden tanımlıyor.

Türkiye İçin Eğitim Politikası Mesajları

Prof. Dr. Kamer, PISA 2025 sonuçlarının Türkiye için bir fırsat olduğunu belirtiyor. Dijital eğitim politikalarının yalnızca cihaz ve internet sağlamakla kalmaması, öğretmenlerin dijital araçları pedagojik amaçlarla kullanabilmesi ve öğrencilerin medya okuryazarlığını geliştirmesi gerektiğini ifade ediyor. Müfredatta dijital güvenlik, bilgi doğrulama, veri okuryazarlığı ve yapay zekanın etik kullanımı gibi konuların entegre edilmesi öneriliyor.

Yeni yaklaşım, ölçme ve değerlendirme sistemlerini de etkileyecek. Öğrencinin cevaba nasıl ulaştığı, kullandığı kaynaklar ve düşünme süreci, sadece doğru sonuç kadar önem kazanacak. Bu nedenle, öğrencilerden farklı kaynakları karşılaştırmaları ve yapay zeka tarafından üretilen bilgideki hataları tespit etmeleri gibi görevler daha fazla öne çıkacak.

PISA 2025’te ana değerlendirme alanı bilim olacak, matematik ve okuma alanları da incelenecek. “Dijital Dünyada Öğrenme” alanı ilk kez değerlendirilirken, İngilizce yabancı dil değerlendirmesi de programa dahil edildi. OECD, PISA 2025’in ilk sonuçlarını 8 Eylül 2026’da açıklayacak. Bu yeni dönem, öğrencilerin sadece ne bildiğini değil, dijital dünyada bilgiyi nasıl öğrendiğini, değerlendirdiğini ve problem çözdüğünü ölçen bir anlayışı yansıtacak.

Reindeer Medya İzopoint Yalıtım Sıvası - Isı, Ses, Su ve Yangın Yalıtımı