Prof. Dr. Zakir Avşar’dan Ev Sahibi Türkiye Analizi: Sosyal Konut Politikaları ve İstanbul’un Geleceği

Prof. Dr. Zakir Avşar’dan Ev Sahibi Türkiye Analizi: Sosyal Konut Politikaları ve İstanbul’un Geleceği
Yayınlama: 27.04.2026
A+
A-

Akademisyen ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, “Ev sahibi Türkiye?” başlıklı köşe yazısında, Türkiye’deki sosyal konut meselesinin son yirmi yılda nasıl stratejik bir başlığa dönüştüğünü detaylı bir şekilde ele aldı. Avşar, sosyal konut politikasının artık sadece dar gelirli kesimlerin barınma ihtiyacını karşılamanın ötesine geçerek, ekonomik istikrar, toplumsal denge ve kentsel güvenlik gibi çok daha geniş bir çerçeveyi kapsadığını belirtti.

Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) Rolü ve Başarıları

Bu dönüşümün merkezinde Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından yürütülen geniş ölçekli konut üretim programlarının bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Avşar, 2003 yılından bu yana 1 milyon 750 binden fazla sosyal konut inşa edildiğini ve yaklaşık 7 milyon vatandaşın bu projelerle ev sahibi olduğunu söyledi. Bu rakamların, devletin sosyal konut alanındaki kapasitesini ve politikaların sürekliliğini gösterdiğini ifade etti. Sosyal konutun, sınırlı bir sosyal yardım aracı olmaktan çok, geniş kitleleri etkileyen bir refah politikası olduğunu belirtti.

“Yüzyılın Konut Projesi” ve İstanbul’un Talebi

Avşar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen ve kamuoyunda “Yüzyılın Konut Projesi” olarak bilinen 500 bin sosyal konut hedefinin, bu alandaki en güncel ve iddialı adım olduğunu dile getirdi. 81 ilin tamamını kapsayan bu projenin, Türkiye konut politikası tarihinde yeni bir eşik anlamına geldiğini söyledi. En az iki milyon vatandaşın daha modern, afetlere dirençli ve erişilebilir fiyatlı konutlara kavuşmasını hedefleyen bu projenin, konut piyasasının dengelenmesi açısından da kritik bir rol üstlendiğini belirtti. Projeye gelen 8 milyon 840 bin başvuru ve 5 milyon 242 bin geçerli başvuru, konuta erişim talebinin yüksekliğini ve kamusal müdahalelere olan ihtiyacı gözler önüne serdi. Bu talep baskısının en yoğun hissedildiği şehrin ise hiç şüphesiz İstanbul olduğunu, yaklaşık 1 milyon 235 bin başvuruyla projenin en büyük talep havuzunu oluşturduğunu ekledi.

İstanbul’a Özel Sosyal Konut Politikaları

İstanbul’daki konut meselesinin karmaşıklığına dikkat çeken Prof. Dr. Avşar, yüksek nüfus artışı, göç, sınırlı arsa arzı ve spekülatif fiyat oluşumlarının İstanbul’u diğer şehirlerden farklı bir konuma taşıdığını belirtti. Bu nedenle sosyal konut politikalarının İstanbul’da daha farklı parametrelerle uygulanmasının teknik bir tercih değil, zorunlu bir uyarlama olduğunu vurguladı. Hane gelir sınırının daha yüksek belirlenmesi, 240 ay gibi uzun vadeli ödeme planları ve düşük peşinat oranlarının, bu kentsel gerçekliğe verilen doğrudan bir cevap olduğunu söyledi. Aylık taksitlerin erişilebilir seviyelerde tutulmasının, dar gelirli kesimlerin finansman engelini aşmasını ve mülkiyet edinimini yaygınlaştırmayı hedeflediğini ifade etti.

Sosyal Konutların Ekonomik ve Kentsel Etkileri

Sosyal konut politikalarının İstanbul’daki anlamının sadece konut arzını artırmakla sınırlı olmadığını belirten Avşar, bu politikaların kira ve satış fiyatları üzerinde dengeleyici bir etki yaratma potansiyeli taşıdığını söyledi. Hızlı artan kira bedellerinin ekonomik baskı unsuru haline geldiği günümüzde, kamu eliyle gerçekleştirilen büyük ölçekli konut üretiminin piyasa üzerinde dolaylı bir regülasyon işlevi görerek fiyatların aşırı yükselmesini sınırlayacağını vurguladı. Bu durumun kiracıları da kapsayan geniş bir toplumsal fayda üreteceğini ekledi. İnşaat sektörünün yaklaşık 300 alt sektörü besleyen yapısı nedeniyle, büyük ölçekli projelerin ekonominin genelinde güçlü bir çarpan etkisi yarattığını belirtti. Bu projelerin, inşaat malzemeleri üretiminden lojistiğe, finans sektöründen istihdama kadar geniş bir alanda ekonomik aktiviteyi artırdığını ve sosyal konut yatırımlarını makroekonomik istikrar açısından önemli bir araç haline getirdiğini söyledi.

Kentsel Dönüşümle Bütünleşik Yaklaşım

Sosyal konut politikalarının bir diğer kritik boyutunun, kentsel dönüşüm süreçleriyle kurduğu güçlü ilişki olduğunu ifade eden Avşar, Türkiye genelinde 2012’den bu yana 2 milyon 526 bin bağımsız bölümün dönüşüm kapsamına alındığını ve bunların 2 milyon 262 bininin tamamlandığını belirtti. Bu dönüşümün önemli bir bölümünün İstanbul’da gerçekleşmesinin, kentin hem risk hem de öncelik açısından özel bir konumda olduğunu gösterdiğini söyledi. Sosyal konut üretimi ile kentsel dönüşümün birlikte ele alınmasının, politika tasarımının en güçlü yönlerinden biri olduğunu vurguladı. Yeni konut üretimi ile mevcut riskli yapıların dönüşümünün eş zamanlı ilerlemesinin, şehirlerin daha sağlıklı bir yapı stokuna kavuşmasını sağlayacağını, özellikle deprem riski yüksek İstanbul için bunun hayati önem taşıdığını belirtti. Sosyal konut politikasının bu bağlamda doğrudan bir afet risk azaltma stratejisi olduğunu söyledi.

Yaşam Alanı Üretimi ve Toplumsal Bağlar

Prof. Dr. Avşar, sosyal konut projelerinin konut üretimine odaklanırken yaşam alanı üretimini ihmal etmediğini de belirtti. Mahalle konakları, eğitim kurumları ve ibadet alanları gibi sosyal donatıların projelere entegre edilmesinin, insan merkezli bir şehircilik anlayışına dayandığını gösterdiğini ifade etti. Bu durumun, büyük şehirlerde giderek zayıflayan toplumsal bağların yeniden güçlendirilmesi açısından önemli bir fırsat sunduğunu ekledi. Konutun sadece fiziksel bir barınma ihtiyacını karşılamakla kalmayıp, sosyal ilişkilerin kurulduğu ve sürdürüldüğü bir mekân olduğu gerçeğinin, bu tür planlamaların önemini artırdığını söyledi.

Geniş Perspektif ve Gelecek Vizyonu

Tüm bu unsurların bir araya geldiğinde, sosyal konut politikalarının Türkiye’de çok boyutlu bir dönüşüm sürecinin merkezinde yer aldığına dikkat çeken Avşar, yüksek talep, ekonomik baskılar ve afet riski gibi faktörler dikkate alındığında, sosyal konut uygulamalarının İstanbul için geçici bir çözüm değil, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir zorunluluk olarak karşımıza çıktığını belirtti. Sosyal konut hamlelerinin, günümüz Türkiye’sinde ekonomik büyümeden toplumsal refaha, kentsel planlamadan afet yönetimine kadar uzanan geniş bir etki alanına sahip stratejik bir politika aracı olduğunu vurguladı. İstanbul’da yürütülen projeler ve ortaya konan verilerin, bu politikanın doğru kurgulandığında konut sorununu çözmekle kalmayıp, şehirlerin daha dengeli, daha güvenli ve daha yaşanabilir bir yapıya kavuşmasını sağlayabileceğini açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.

Tarihsel Kökenler ve Gelecek Güvencesi

Prof. Dr. Avşar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üzerinde hassasiyetle durduğu sosyal konut meselesinin, AK Parti hükümetleri döneminde en önemli ilerlemelerin kaydedildiği bir alan olduğunu hatırlattı. Bu başarının köklerinin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemine uzandığını belirterek, o dönemde hayata geçirilen kentsel düzenleme, altyapı ve planlı yerleşim politikalarının, bugünkü sosyal konut vizyonunun temelini oluşturan ilk örnekler arasında yer aldığını söyledi. Son olarak, bu alanda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un uygulayıcı ve icracı olması durumunda, düşünülen ve tasarlananın da ötesinde başarıların en kısa sürede gerçekleşeceğine dair inancını dile getirdi.

Reindeer Medya İzopoint Yalıtım Sıvası - Isı, Ses, Su ve Yangın Yalıtımı